• Sakin ve her zamanki olağanlıkta bir Cumartesi geçiriyorum ve şu an çayımı yudumluyorum çocuklarım da Minyonlar 2 yi izliyor, radyoda Katy Perry Small Talk çalıyor,Yerde otururken bacaklarımı uzatıp sırtımı dik tutamadığımdan omuzlarım ağrıyor.(Haruki Murakami’nin yazım tekniğini taklit ettiğim doğrudur☺️)

    1 K uygulaması olmasaydı bu hızla gene okur muydum ,başkaları ne okuyor diye merak eder miydim,başka insanlar da benim gibi mi okuyor sorusunu daha ne kadar zaman merak etmeye devam ederdim bunlar üzerine düşünüyorum bugün...

    Biz Öğretmenler in başarıya ulaşma yollarının en başına öğrencilerimize ve onların değerli ebeveynlerine tavsiye verirken ilk söylediğimiz üçtedir kitap okusunlar,kitap okuyun..

    Ben kendi adıma şunu söyleyebilirim yıllardır da 1 k doğmadan evvelde yaptığım bir şeydi müfredatı yetiştirmeyi çoğu zaman tınlamam ve okuduğum öğrendiğim aydınlandığım kitapları,makaleleri izlediğim filmleri sınıflarda anlatırım.

    Geçtiğimiz ay 1950 lerden beri eğitim veren bir lisede bir ay boyunca geçici görevle öğretmenlik yaptım ve koridor duvarlarında tarih bilinci kazandıran ,duyguları etkileyen çerçeveler içinde resimli yazılara rastladım.
    Bir tanesini inceledim ve tam karşısındaki sınıfa derse girdim.Okuduğum yazının izleri ders başlamasına rağmen üzerimde devam ediyordu ve dağılmıştım.Dersin 20 dakikası boyunca ne okuduğumu söylemeden koridor duvarında yazanı bir hazine saklı bulmuşum edasıyla anlattım.Sınıfın üçte ikisi izinle çıkıp okumak istiyor ısrar edenler var.Okul disiplinli bir okul ders başladığında iğne atsan sesi duyulacak kütüphane sessizliği ortamı var binada ve bu havayı bozmak istemediğim için okumak isteyenler arasında sayışmaca yaptım dışarı çıkıp okumaya gidecek öğrenciyi tembihledim okuyup geldiğinde anlatmıyacaksın sadece yüzüne bakacağız izleri görebilmek için dedim.Öğrenci bir süre sonra döndü sınıfa olduğu yerde sınıfa yüzü dönük durmasını söyledim ve sordum sınıfa - yüzündeki farklılığı siz de gördünüz mü? Onlar da onayladı farklılığı ve ısrarla dışarı çıkıp yazıyı okumak istediler..( şimdi ne okuduklarını merak edenler varsa söylemiyeceğim😛)

    Arayı beklemelerini söyledim ve ekledim Okuyan insan bir daha aynısı gibi bakamaz düşünemez ve yüzüne bir mana yerleşir..

    Bu öğrenciler 3 yıldır o okulda eğitim görüyorlar ve sınıflarının karşısındaki o yazıyı hiç okumamışlar..

    OKUMUYOR GENÇLER😕

    Kendi okuduğum kitaplar ve burada okurların alıntıları ,incelemeleri ve yorumları sayesinde çoğunlukla aydınlanma yaşadım sanmıyorum 1 yıl önceki gibi hiç bir şeye de bakmıyorum.

    Okumak seçkinler özelliğidir.1K uygulaması bu kalitede devam ettiği müddetçe burada seçkin insanlar arasında olmaktan mutluluk duyacağım.

    Farkında ve bilincinde olmadan başka insanların hayatlarına güzel dokunuşlarda bulunan okurlar var burada☺️👏🏻🙏💐💐💐💐💐💐
    İyiki varsınız..
    1K uygulamasındaki tüm okurlara ve uygulamanın yazılımcısı Hacı Seydaoğlu ‘na teşekkür ederim,hoşçakal 2019 🖐🏻
  • Diyarbakır 1k Okuma Kulübü olarak uzun bir süre alsada AEDEN kitabını okudu. Toplantıda şu sorulara yanıt aranmaya çalışıldı:

    Soru 1 

    Tekamül kavramı ile ilgili ne düşünüyorsunuz? 

