İlginç bir isim ve muazzam bir hikaye…
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 23:56
İyi akşamlar 1k sakinleri :) Bu kitabı mertinkitapkulübü sayesinde keşfettim. Kendisine bu kitabı bana kazandırdığı için teşekkür ediyorum :) Sayesinde güzel ve alışılmamış bir hikayeyi okuma fırsatı buldum. Önce hoşuma gitmeyen bir yönden bahsedeceğim çünkü bu yön ne kadar karakterin ‘karakterini’ yansıtsa da, kitaba tam olarak giremememe neden oldu. Kitaptaki karakterin kafasındaki düşünceler adeta ‘çorap değiştirir gibi’ değişiyordu. Olayları takip etmekte aşırı zorlandım. Öyle ki; bir paragrafta bazen 3 ayrı düşünce birden var olabiliyordu. Ama hikaye gerçekten hoşuma gitti. Bayıldım diyemiyorum yukarıdaki sebepten dolayı. Ama orta derecede bu kitap bana kendisini sevdirmeyi başardı. Özellikle sonu gerçekten hoşuma gitti. Bir kitabın sonunun bence hem bağlayıcı hem de ters köşe olması gerektiğini düşünüyorum. Böylelikle kitabın geneli kötü olsa da sonuna gelindiğinde yüzde ufak bir tebessüm bırakabilir. :) Keyifli okumalar dilerim :)
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri ÜzerindeOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 20203,058 okunma
Trajediye ne kadar tahammül edebilirsin? (Spoiler yok)
Puan vermedi·128 syf.··
2026 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 16:49
Hüzün ve elem beklentisiyle kapısını çaldığınız Modern Japon Edebiyatı, sizi ilk Dazai ile karşıladığı gibi bu beklentiye de doyuruyor. Zengin bir ailede doğmasına rağmen ilerleyen yıllarda çeşitli bağımlılıklarla savaşan ve defalarca intihara kalkışan Osamu Dazai kaleminden de acı ve umutsuzluk dökülüyor. Bir ara kendime "Adeta Dostoyevski'nin karamsarlığını okuyorum." demiştim, ki örnek aldığı yazarlardan birisinin F.M. Dostoyevski olduğunu öğrendim:) Kitabın içeriğine gelirsek, kitaba yeni başladığımda 1K'da neden bu kadar düşük puanlandığını anlamamıştım. Çünkü yazar kesinlikle kendini okutmasını biliyor. O kadar zekice gözlemler tespit ediyordum ki, başta hayran kaldım. Korkunç bir dünyada var olma çabası, depresyonun insanda yarattığı Oblomov'suluğu çok güzel aktarmıştı. Üstüne toplumda bir yer edinmek için davranışlarındaki "palyaçoluk" metaforları ile kalbimi kazandı. Ancak ilerledikçe melankolinin ve çaresizliğin ucunun kaçıp gittiği korkunç bir hikayeye dönüştü kitap. Her ne kadar akıcı da olsa o iç sıkıntısıyla son sayfaları okudum. Yozo'yu benimsemiş ve sonrasında derin bir acıma hissetmiştim ve ağladım. Kitap gerçekten sizde bir iz bırakıyor. Benim gibi hassas kalplilerin okumadan öne iki kere düşünmesi gereken yine de inanılmaz hızla akacak olan bir kitap. Arkadaşım reading slump'tan bu kitap ile çıktığını söylemişti, övüldüğü kadar da var yani. Keyifli okumalar!
