Filmini Yorum Kısmına Ekleyeceğim: Kesinlikle İzleyin!
1965 yılında, yaşları 13 ile 16 arasında değişen altı çocuk, Tonga'da okuldan kaçıp Tonga'dan Fiji'ye yelken açmak için bir balıkçı teknesini çaldılar. Yanlarına biraz yiyecek ve erzak aldılar, ancak denizdeki ilk gecelerinde uykuya daldıktan sonra uyandıklarında teknenin dalgalar tarafından hasar gördüğünü gördüler. Birkaç gün sürüklendikten sonra, sonunda ıssız bir adaya ulaştılar ve sonraki 15 ay boyunca burada yaşamak zorunda kaldılar. İlk başta kuşlar, hindistancevizi ve balıklarla beslendiler , Ne birbirlerini öldürdüler, ne de birbirleri üzerinde baskı kurmaya çalıştılar. Kayalık bir zirveye tırmanıp volkanik bir kraterin yakınında terk edilmiş bir yerleşim yeri bulduklarında işler düzeldi. hindistancevizi kabuğunda yağmur suyu toplayıp paylaştılar, adada yaktıkları ateş sönmesin diye sırayla başında durdular, hatta içlerinden biri bacağını kırdığında onun işlerini üstlenip tedavisini gerçekleştirdiler ve bir yılı aşkın süre boyunca dayanışarak hayatta kaldılar. Orada muz, çekirdek ve hatta tavuk keşfettiler. Çocuklar barınaklar inşa edip kendi kurallarını koydular; ikili gruplar halinde çalışarak, kavgaları önlemek için birbirlerine "mola" verdiler ve sabah ve akşam şarkı ve dua seansları düzenlediler. hatta bir spor salonu, badminton kortu, tavuk kümesleri ve kalıcı bir ateş yaptılar. 1966'da Avustralyalı Kaptan Peter Warner, işaret ateşlerini fark etti ve onları kurtardı. Anılarında, kurdukları düzeni kendi kendine yeten küçük bir komün olarak tanımladı. Döndüklerinde sağlıklı olmalarına rağmen, çocuklar en başta tekneyi çaldıkları için hapse atıldılar.
Alıntı
AKINCI-GÜÇ VE HAİN AZGINLAR
Akıncı Güç patlaması... Tarih 1979... 1966'lardan ve Sezai Karakoç öncülüğünde başla-yan "Üstad aşılmıştır!" furyası, ondan "ölü şair" diye bahsetmeyedek azgınlaşmış ve hususiyle 1970 sonrası doruğa ulaşmıştır... "A politik seviye'de güya gram gram sihirli iksir üretiyormuş edada, aslında hem keyfiyet ve hem de kemmiyette cüce bu soy, birbirlerinden kopa kopa 1979'a gelindiğinde, o seviyenin seviyesizliği gösterilince, hem eski yerlerini terketmiş, hem de gerçek sevi-yenin ne olduğunu gösterenlere, yani bize, olanca güçleriyle güçleri de yok! hainlik etmişlerdir!.. **Üstadım'ın "neredesin genç adam?" haykırışına cevap hâlinde, hem isim ve hem mânâ olarak "Akıncı"nın babası benim; sene 1975... Biz bu ruhu diriltmeye çalışaduralım, meselâ, güyalardan tarihçi Kadir Mısıroğlu bizi gençliği bölmekle suçluyor, Maveracı Akif İnan da "siz bize emanetsiniz!" yollu konuşmasıyla MTTB'de akıncıların aleyhinde bulunuyordu... Akıncılar Derneği'nin kuruluşuyla içiçe yakın tarihlerde bu soytarılıklar olurken, MSP'nin Milli Gazetesi'nde de, "komünistlerin müslümanları bölmek için bu yola başvurduğu" şeklinde yorumsu imâlar... Düşünün: Muhâl farz, bir adam mezarlığa girip bir el işaretiyle ölülerin bir kısmını ayağa kaldırsa, hareketsizlik müşterekliğindeki cesetler birliği keyfiyetine nazaran bu davranış bölücülüktür... Her neyse: Kuruluşundan sonra MHP'nin Ülkücüleri gibi algılanan ve birkaç ay sonra MSP'nin gençlik teşkilatı havasına dönen Akıncılar Derneği'ne, hem "Akıncı'nın yayın organı Sebil'dir" diyen Kadir Mısıroğlu, hem de Akif ve Maveracılar toptan zıpladılar... Mânâlar üzerindeyim: O aralar Kadir Mısıroğlu'nun MHP'den aday olma hikâyeleri, Maveracıların keskin MSP'li olmaları ve Akıncılar Derneği'ne bir de "Akıncılar" diye dergi çıkararak postu sermeleri vesaire gibi
Sayfa 406 - Ağustos 1994, O AKSİYON ADAMIYDI, Vâridât: Üstadım’ın Vefatı, İbda Yay.