    Soru 2

     Evrende var olan Herşeyin titreşimlerin bir ürünü oluşu yani her maddenin sesten ibaret oluşu ile ilgili düşünceleriniz nelerdir? 

    Soru 3 

    (Pholopilerin Sonje ile karşılaşmaları) Dışarıdan aldığımız bilginin deneyimlenmesi gerektiği, deneyimlenmeyen bilginin sırtımızda yük olacağı söyleniyor siz ne dersiniz? 

    Soru 4 

    Yazarın kadın ve anne ile ilgili düşüncelerini nasıl buldunuz? 

    Soru 5

     Olmaktan doğmaktan dönüşmekten yoksunma! Potansiyeline doğ ifadelerini nasıl buluyorsunuz? 

    Soru 6

    (Numi ve Sonje nin okyanus yolculuğu ) Atargatislerin zaman kavramını dışında oluşları ve Aeden deki 45 dakikanın dünya nın bir gününe denk oluşu ile ilgili düşünceniz nedir? 

    Soru 7

     Numi ve Sonje nin nefrintor ile düşünce hızında yolculuk yapışları bir tür ışınlanma mıdır? Işınlanma mümkün müdür? Hz Muhammed'in(sav)miraç gecesi yaşadıkları ışınlanma olabilir mi? 

    Soru 8

     Pk filmi ile Aeden kitabı arasında bir benzerlik örtüşme gördünüz mü? 

    Soru 9

    Kitabın bir bölümünde Sonje yi yakalayan bir polisin Sonje nin gidişine izin vermesi doğru yanlış ve otorite bağlamında nasıl karşılanmalı? 

    Soru 10 

    Kitaptaki dünya gezegenin yaşanmaz kılan durumlardan ve kendi elimizle kendimize verdiğimiz zararlardan söz edelim. 

    Soru 11 

    Her birimizin Yaratıcının farklı bedenlerde farklı deneyimlere doğmuş olmamız ile ilgili ne söylersiniz? 

    Soru 12

    Merak ettiğimiz herşey bizim kim olduğumuza yön verir. Biz merak ettiğimiz yöne doğru mu evriliyoruz? 

    Soru 13 

    Adaptasyon seviyemizi düşük olmasından ötürü yanlışlıklar hemen adapte olup o yanlışlar içinde yaşıyor olmamız ile ilgili ne düşünüyorsunuz? 

    Soru 14 

    İnsansı olmaktan insan olmaya nasıl evrilebiliriz? 

    Soru 15 Manu nun Sonje ye duyduğu aşk Numi ve Sonje arasındaki ilişki hakkında ne söylemek istersiniz

    Soru 16

    Kitabın dipnotları sizi bilgi konusunda harekete geçirdi mi? 

