Kurgudan doğan din savaşları
Ortaçağda Haçlı Seferleri’nde bir milyonla üç milyon arasında insan öldü. Avrupa’da, çoğu kadın olmak üzere, yaklaşık otuz beş bin insan, dinden çıktıkları ve cadı ya da büyücü oldukları iddiasıyla katledildi, idam edildi veya yakıldı. Avrupa’da 1618-1648 yılları arasında gerçekleşen 30 Yıl Savaşları’nda, en düşük tahminlere göre üç milyon, en yüksek tahminlere göre on bir milyon insan hayatını kaybetti. Fransa’da Protestanlar ve Katolikler arasında geçen dini mezhep savaşlarında, iki ile dört milyon arasında insan öldü. Nijerya İçsavaşı’nda 1960’lı yıllarda bir milyonla üç milyon arası insan hayatını kaybetti. Sudan İçsavaşı’nda 1980’lerde ve 1990’larda bir milyonla iki milyon arası kişi hayatını kaybetti. Din ve mezhep odaklı Lübnan İçsavaşı’nda yüz otuz binle iki yüz elli bin arasında insan hayatını kaybetti. Avrupa’da ortaçağ ve sonrasında yaşanan sıkıntıların benzerlerini biz 20 ve 21. yüzyılda İslam dünyasında yaşıyoruz. İran İslam Cumhuriyeti’nde devrimden sonra, 1981-1985 yılları arasında, yaklaşık 7900 kişi idam edildi. El Kaide, Taliban, El Nusra, IŞİD gibi terör örgütleri binlerce insanın ölümünden sorumlu. Türkiye’de Turan Dursun, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Ahmet Taner Kışlalı gibi yazarlar, akademisyenler, dinci terörün kurbanı oldular, katledildiler. Yani bu terörist insanlar bir kurgu ortaya koyuyorlar ve o kurgu üzerinden bir terör eylemi yapıyorlar. Aziz Nesin ateist olduğunu açıkladığı için, canını zor kurtardı Sivas olaylarında, ama o olayda onlarca insan öldü. Maraş, Çorum olaylarında da benzer şeyler yaşandı, yüzü aşkın insan öldürüldü. Bugün, din üzerinden siyaset yapan bir partinin iktidarında, yüzlerce gazeteci, yazar, akademisyen, asker hapiste.
Daha 16. yüzyıl ortalarında, özellikle Şehzâde Mustafa ve Şehzâde Bayezid olayları sırasında, Anadolu'da şiddetli bir kaynaşma başlamıştı. Bir yandan askerî sınıfa geçme amacı ile rakip şehzâdeler hizmetine giren binlerce başıboş Anadolu köylü genci, yevmlüler, levendler adı ile bu kargaşayı desteklerken, öbür yandan timarı az veya timarsız eli-emirlü ve maʻzul sipahiler, bu kaynaşmanın ön safında ortaya çıkmışlardır. Öbür yandan, ilmiyye mesleğinin vergi bağışıklığı gibi ayrıcalıklarından yararlanmak isteyen, fakat soygunculuk ve hatta eşkiyalığa sürüklenen binlerce Anadolu delikanlısı, sûhte/softa adı altında medreselerin çatısı altında toplanıyor, yahut dağ başlarında kendi medreselerini veya çetelerini kuruyorlardı. Eskiden Anadolu'nun fazla nüfusu için Balkanlar, bir taşma ve göç bölgesi idi, uclar ise askerî hizmete girmek isteyenlerin gönüllü, garip-yiğit adı ile koşuştukları bir er meydanı idi. 16. yüzyılın ikinci yarısında, bir yandan Avrupa'da yayılma durakladı; yeni timar olanakları kalmadı ve uc akıncı kurumu çöktü; öbür yandan, yukarıda söylediğimiz gibi, büyük nüfus artışı nedeni ile çorak Orta-Anadolu yaylasında nüfus baskısı güçlendi. Bu nüfus taşmasının gerçek ölçüsü iyi bilinmiyor. Fakat birçok belirtiler, bu varsayımı doğrulamaktadır. Kıbrıs'ın fethinden sonra, 