1000Kitap
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·328 syf.··
2026 151. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 10:19
#305973426 “En büyük korkularımız da, en büyük umutlarımız da, gücümüzü aşan şeyler değildirler; zamanla korkularımızı yenebilir, umutlarımızı gerçekleştirebiliriz.” #305972398 “Ben öldükten sonra insanlar ne isterse düşünebilir.” Bu sözlerle incelememe başlayayım. Bir aşçı okurumuz 4-5 ay önce bu kitaptan alıntı paylaşınca dikkatimi çekti. Başladım şu seriye. Ölenin arkasından konuşulmaz demişler, ben de ölünün arkasından kötü konuşmayacağım. Bazı ciltlerini keyifle okudum, bazılarını da ne zaman bitecek diye bitirmeye çalıştım. Genel olarak seri güzeldi ama beni en çok etkileyen son cilt olan 7. Ciltti. Eserde genel tema eşcinsellik üzere idi. İnsanların psikolojik tahlilini çok güzel ifade etmiş yazar. Yer yer Türklerden de bahsetmiş ve biraz havalı yönlerinin olduğundan bahsetmiş. Eşcinsellik bölümlerini hiç beğenmedim çünkü dinimiz İslam, erkeğin erkek ile kadının kadın ile cinsel ilişkisini haram ve yasak kılmış, onun haricinde okunmaya değer bir eser. Keyifli okumalar Yakalanan Zaman Marcel Proust
1K
Yakalanan ZamanMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20241,401 okunma
Buen Caminooo:)
Puan vermedi·504 syf.··
2026 16. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 23:32
Şükürler olsun bitti. Sanki o uzun yolu bizzat ben yürümüş ve bitirmişim gibi yorgun, mutlu ve umutluyum. Yazar Nero, sonunu bu kadar “anlamlı” ve “güsel” bağlamasaydı, kitap çok sıkıcı amaan okumayın derdim. (Ne haddime okursanız okuyun bennem:) wqjfjf) Baş roldeki karakterimiz Çiğdem, arkadaşı Ogo ile beraber, Porto’dan İspanya’ya yani Camino’ya yürümeye karar verir. Amaçları tabiki dünyanın sonu diye anılan meşhur Finisterra’ya ulaşmaktır. Aslında orası insanlar için bi çeşit kişisel gelişim yoludur ya da Nirvana’ya ulaşmak gibi bir şeydir:) Yol, onları eğitir. Her telden insanla karşılaşırlar. Bu yola çıkanların her birinin farklı sebepleri vardır; kimi hacı olmak ister, kimi aşk acısını unutmak ister, kimi arkadaşına eşlik için oradadır, kiminin gidecek yeri yoktur vs vs. Derken baş rolümüz Ç. nin ise bu yolda çok manidar ve enteresan bi sebebi vardır. Ona ulaşacak mı ulaşmayacak mı orasını diyemiyorum fekattt aptalca şeyler de olmadı değil kitapta. Ayyy bi ara bi konu netflixe dönücek sandım, bi dokandı geçti, ayyyyy öhömmmm neyse ama sonuuuuu böle üzümlü kek gibi yapıyor okuyucuyu:) nasıl bağrına basıyor anlatamammm, senin okuman ve bunu hissetmen gerekk 1K okuyucusu:) benden bu Kader:) oku ve sen de güzel duygularla kitaptan ayrılamaaa:))) ama elbet veda ediciğizzz her kipata:) hoşça kalll ev.. hoşça kal sevgili Flanöz ve Flaneur’lar.. hoşça kal asabi kurabiyem.. hoşça kal herkes.. Ve buen Camino dostlar:)
EvNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20256,8bin okunma
Aşk bir yanılgı mıdır?