    Soru 17

    Son olarak Azra Kohen in AEDEN kitabını genel olarak nasıl buldunuz?
  • "Şimdiye kadar korktuğumu gördünüz mü hiç?"
  • "Tanrı da kafir niyetlerinize karşı çıkıyor!"
    Horace Walpole
    Sayfa 12 - İş Bankası Kültür Yayınları
  • 592 syf.
    ·22 günde·Puan vermedi
    Siz de benim gibi kimmiş bu geyşalar, diye merak edip haklarında biraz bilgi edinmeye kalktıysanız muhakkak bu kitapla karşılaşmışsınızdır. Ve kitabın kapağını açtığınızda, " Bir zamanlar Kyoto'nun en ünlü geyşalarından birinin anılarından uyarlanmış gerçek bir hikaye." yazısını -kelime kelime aktaramamış olabilirim- görmüşsünüzdür. İşte bunları görünce haliyle ben de heyecanlandım. Karakterler ve kurgu gerçek olmasa bile geyşaların yaşam tarzları, bembeyaz makyajlarının sakladığı sırları öğrenebilirim sandım. Üstüne bir de kitabın teşekkür bölümünde yazar, kendisine kalbini açıp ona anılarını anlatan geyşa Mineko Iwasaki'ye teşekkür edince "Tamam!" dedim. "Budur, aradığım kitap." sonra herkesin yapacağı gibi Mineko Iwasaki'yi Google ustaya sordum. Ne çıksın! Ablamız gerçekten Kyoto'da geyşalık yapmış, gerçekten yazar amcaya anılarını da anlatmış. "Eee?" dediğinizi duyar gibiyim. "O zaman neden hayal kırıklığına uğramış gibi yazıyorsun?" E ablamız cici yazar amcaya demiş ki , beni teşekkürler bölümüne falan koyma, bizim bir gizliliğimiz var olmaz yani demiş. Amca ne yapmış? Baaam! "Bana kalbini açan Mineko Iwasaki'ye teşekkür ederim." Görüldüğü gibi yazar amca bayağı zeki. Bununla kalsa bir nebze... Mineko ablamıza göre, yazarın kitabının neredeyse yarısını ve baş kahraman Sayuri'nin geyşalık kariyerinin dönüm noktası olan "bekaret açık arttırması" yani "mizuage" konusu yalanmış. Mineko ablamız," Ben 21 yaşında isteğimle,bana para ödenmeksizin bekaretimi verdim." diyor. Yani geyşalık kültüründe bekaretler açık arttırmaya çıkarılmıyor Mineko ablamıza göre. Gönül Mineko ablaya inanmak istiyor. Yazar amcamıza gerçekleri çarpıttığı yönünde dava da açıyor ablamız. Sanırım tazminat alıyor ancak o kısım hakkında pek bir bilgim yok. Ancak Mineko ablamıza bütün kalbimizle inanıp onu desteklememize engel olan da bir kısım var ki bunu gözardı edemeyiz. Kitap yayımlandığında ve çok satanlar listelerini zorlarken Mineko ablamız gizliliği bozduğu için ölüm tehditleri alıyormuş. Tabi bu üzücü bir durum ancak ölüm tehdidi alan biri daha önce söylediği söylenen şeyleri yalanlarsa ona ne derece güvenilebilir? İkisinin de safbgerçekleri anlatmadığı zaten ortada. Bu şekilde işin içinden çıkamayacağım için ben okuduğum roman üzerinden yargıda bulunmaya karar verdim.

    Sayuri adlı küçük bir kızın geyşa olarak yetiştirilmek üzere satılması ile başlıyor hikaye. Sayuri gerçekten güzel bir kız. Güzelliğini daha da arttıran Japonlar'da nadir görülen mavi gözleri var. Havalı değil mi? Düşünsenize herkesin gözleri kahverengi siz bütün bu insanların arasında mavi gözlere sahipsiniz. Daha da havalı olan bu gözlere buldukları açıklama. Kişiliğinde fazla su bulunuyor annesi gibi. Bu yüzden de yaşamında su gibi oradan oraya akmak var. Babası gibi durgun değil yani kişiliğinde tahta yok. Yazar amcamız Cem Yılmaz hayranıymış. Bu yüzden 4 elementten birine tahta deme kararı alıp insanların kişiliklerine katmaya karar vermiş. :D İşin şakası bir yana hoş olmuş.
    İşte bu oradan oraya akmak kişiliğinde olan küçük kız, küçük köyünün huzurlu hayatından Kyoto'nun geyşa bölgesi Gion'a getirilir. Geyşa olmak her türlü zor zanaat 1K sakinleri. Kadınlar hem küçükken satıldıkları yetiştirme evlerinde hizmetçi gibi çalıştırılıyor hem de geyşa okullarında şamisen, dans, şan ve çay töreni dersleri alıyorlar. Bütün ömürleri boyunca bu okula gitmeye devam ediyorlar. Japonya'da günümüzde de hizmet içi eğitimde ömür boyu eğitimin devam ettiği gibi geyşalar da paslanmamak için okullara gitmeye devam ediyor. Hemen okul bitse de, bir iş bulup asla kendimizi geliştirmeyelim diyen bazı şahsiyetleri anımsayabilirsiniz. Özellikle öğretmen oldukları halde kendilerini geliştirmeyip fosilleşen bazı yaratıklar da var ki eğitim sistemimizin somut örnekleri. Japonlar'ın çalışkanlığı, eğitime verdikleri önem , sadece erkekleri eğlendirmek için bile olsa onları ömür boyu okumaya yönlendirebiliyor gördüğünüz gibi. Tabii her şey okuyup sanat öğrenip icra etmek olsa , birilerini mutlu etmekten mutluluk duyup hayatını daha çok sevebilirdi Sayuri. Ancak onun başarısını kıskanan hemcinslerinin öfkesi, gencecik bedenine göz diken yaşlı adamlar, göz dikmeleri yetmiyormuş gibi bir de bekareti üzerinden açık arttırma yaptıkları gerçeği var. Şimdi size böyle çok acayip bu yüzden de iğrenç geldi değil mi? Vay caniler, dediniz böyle pislik olur mu?
    Tabii ki iğrenç, tabii ki pislik ancak Türkiye'deki bazı durumlar da hiç de öyle aman aman farklı değil. Bakirelik kontrolü yapılmış , yaşı gelmiş kızlarımız makul bir fiyata, gerek altın miktarı gerekse başlık parası, kurbanlık satılır gibi pazarlık da yapılarak satılmıyor mu? Üstelik bu eğleme gerçekten de "kız satmak" diyorlar. Gördünüz mü?! O kadar da farklı değil ha? İğneyi kendimize batırmayı da düşünmeliyiz ara sıra .