2 Eylül 1572 tarihli bir fermanlas Anadolu, Karaman, Rûm, Zulkadı-riyye (Dulgadır) vilâyetlerinde, toprak sıkıntısı çeken, vergi tahrir defterlerine yazılmamış olan, bulunduğu yerden kaçarak başka taraflarda yerleşen veya ırgatlık yapan, toprak davaları bir sonuca vardırılmamış olanlar, şehirlerde ve köylerde işsiz güçsüz dolaşanların Kıbrıs'a sürgün gönderilmeleri emredilmiştir. Böylece, yalnız dağlık Teke bölgesinden gidecekler, 5.720 hâne olarak saptanmıştır. Bunun yanında, kendi isteği ile
Sayfa 191 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
One of the glaring weaknesses of the Peace of Augsburg (1555) was that it ignored the Calvinists. Given their sense of holy mission, it was merely a matter of time before hostilities erupted anew. Preparations for war were laid early in the seventeenth century when Protestants formed a league of German princes and Catholics created a similar Catholic League. Fighting broke out in 1618.
In a similar way, between 1560 and 1618 in the Netherlands, the strongly Calvinistic Dutch fought a war of independence from Catholic Spain and won. In the southern territories, however, the area we call Belgium, the people remained Catholic and did not gain their independence from Spain until much later.
Hicri 1028 (Miladi 1618) tarihinde Budin Valisi Karakaş Mehmed Paşa'dan gelen bir mektupta Macaristan'da daire şeklinde siyah bir bulut belirip, bu buluttan kan gibi kırmızı bir yağmur yağdığı ve her biri 34 kantar ağırlığında kara taş gülleler düştüğü yazılıydı..
Sayfa 90 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Tarih
OTUZ YIL SAVAŞLARI VE WESTPHALIA ANTLAŞMASI
Otuz Yıl savaşları, 1618 ile 1648 yılları arasında, çeşitli Avrupa ülkeleri arasında, toprak anlaşmazlıkları, din ve hanedan kavgalan gibi nedenlerle çıkan bir dizi savaşa verilen isimdir. Avrupa'nın hemen her yerinde büyük bir yıkıma yol açmış olan bu savaşla ve sonunda imzalanan Westphalia Barışı'yla Avrupa haritası büyük değişikliğe uğramıştır. Temelinde Protestan-Katolik mücadelesi varmış gibi gözükse de aslında Otuz yıl Savaşlan daha ziyade siyasi amaçlar için gerçekleşmiştir. Savaşın bir diğer ilginç yanıysa Kutsal Roma Germen İmparatorluğu'na bağlı prensliklerin bu savaş sırasında farklı taraflarda savaşmalarıdır. Bu durum Otuz Yıl Savaşları'na aynı zamanda bir iç savaş görüntüsü de vermiştir. 1555 yılında imzalanan Augsburg Antlaşması ile Martin Luther taraftarlarıyla katolikler arasındaki savaş sonra ermişti. Bu antlaşmayla Alman prensleri protestanlık ile katoliklik arasında seçim yapmakta özgür bırakılmışlardı. Ancak antlaşma tam olarak uygulamaya geçemedi. Kutsal-Roma Germen İmparatorluğu'ndaki protestan prensler 1608 yılında bir birlik kurdular. 1609 yılındaysa katolik devletler, imparatorun desteği ve Bavyera'nın önderliğinde birleştiler. Böylece Almanya parçalanmış ve dini temel alan iki kampa bölün-müştü. Katolikler İspanya'nın desteğine güveniyorlardı. Protestanlar ise Hollanda, İngiltere ve Fransa gibi Avrupa'da Habsburg egemenliğini istemeyen devletlerle görüşüyorlardı.
Sayfa 53