Mücerret Fikir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Percy Sledge tarafından yazılan ve ilk kaydı 1966'da yapılan 'When a Man Loves a Woman' şarkısı insanların bam teline dokunmuştu... Şarkı, gerçek eril aşkın işaretleri nelerdir? Fikri mülkiyet yasaları, burada şarkının sözlerini tam olarak aktarmamızı engelliyor ama okurların çoğu ezbere bilecektir. Bir erkek bir kadını sevdiğinde şöyle şeyler olur: Saplantı haline getirir, başka bir şey düşünemez. Onun için her şeyi, dünyaları bile vermeye hazırdır. Onun hiçbir hatasını görmez, en yakın arkadaşı bile olsa, o kız hakkında kendisini uyarmaya kalkanla arkadaşlığını bitirir. Bütün parasını kızın dikkatini çekmeye harcar. Son olarak, kız isterse yağmurda bile uyumaya hazırdır. Şarkı için alternatif bir başlık öneriyoruz: 'Bir Erkek Bir Kadına Patolojik Boyutta Kafayı Takarsa ve Kendini Küçük Duruma Düşürmek Üzere Bütün Özsaygısını ve Onurunu Feda Ederse (Ve Kadını Yine De Kaybederse, Sahi, Kim Sırf Başka Biri Söyledi Diye Yağmurda Yatan Bir Erkek Arkadaş İster ki)?
“Beatles” (“Bitlz”) qrupunun musiqisi bizim nəsildən olan insanların çoxu kimi mənim də ruhumu oxşayır, çünki yeniyetməliyimi, gəncliyimi, o dövrdə gördüyüm adamları, olduğum yerləri xatırladır. Bir dəfə televiziyada “Beatles” haqqında silsilə müziklə baxdım. Film qrupun tarixçəsini onun “üzvlərinin” təhkiyəsində təqdim edirdi. Seriallardan birində Pol Makkartninin nəql etdiyi bir hadisə məndə çox güclü təəssürat oyatdı. Bu hadisə “Beatles” qrupunun Nyu-Yorkun Şey stadionuna 50 minlik fanat ordusu toplaması ilə başlayan ikinci Amerika turundan sonra baş vermişdi. Onda “Beatles” üzvləri artıq müntəzəm qastrol səfərlərindən yorulmuşdu. Qrupun sonuncu konserti isə ondan bir il sonra – 1966-cı il avqustun 29-da San-Fransiskonun Kəndlstik-Park stadionunda keçirilmişdi. Qrup üzvləri Pol Makkartni, Corc Harrion və Rinqo Star bir masa arxasında əyləşib söhbət edirdilər. Qastrol səfərlərinə son qoymaq qərarlarının səbəblərini açıqlayırdılar: – Biz bir qrup kimi getdikcə zəifləyirdik, fanatlarımız isə ara vermədən çığırırdı, – Pol dedi. – Əlbəttə, onların bizi sevməyi yaxşı haldır, amma biz öz səsimizi eşidə bilmirdik. Bu cümlələr məni ildırım kimi vurdu. Onlar öz musiqilərini eşitmirmiş. Onda isə musiqi mənasını itirmiş. Ona görə studiyaya qayıdıb o musiqini, itmiş səsləri tapmağa çalışmışdılar.
İlk helikopterler
1965 Pakistan - Hindistan Savaşı sırasında Pakistan 100 civarında tank kaybetmişti. Bu dönemde Türkiye Pakistan'a 100 adet M-47 tankını devretti ve Pakistan'ın tanklar karşılığında yapmış olduğu ödemeyi İtalya'daki agusta firmasına sipariş edilen helikopter için peşinat olarak kullandı. İlk genel maksat helikopterleri 1966'dan itibaren teslim alındı. İlk partide teslim alınan 18 adet AB-204 helikopteri ile Güvercinlikte bir helikopter bölüğü oluşturuldu.
Sayfa 219·Kitabı okuyor
1966 yılında, ünlü filozof Bertrand Russell’ın girişimleri sonucu, Amerika’nın Vietnam’da işlediği suçları araştırmak ve hukuka göre karar vermek üzere kurulan ve Russell’ın onursal başkanı olduğu Milletlerarası Savaş Suçları Mahkemesi (Russell Mahkemesi), Aybar’ı yargıçlarından biri olarak seçmiştir. Mahkemenin diğer 14 yargıcı arasında, Lelio Basso, Simone de Beauvoir, Isaac Deutscher, Jean-Paul Sartre, Gunther Anders gibi isimler vardır. Aybar, Vietnam’a gönderilen iki heyetten birine başkanlık etmiş ve Vietnam’da bir ay kalmıştır (1967 Ağustosu). Aşağı yukarı bir yıl çalışan mahkeme, 1 Aralık 1967’de en önemli kararını açıklayarak son bulmuştur: Amerika, Vietnam’da soykırım suçu işlemiştir.
Alıntı