Oldukça akıcı. Bana öyle geldi yani. Şayet dîvan edebiyatına ya da edebiyat tarihine biraz merakınız varsa sıkılmadan okursunuz. Dipnotlu, bilimsel ama bana şenlik havasında gelen bir kitap oldu.
Metodolojik açıdan eleştireceğim tek konu İnalcık'ın 15. yy. Osmanlısını, Rönesansla Rönesans önceymiş gibi kıyaslaması... Ya da "Rönesans İtalya’sında şehirler arasında, daha sonra Avrupa sarayları arasında gördüğümüz rekabet, İslâm dünyasında da benzeri bir rol oynamıştır." gibi ifadeleri ...
Hangisi daha önce? İslam dünyası mı, Rönesans mı?
...Benzeri diyerek İslam dünyasında da diye devam edilmesi metodolojik açıdan büyük bir yanlışlık.
Yine "Dengeli Hacim" konusunda da bir eleştirim var ki o da, eserde Fuzulî'nin, diğer şairlerden daha fazla yer kaplaması...
Bir başka konu da Fuzulî' için önce patronaj istemediğini yazmış, sonra bunu çürütmüş. Bunun bir iddia olduğunu belirtip sonra çürütse metodolojik açıdan doğru bir yaklaşım olurdu. Fakat "...Fuzûlî’nin Âl-i Resûl ve Kutsal Yerler (‘Atebât-i ‘Aliyye) için yazdığı kasîdelerde, genellikle, bir hâmi aramaması doğaldır." Ya da "Fuzûlî, imâmiyye-i isnâ-’aşeriyye mezhebini benimsemiş bir Safavî şâiri olarak yaşadığı dönemde (1508-1534), Osmanlı’yı “kâfir” ve Osmanlı ülkesini “kâfiristân” diye anmıştır.67 1534’ de birdenbire bir Osmanlı tebaası durumuna geldikten sonra, beklediği itibarı göremeyince, onun sultanlar ve büyüklerden yüz çevirmesi, yalnızlığa çekilmesi anlaşılır bir şeydir." demiş birkaç beyit, bent örnek vermiş ardından "Bununla beraber..." diyerek eklemiş ve patronaj aradığını kanıtlamaya koyulmuş. Metodolojik açıdan bana pek doğru gelmedi. Yine de alanda yapılmış güzel bir çalışma. Tutup Halil İnalcık gibi önemli bir isim yazdı diye eleştiri yapmadan da duracak değiliz. Kaldı ki bilim bunu