İnsan kendi çocukluğuyla konuşup aslında kim olduğunu ona nasıl anlatır? İnsan nasıl ben, senim der?
İbrâhim aleyhisselâm Kur'an-ı Kerîm'de hayatı ve tebliğ faaliyetleri hakkında bilgi verilen büyük peygamberlerden biridir. Onun hakkındaki en eski bilgiler Tevrat'ın Tekvîn kitabına dayanmaktadır. Burada verilen bilgilere göre onun ismi önceleri "yüce baba" anlamında Abram idi. Fakat daha sonra bunun yerine Tanrı ona "milletlerin babası" anlamına gelen Abraham (İbrahim) ismini vermiştir (Tekvîn, 17/5). Soy kütüğü, babadan oğula doğru Nûh, Sâm, Arpagşad, Şelah, Eber, Peleg, Reu, Seruc, Nahor, Terah, Abram (İbrâhim) şeklinde gösterilir (Tekvîn, 11/10-26). Tevrat'a göre Hz. İbrâhim Mezopotamya'da, Keldânîler'in Ur şehrinde doğmuş; eşi Saray (Sâre), babası Terah ve diğer akrabalarıyla birlikte buradan Harran'a gitmiş; babası burada ölmüş, kendisi de Tanrı'dan aldığı buyruk üzerine eşi Sâre ve kardeşinin oğlu Lût ile birlikte Filistin'deki Ken'an diyarına (Filistin) göç etmiştir. Tanrı'dan, bu ülkenin kendi soyuna verileceği müjdesini alan İbrâhim, ülkede başgösteren kıtlık yüzünden eşiyle birlikte Mısır'a gitmiş, orada Hâcer kendisine câriye olarak verilmiş, daha sonra tekrar Ken'an diyarına dönmüştür. Yine Tevrat'ın verdiği bilgilere göre İbrâhim'in Sâre'den çocuğu olmayınca onun isteğiyle Hacer'le evlenir ve seksen altı yaşındayken ondan oğlu İsmail (Tekvîn, 16/16), 100 yaşına geldiğinde de Sâre'den İshak dünyaya gelir (Tekvîn, 21/6). Sâre'nin kıskançlığı yüzünden Hâcer oğlu İsmail'i alarak Paran çölüne gidip orada yaşamak zorunda kalır (Tekvîn, 21/8-21; İsmail, İbrânîce'de "Allah işitir" anlamına gelen Yişmael isminin Arapça'da telaffuz edilen şeklidir). Öte yandan İbrâhim, ilâhî iradeye boyun eğerek İsmail'i kurban etmek istemesiyle Tanrı'nın takdirini kazanır (Tekvîn, 22/1-13) ve kendisine soyunun göklerdeki yıldızlar, denizdeki kumlar kadar çoğalacağı vaad edilir.
Sayfa 205 - Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 9. Baskı·Kitabı okudu
Din
Reklam
"Tarihi görmezden gelenin ne geçmişi vardır ne de geleceği."
Sayfa 49·Kitabı okuyor
Sana inandığım gün kendi savaşıma yenilirim.
Sayfa 341·Kitabı okudu
Tevbe Suresi
17. Müşrikler vicdanlarına karşı kendi inkarlarına kendileri tanık olup dururlarken, Allah'ın mescitlerini imar etmeleri mümkün değildir. Onların hayır adına bütün yaptıkları boşa gitmiştir ve onlar ateş içinde sürekli kalacak olanlardır. 18. Allah'ın mescitlerini ancak, Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaza devam eden, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte bunların başarılı olmaları umulur. 19. (Ey müşrikler!) Ya siz, hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'da umrecilik yapmayı, Allah'a ve ahiret gününe inanıp da Allah yolunda cihad etmekte bulunanlarla aynı mı tuttunuz?! Bunlar Allah katında eşit olmazlar. Allah zalimler sürüsünü doğruya iletmez.
Âyet-i Kerime meali
Reklam
Reklam