    Dışarıdan muhteşem gözüken şeylerin içeriden çürümüş olması günlük hayatta bile sık rastladığımız bir durumdur. Dışarıdan bakınca kelime anlamını da karşılayacak şekilde yetenekli sanatçılar, görkemli kimonoları, değişik makyaj ve saçlarıyla sanatçı olmalarının yanında adeta "yürüyen sanat eseri" olan geyşalar; içeriden açık arttırmada satılan bekaretleri, kimonolarını ve eğitim masraflarını karşılamaları karşılığında metresleri oldukları "danna"ları, muhteşem görünmek uğruna bozulan ruhsal durumları ve sağlıklarıyla doğanın her şeyin tezatıyla varolduğu gerçeğinin somut örnekleridir.
    Sayuri'nin hikayesi yani bu roman içindeki aşk, entrika, kadın ticareti, fahişelik gibi konularıyla benzerlerini andırıyor. Ancak bu kitabı okunabilir çekicilik düzeyine çıkaran şey benzerlerini andıran konulara sahip olması değil. Doğruluğundan emin olamasak da hatta doğru olmamasını umsak da bize yepyeni bir kültürün kapılarını açmasıdır.
  • Sevgili Arkadaşlar ,

    Çok özür dileyerek bir açıklama yapma gereksinimi hissediyorum .Zaten 1k su sıralar yeterince gerilmiş durumda.Her daim birleştirici tutumdan yana birisi olarak sizi de üzmek istemezdim. Sahsıma yapılmış olan bir haksızlık olarak nitelendiriyorum bu durumu .

    Biliyorsunuz ki ,biri hakkında kötü düşüncelere sahip olmaya “sû-i zan” denir. Cenâb-ı Hak, bir ayet-i kerimede, sû-i zannın çirkinliğini ifade sadedinde, “Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zanların bir kısmı (ism) günahtır. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın.” (Hucurât Sûresi, 49/12) buyurmuştur.Bundan dolayı bizler her zaman iyiyi,güzeli düşünüp;iyiye güzele yormaliyiz.

    Aksi taktirde Suizan bir hastalıktır; aynı zamanda o öyle bir virüstür ki siz onu ortaya attığınız zaman başkalarına da bulaştırmış olursunuz. Maalesef fark etmeden şahit oldum ki bu virüs 1k yi sarıp sarmalamış durumda .

    Sevgili Arkadaşlar ,

    Suizanla alakalı size ders vermeye haddim yok ,ilmim de yok .Sadece birlikte bazı şeyleri hatırlayalım istedim .Bir insan hakkındaki haberlerle ilgili hüküm verirken onun hayat felsefesi,dünya görüşü ,onun bulunduğu yer ve zamana kadar gidişatı esas alınmalıdır diye düşünüyorum.Aksi taktirde yapılan girdi ve çıktılar, en güzel sözleri bile hakiki manalarından uzaklaştırırır. Maalesef girdili-ciktili aktarmalar ,bazı sahislarca bazilarimizin hakkında hüküm verilerek yapılmaktadır .Hatta bundan dolayı takipten bile cikilmistir.


