6/10
·240 syf.··
2026 48. kitabı
Klasik Jules Verne tarzının dışında bir eser. Eser ilk olarak yazarın 1905 yılında ölümünden sonra oğlu tarafından bulunup 1910 yılında yayımlanmış. Okunabilir ancak yazarın daha güzel romanları var.
Wilhelm Storitz'in SırrıJules Verne · Alfa Kitap · 2023461 okunma
Al bakayım şu diyetini!!
10/10
·204 syf.··
2026 39. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:44
Ömer Seyfettin aklıma Diyet hikayesiyle kazınmış bir yazardı. Yıllar sonra umumi bir kitaplıkta Gizli Mabet adlı eseri görünce anılarımı tazelemek adına okumaya karar verdim. Kitabın giriş kısmında yazarın Türk Edebiyatımıza katkıları, kendi döneminde etkilendiği kişiler ve düşünce akımları özetle anlatılmış ayrıca kısa bir şekilde yaşamıda yazılmıştır. Kitapta bulunan Ömer Seyfettin’in kaleme aldığı kıssadan hisse hikayelerde (1910-1920) İstanbul ve Osmanlı coğrafyasının havasını buram buram teneffüs ediyorsunuz. Hikayelerde yer verilen karakterlerin iç dünyası ve yaşama biçimleri dönemin zorluklarından izler taşımakta. Hikayelerin kısa ve merak uyandırması okuyucuyu sıkmadan sonuca ulaşması benim en beğendiğim yanı oldu. Ayrıca hikayelerde mekanların aşırı güzel ve kolay betimlenilmiş olması o kadar güzel ki tabiri caizse "yağ gibi akıyor mübarek.” Diyaloglar gündelik hayatta kullanılan samimi sohbetlerle süslenilmiş dönemin kozmopolit yaşamı tebessüm ettirerek eleştirilmeye çalışılmış. Çok fazla yazacağım kısımları mevcut ama tadı kaçsın istemiyorum. Siz en iyisi bu kitabı okuyarak deneyimleyin. Keyifli okumalar :)
Edebiyat
Gizli MabetÖmer Seyfettin · Kurgan Edebiyat · 2013901 okunma
Reklam
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:43
“Herkes Tanrı’nın kendisini seçtiğine inanıyor; Hristiyanlar, Müslümanlar…” seçilmiş din. Sizce de böyle bir şey var mı? Kutsal metinlerin arasına sıkıştırılmış ırkların kendini üstün görmesini sağlayan Tanrı’nın kelamı. Peki soruyorum Tanrı sizce kendi yarattığı kullar arasında ayrım yapmış olabilir mi? Birini diğerine zulmetsin diye yaratmış olabilir mi? Bence hayır. Bahsedildiği gibi adil ise tabi :) Çok tartışmalı bir cevap olur sanırım, bunu farklı konulardan da ele alıp din teması üzerinden konuşmazsak. Herkesin kendine göre bir din anlayışı var. Hatta bazılarının işine göre. Bana göre; başı sıkışınca Tanrı’ya inancı sonsuz olabilen, iyi zamanlarında Tanrı’yı unutabilen bir varlıktır insan. Göreceli ve sonsuza kadar tartışılabilecek bir konudur bu. Sen ak dersin ben kara. Ben inançlıyım derim sen inançsızsın dersin. Kime göre,neye göre. Ayrıca Sanane ve Bananeee? Başkalarına düşüncelerini dikte etmeye calismadığın sürece bence bir mahsuru yok. Bazen tabi dilimizi de tutamıyoruz o da ayrı. Bir şeylere körükörüne inanmak yerine benden asırlar önce yaşamış insanların düşüncelerini okumayı tercih ederim. İşte bu kitap tam olarak bizim (benim) merak ettiklerimi-zi belki de sormaya çekindiğimiz tüm soruları Spinoza eşliğinde okurla cevaplamaya çalışıyor. Şimdi gelelim kitabın konusuna; 1656 yılınının Amsterdam’ı ve Spinoza. 1910 yılının Estonya’sı ve Alfred Rosenberg (hitlerin en büyük akıl hocası, büyük fikirlerin gerçek babası) Geçmiş gelecek arasında gidip gelerek yazılmış bir kitap daha çok felsefe üzerine kurulmuş. Yalom iki insanın davranışlarının düşüncelerinin derinlerine inerek onları bir psikoterapist olarak ele alıyor. Cemaatin batıl inançlarını kabul etmeyerek, aforoz edilmiş Spinoza’nın bazı kaynakların gerçekliğine dayanarak bir topluluğuna dahil
İnsan ve Duygular
Spinoza ProblemiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 20192,699 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2022 110. kitabı
Cahit Sıtkı Tarancı (1910-1956), Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önemli isimlerinden biridir. Şiirlerinde genellikle bireysel temaları (yaşama sevinci, aşk, yalnızlık, ölüm korkusu) sade, akıcı ve içten bir dille işlemiştir. En ünlü eseri olan “Otuz Beş Yaş” şiiri, 1946’da CHP Şiir Yarışması’nda birincilik kazanmış ve Türk edebiyatının kült şiirleri arasına girmiştir. “Bütün Şiirleri” (veya “Otuz Beş Yaş” toplu şiirleri) içinde yer alır ve şairin ölüm, zamanın geçişi ve yaşlanma kaygılarını en yoğun biçimde yansıtır. Asım Bezirci, şiirleri yayım tarihlerine göre kronolojik olarak sıralamıştır. Kitap şu bölümlerden oluşur: Sunu — Asım Bezirci’nin sunuş yazısı. Şiir Üstüne — Tarancı’nın bir röportajı / şiir üzerine düşünceleri. Öncekiler (23 şiir) — Erken dönem, kitaplara girmemiş şiirler. Ömrümde Sükût (1933, 21 şiir). Aradakiler (81 şiir) — Dergilerde kalmış ara dönem şiirleri. Otuz Beş Yaş (1946, 108 şiir) — Şairin en ünlü ikinci şiir kitabı. Düşten Güzel (1952, 35 şiir). Sonrakiler (6 şiir) — Geç dönem ve ölümünden sonra yayımlananlar. Çeviri Şiirler — Baudelaire, Verlaine, Apollinaire gibi şairlerden çeviriler. Temalar ve Tarancı’nın Şiir Anlayışı Tarancı’nın şiirleri genel olarak:Yaşama sevinci, aşk, doğa, yalnızlık ve ölüm korkusu etrafında döner. Sade, akıcı, içten ve halk diline yakın bir üslup kullanır. Hece ölçüsünü ustaca benimser. Hiçbir akıma sıkı sıkıya bağlı kalmamıştır; bireysel ve hümanist bir sesi vardır. Behçet Necatigil’in ifadesiyle: “Yaşamanın ve aşkın güzelliğini öven, ölümün üstünlüğünü vurgulayan, Türkçeyi bütün tatlılık ve anlatım gücüyle şiire geçiren” bir şairdir. Önemi Tarancı’nın dağınık dergi şiirlerini bir araya getirerek kalıcı bir külliyat oluşturur. Okuyucular ve araştırmacılar için temel referans kitaptır. Türk şiirinde bireysel
Otuz Beş YaşCahit Sıtkı Tarancı · Can Yayınları · 202014,1bin okunma
7/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
Yünlü Entari Henry Bordeaux Edebiyat alanında şiir, tiyatro, psikoloji-polisiye-dedektif romanlar, öykü vb. çalışmaları bulunan Henry Bordeaux, en popüler Fransız edebiyatçılarından birisidir. Yazarın en önemli romanlarından birisi olan ''Yünlü Entari'' 1910 yıllında yayınlanmıştır. Bordeaux, bu romanında sanat gücünü en belirgin, en özlü biçimde kullanmıştır. Birbiriyle uyuşmayan iki çift farklı hayatlardan gelmektedir. Raymond Cerney uçak mühendisi, çiftlik sahibidir. Gelecekte eşi olacak olan bayan Raymonde, çiftlik kahyasının kızıdır. Aralarında belirgin bir statü farkı vardır. Sevgileri birbirlerinin farklı beklentileri üzerine kuruludur. Raymonde, hem evliliği hem de sevgisi uğruna daha fazla fedakarlık yapmak zorunda kalır. Bu da onu mutsuz edecektir. Cerney ise, kendi isteklerinde baskın, üstün taraftadır. Aralarındaki bu farklılıklar tabiatıyla evliliklerinde bir takım huzursuzluklara, anlaşmazlıklara neden olacaktır.. Günümüz evliliklerinde ve karşı cins ilişkilerde yaşanan uyuşmazlıkların konu alındığı roman; akıcı ve sürükleyici anlatımla, okuyucuyu ilgiyle kendisine çekmektedir....
Roman
Yünlü EntariHenry Bordeaux · Halk El Sanatları ve Neşriyat · 07 okunma
"Beklemek ateşten şiddetlidir..."
Puan vermedi·164 syf.··
2026 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 20:45
》1910 Halley kuyruklu yıldızının Dünya'ya yaklaşmasıyla birlikte İstanbul'da yaşanan heyecan ve kaos anlatılıyor. 《Hikayenin merkezinde ise bu olay hakkında araştırmalar yapan, konferanslar veren, kadınlar hakkında oldukça önyargılı bir adam olan İrfan ve ona mektuplar gönderen gizemli bir kadın var. Bu mektuplar sayesinde ikili arasında adeta bir zeka oyununa dönen bir ilişki başlar. 》Bu kaosun ortasında halkın batıl inançları, bilimle alay eden ya da yanlış anlayan insanlar, kadın-erkek ilişkileri mizahi bir şekilde eleştiriliyor. 》Her yeni bilgiyi sorgulamadan yutan, duyduklarını büyütmeden duramayan, ölüm korkusuyla burun buruna gelince hemen dürüst insan olmaya çalışan, günümüzden hiç farkı olmayan mahalle halkı ise kitabın en gerçekçi ve eğlenceli kısmı olmuş. Yazar dönemin şartlarını, insan ve toplum yapısını, örfü ve adetini o kadar güzel yansıtmış ki okurken siz de kendinizi mahalleden biri olarak hissediyorsunuz. 》Kitap aslında dedikoduyla açılıyor: Daha ilk sayfalarda mahalle kadınlarının konuşmaları var ve bu ton hiç değişmiyor. Bu şekilde kitabın samimi havasına çok uygun ilerliyor. 》İrfan’ın kadın düşmanlığı çok “derin” değil; aslında tek bir reddedilme üzerine kurulu. Bu da karakteri zaman zaman ciddiyetinden koparıp içimizden biri yapıyor. 》Mektuplaşmalar kısmı, bugünün “görmeden bağ kurma” durumunun eski versiyonu gibi hissettiriyor. Ve kitapta en garipsediğim olay da buydu. 》Kitapta sürekli bir bilim vs. hurafe çatışması var ama yazar bunu ders verir gibi değil, tiye alarak anlatıyor. 》En güzel detaylardan biri: Herkes kıyamet beklerken, karakterler aslında kendi küçük dünyalarının derdinde. Herkes beklenilen felaket olmazsa neler yapacağını konuşuyor. Yazar bu şekilde insanoğlunun aslında hiç kıymeti olmayan bu dünyaya bağlılığını gözler
Alıntı
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Karbon Kitaplar · 201925,6bin okunma
Reklam
Reklam