Halifelik Abdülhamid’in saltanatında dini ve milli kimliklerle ilgili çeşitli meselelerin içinde kırılarak yansıdığı bir prizma görevi gördü. 1876 Anayasası’nın 3. ve 4. maddeleri Osmanlı sultanını “İslam dininin koruyucusu” bir halife olarak tanımlamıştı. Daha önce tartışıldığı üzere, sadece birkaç Arap müellifin sultanın halifelik unvanını talep etmesini meşrulaştıracak yorumlarda bulunmasına rağmen, sultanlık ve halifelik önceki yüzyıllarda Osmanlı dini düzeninde genel olarak birleştirilmişti. Bu kayıtsızlık 19. yüzyılda birçok Müslüman gözlemci Avrupa’nın Ortadoğu’daki emperyal hırslarının sert gerçekliğiyle karşılaşınca değişti. Sultan II. Abdülhamid sadece Osmanlı hanedanının halife olabileceğini iddia eden 16. yüzyılda ortaya atılmış hak talebini uluslararası bir mesele olarak tekrar gündeme getirdi. Dedesi Sultan II. Mahmud ise tam aksine, 1823 Erzurum Antlaşması’na göre halifelik unvanını İran’daki Feth Ali Şah ile paylaşmaya rıza göstermişti. Abdülhamid’in talebine rağmen, ne Fas’taki Sultan Mevlay Hasan ne de Mısır’daki Hıdiv İsmail veya Tahran’daki Nasir el-Din Şah kendisini halife olarak tanıdı. Öte yandan, Avrupa koloni idaresi altında Hindistan, Güneydoğu Asya ve Afrika’da yaşayan Müslümanlar Osmanlı İmparatorluğu’nu kendilerine Avrupalı emperyalistlere karşı yardım etmeye muktedir, ayakta kalan son Müslüman devlet olarak gördükleri için sultanın halifelik unvanını tanıma konusunda daha istekliydiler. (..) Öte yansan, Hristiyan orduları ardı ardına Müslüman ülkelerini işgal ettikçe, Abdülhamid’in halifelik iddiasını kabul etme konusundaki tereddüt azaldı. Yine de, Abdülhamid’in halifeliğinin Müslüman geleneğindeki ilk dört halifeninkiyle aynı olmadığına dair genel bir ret de söz konusuydu.
Sayfa 223·Kitabı okudu
Araf Suresi'nden kendime notlar
1-)Şükrünü artır. 2-)Büyüklük taslama. 3-)İsraf etme. 4-)Allah'a karşı bilmediğin şeyi söyleme. 5-)Dünya hayatı seni aldatmasın. 6-)Rabbine içtenlikle, için için ve alçak gönüllülükle dua et. 7-)Dua ederken haddini aşma. 8-)Allah'tan korkarak ve umarak dua et. 9-)Allah'ın verdiklerine nankörlük etme. 10-)Sözünde dur. 11-)Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır. 12-)Sana bir iyilik geldiğinde bu bendendir deme. 13-)Allah'a olan bağlılığını iyi şeyler geldiğinde bozma. 14-)Allah'ın ayetlerinden gafil olma. 15-)Günahtan sonra hemen tövbe et. 16-)Tevazu sahibi ol. 17-)Allah'a güzel isimleri ile dua et. 18-)Şeytandan vesvese dokunduğunu hissettiğinde Allah'a sığın. 19-)Kuran okunduğunda sus ve dinle. 20-)İbadetinle böbürlenme.
Reklam
Yunanlardan dedelerimiz boşuna nefret etmedi;
16 Mart 1920'de İstanbul'un resmen işgali, bir yıl önce 1919'da Yunanların İzmir'e çıkması üzerine kendini gösteren milli ayaklanma gibi, bütün yurtta derin yankılar uyandırdı. Ve Anadolu'da, Mustafa Kemal önderliğinde başlayan bağımsız milli hareketi güçlendirdi. İstanbul'da Meclis-i Mebusân ve sultan hükümeti işgal güçlerinin kontrolü altındaydı. Kaçabilen milletvekilleri Ankara'ya sığındılar. Bundan sonra, seçilen yeni milletvekilleri İstanbul'dan gelenlerle beraber Ankara'da TBMM'ye vücut verdiler (23 Nisan 1920). Bundan sonra devletin yeni merkezi Ankara'ydı.
Alıntı
İzmir'in işgalinden bir gün sonra, yani 16 Mayıs Cuma günü Mustafa Kemal Anadolu'ya gitti.
Sayfa 162·Kitabı okudu
Alıntı
Matematik dedikleri formül ezberinden, Türkçe dedikleri dil bilgisinden, Tarih dedikleri kronolojiden, Fen dedikleri teoriden ibaret bir eğitim. Bir de üçüncü mesele var ki o daha daha, hatta bir daha ekleyerek söylüyorum daha daha daha acı. Öğrencilerimizin aldığı eğitimi hep Batı marifeti biliyor olması. Hâlbuki tanjant, kotanjant, sinüs gibi terimleri kendi dedelerinden olan Takiyüddin Efendi’nin keşfettiğinden habersiz bir şekilde eğitim sisteminin içinde yükselmeye çalışmaktadır. Bu konuya neden geçtim derseniz... Çünkü gençlerimiz bu gibi şeylerin hep dediğim gibi Batı’dan gelebileceğine inanmakta. Öğrencilere coğrafya dersinde Antarktika’nın, 19. yüzyılda keşfedildiği söylenir. Lakin 16. yüzyılda Antarktika’nın haritasını çizen Piri Reis’ten hiç bahsedilmez. Öğrencilere İslam dininin bilime engel olduğu gösterilir. Ama bu Avrupalılar hiç demezler ki: “Bizler yıldızları asılmış kandil zannederken, 1100’lü yıllarda yıldızların yer ve açılarını ölçen Müslüman âlim Cabir bin Eflah olmuştur” diye. Onlar din olarak İslam’dan nefret ettiler ama kültür ve medeniyet olarak İslam’a duydukları hayranlıklarından ne vazgeçebildiler, ne de bu hayranlığı gizleyebildiler.
1000Kitap
A'RÂF SÛRESİ
Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: "Âdem'e secde edin" dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis, secde edenlerden olmadı. ﴾11)-(Allah) buyurdu: "Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblis): "Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın." ﴾12﴿ (Allah) buyurdu: "Öyleyse oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın." ﴾13﴿ (İblis) dedi: (Bari) bana (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver." ﴾14﴿ (Allah) buyurdu: "Haydi sen süre verilmişlerdensin." ﴾15﴿ "Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım." ﴾16﴿ "Sonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksın." ﴾17﴿ (Allah) buyurdu: "Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. And olsun ki,onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım." ﴾18﴿ (Sonra Allah, Âdem'e hitab etti): "Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz." ﴾19﴿ Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti." dedi. ﴾20﴿ Ve onlara: "Elbette ben size öğüt verenlerdenim." diye de yemin etti. ﴾21﴿ Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı (önceki mevkilerinden indirdi). Ağacı(n meyvesini) tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi
Alıntı
Reklam
Reklam