    Gerçekten çok üzülüyorum arkadaşlar .Onca dertlerimizin yanında bu tarz girdi çıktılar sadece bizleri yıpratır,gonullerimizi zedeler .

    18 eylülde kayıt oldum bir siteye.İlk iki ay aktif olamadım.Bugün itibariyle 5 aydır sitedeyim.Beni tanıyanlar biliyordur ,değilse de lütfen yorum yapın Sevgili 1k...Hiçbir zaman popüler olma gibi bir derdim olmadı .Kendi tabirlerince çok takipçisi olan kişileri kendime çekip ,sayfamı populerlestirmeye çalıştırma gibi bir derdim de olmadı.Öyle olsaydı instagramim var arkadaşlar.Bu hazzı bilirsiniz fazlasıyla karsilayabilecek bir platform .Ama burayı kesfettikten sonra instagramimi bıraktım.Hoş,instagramda da yine kitap analizlerim vs mevcut.Ama oradaki pohpohlanmis egoların tacizinden kaçıp ,1k gibi dingin bir ortamda nefes almak istedim.Aynı zamanda yorumlarımı takip edenler hatirlayacaktir .OKUMAK ,kendimize iyilik yapmaktır .En başta kendimi geliştirmek için,öğrenmek ,birbirimize katkı sağlamak için girmiş oldum bu siteye .Gerçekten çok faydasını gördüm.Lütfen beni takip eden arkadaşlar söyler misiniz neden takip ettiniz??Benim şahsımın popüler olmasından dolayı mı ki bu bana çok komik geliyor,yoksa incelemelerim ve paylasimlarimla mi sayfanızda yer almama değer gördünüz beni ? Lütfen cevap verin Sevgili 1k...

    Sevgili Arkadaşlar ,

    Daha önce okumuş olduğum hiçbir kitabı bu siteye eklemedim.Dedim ki yenilik olsunn.Yeniden okuyayım yenileneyim.Kitapların ruhunu ozumle bulusturayim.Inceleme yapmayı bundan dolayı çok onemsedim.Arkadaşlarıma da tavsiye ettim,inceleme yapmalıyız,o kitabı es gecmemeli,okumuş olmak için okumamaliyiz diye.Diğer yönüyle hepimizin katkılarıyla oluşan bir bilgi havuzu var.Hepimiz bu havuzdan istifade edelim,etmeliyiz diye ...Ayrıca inceleme yapan her arkadaşın incelemesini okumaya gayret gösterdim.Emek verilmiş,herkes okusun faydalansin istedim.

    Sevgili Arkadaşlar,

    Sizlerden çok ama çok eksiğim .Siteye kaydoldugumdan beri 90 kitap okumuşum.Bu bir ölçü mu tabiki değil ama kendimce 1k 'da etkinlik yapma kararında bulundum .Ama 5 ay geçtikten,90 kitaba çıktıktan sonra...Bunu da belli değer verdiğim arkadaşlardan rica edip , kendilerince haklı sebeplerden dolayı üstlenecek kimse olmadığını görünce tum acemiligime rağmen kör topal yola çıktım .Tüm eksikligime referans olarak böyle bir şeye girismiş oldum.Ama kesinlikle popülerlik vs aklımdan bile geçmedi.Zaten anneyim ,yeterince iş güç vs oldukça yoğunum .

    Sevgili Arkadaşlar ,

    Sizler ne için buradasınız bilemiyorum ama yapılan her ne kirli bir hesap varsa ben hicbirisinde yokum .Sadece ve sadece kendim için buradayım .Girdili ciktili aktarmalar kesinlikle beni ilgilendirmiyor .Olumsuz şeyler düşünmek sizlerde fikir inhirafinin var olduğunu gösterir ,siz hiç farkına varmadan düşünce kayması yaşıyorsunuz demektir .Lütfen herkes neden burada olduğunu sorgulasin,tekrardan gözden geçirelim .Aksi takdirde silkelenmezsek şayet bu tarz nefsin hastalıkları gemlerini boynumuza takmış durumda .Lütfen kendimize bir iyilik yapalim,kendimize gelelim .