Puan vermedi·312 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 11:37
Selamlar 1k okurları. Tarık Tufan dan okuduğum ikinci kitap oldu. Bu ilk göz nurum Gece Açan Çiçekler idi. Ve yine hayran kaldım Tarık Tufan'ın kalemine. Okuma arkadaşlarım ile okuyunca daha bir lezzet kattık kitaba tabii. Aşk bağımlı olmak mıdır, yoksa onun mutlu olduğunu bilmek ile huzurlu olmak midir? Bence "aşk"senin hayatında olsa da olmasa da onun sağlığı ve yaşadığı için mutlu olmaktır. "Herkes çiçek açsın, ama kendi bahçesinde" tabii. Orhan, üniversitede akademisyendir. Hayatı normal seyirde giderken Firdevs ile karşılaşır, ve asıl sorunlar bundan sonra başlar. Orhan'a ayrı kızdım Firdevs'e ayrı. ikisi de iradesine yenik düştüğü için. Çünkü ikisinin de hayatındaki kişilere âşık değil bağımlı olmuşlardı. Ve ne olursa olsun hatalarını görmezden geldiler. Bu da ufak bir sinir harbi yapıyor kitabı okurken. Kitabın, baş karakterleri dışında yan karakter olan defne'nin hayatı çok üzdü beni okurken, ve onun hayatını tanıtan sözlerini sunuyorum sizlere. "Bir yetimhanenin sadece içinde kalanlar değil, binası da yetimdir" Gerisi zaten çorap söküğü gibi geliyor onun hayatında. Bir de Ahmet Hilmi bey var ki... Hani o an kitabın içine girip onunla bizzat sohbet etmek isterdim. "Bu adam kendini bulabilmek için, baktığı her yeri aynalarla dolduracak kadar nasıl kaybolmuş olabilirdi ki? Demek ki duvarlarda yüzünü aramaya mecbur kaldığı bir yokluğun ve kimsesizliğin içinde kıvranıyordu bir zamanlar. Nasıl bir hiçliğin içinde hapsolmuş, nefessiz kalmıştı acaba?" Kesinlikle tavsiye ediyorum Kitapla ve sağlıkla kalın.
Âşıklara Yer YokTarık Tufan · Doğan Kitap · 20234,528 okunma
"Sandıkta saklı kocaman bir dünya!"
9/10
·228 syf.·
2026 17. kitabı
Merhaba 1K, iyi geceler! ‎Üslubu; oldukça güzel, samimi bir kitap okudum. Her cümlesiyle, okurun kalbinde, bir tebessüm bırakan, bambaşka tatlar ve bambaşka diyarlara, yolculuklara çıkaran bir eser. ‎ ‎Kitabımızın Olay Örgüsü: ‎Amerika’nın New York şehrinde yaşayan, Mary adlı kadın karakterin, yurt dışından Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin şehri olan, Konya’ya adım adım gelişi, serüveni ve hayat hikâyesi, romanın içinde, o kadar tebessümlü ve samimi anlatılır ki; yazarın bu üslubu, okuyucuyu gerçekten, bu güzel hikâyenin içine çekmeyi başarıyor. ‎ ‎Mary, Konya’ya geldiğinde; anneannesinin vefatından sonra, ondan kendisine kalan, maneviyatlı bir emanet olan, sandığın içini açar. Bu sandığın içinde, pırıl pırıl bir kitap vardır. Kitabın içinde; ‎ Hz. Muhammed’in (sav) kıssaları, Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Şems-i Tebrizî ’nin hayatları, birbirleriyle ilk kez karşılaşmaları ve birbirlerine karşı saygıları, muhabbetleri yer alır. ‎ ‎Sandıktaki eserin ismi; Mevlâna’nın Kedisi adlı kitaptır. Bu kitapta, günümüzden 800 yıl önce yaşamış, “Müezza” adlı kedi vardır. Müezza, anne bir kedidir. Romanın akışı; Müezza adlı kediye; "intak" (konuşturma) sanatı kullanılarak dil verilmiştir. Bu kedi, insanların hayatlarını, yaptıklarını, merhametlerini, vicdanlarını ve kalplerini sürekli sorgular. ‎ ‎Dünyanın en güzel canlıları olan, kedilere de bir parantez açmak gerekir kitapta; ‎Kediler, hassas ve oldukça duygusal canlılardır. Bir kediye verilen, bir lokma su ya da mama bile, sanki bir şükranla, karşılık bulur gibi hissedilir. ‎ Vicdanın ve merhametin ne demek olduğunu, çoğu zaman onların, sessiz bakışlarında anlarız. Yavrularına karşı; gösterdikleri şefkat ve koruyuculuk ise; hem doğanın, hem de insanın kalbinde, ayrı bir yer edinir. ‎ ‎Müezza adlı kedi ise; “Merhametli insan” ya da “kalpsiz insan” temaları arasında,
1000Kitap
Mevlana’nın KedisiCan Aydoğmuş · İndigo Kitap · 2020580 okunma