Acaba geçmişte başımıza gelen şeyleri hiç yaşamamış olsaydık, bugün hayata böyle bakan sen aynı sen olabilir miydin? Bugün sana eşlik eden o kişiliğin, geçmiş deneyimlerinle şekillendi iyisiyle ve kötüsüyle. Seni iyi yapan şeylerle kötü hissettiren şeylerin hepsi birbirinin içine geçmiş durumda. Birinden kurtularak diğerini var edemezsin.
"Kimseyi akıl hastanesine koymazsan, aklın, mantığın ve özgürlüğün bir anlamı olmayacaktı,çünkü bu kavramlar yokluklarıyla karşılaştırılarak anlam kazanırlar. Insanlar kendilerini zıtlarıyla karşılaştırarak tanımlarlar; tabii kendileriní karşılaştırdıkları 'öteki' kişi kendilerinden daha aşağı, daha anormal, daha tuhaf olan insanlardi. Bu sürece 'ötekileştirme, öteki yapma denir
Ötekileştirme sürecini kullanan insan, diğer insanı aşağılayarak kendini normal olarak tanımlar.
Foucault, insanların doğuştan birbirlerinden çok farklu olmadığını, ama bu ötekileştirme süreci içinde gittikçe birbirlerinden farklı hale geldiklerini söyler.
Canlı, hareketli bir ruh bazen hayatın sınırlarını aşar, tatmin edilemez olur; bu yüzden umutsuzluğa düşer, bir an için hayata küser; bu hal, hayatın sırlarını arayan ruhun sıkıntısıdır... Senin derdin de budur. Anlamsız da bir sey değil."