İnsanlara bak, genelde durum bu: Evde kimse yok. Bedeni burada, bilinci derimn bir uykuda, zihnin elinde geçmişte ya da gelecek düşüncelerinde kayıp. Ve işte insan vaktini ne kadar çok oralarda, geçmiş ya da gelecekte geçirirse; o kadar yok, o kadar yaşamıyor, o kadar boşlukta yuvarlanıyor.
Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu,açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı.
Hayat masalıma bakıyorum da hikâyeden çok, bir operaya benziyor. Sürekli ayakta ve dekor içinde, sürekli el ve kol sallayarak konuşuyor, bağrışıyor, sürekli öteye beriye düşüp ölüyoruz.