HÜRRİYET VE İTİLAFÇILARIN HAİNLİĞİNİ GENE BİR HÜRRİYETÇİ VE İTİLAFÇI ANLATIYOR «Prangmatisler, içtimai hâdiselere hayattaki rollerine göre kıymet verirler. Bir Amerikalı filozof der ki: (Eğer tarih bugünle alâkadar değilse ölüleri mezarlarında rahat bırakmalıyız. Fakat bugünü iyice anlamak için dünü bilmemiz icab eder. Çünkü bugünün anahtarı dündür. Öyle ise bugünü izah ancak dünü bilmekle kabildir. O halde tarihi ihmal edemeyiz.)» Balkan Harbinden önce Hürriyet ve İtilâfçıların en ileri gidenlerin den biri olarak tanılan Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi Bey, bu felâketi gördükten sonra mensup olduğu fırkanın vatana ne büyük hlyanet ettiğini etrafiyle anlamış ve 1916 yılında «Muhalefetin iflâsı» adında küçük, fakat ehemmiyeti çok büyük bir risale bastırmıştır ki o zamana kadar başımıza gelen felâketlerin en büyük müsebbibinin bu vatan haini parti olduğunu ispat etmiştir. İşte aşağıdaki satırlar Şehbenderzade'nin bu eserinden alınmıştır: «… İttihat ve Terakki Fırkasının Bâb-ı Ali'ye hücumundan birkaç gün önce bütün vilâyetlere emirler verilerek İttihat kulüpleri kapanmış, araştırmalar yapılmış, tutulan evrakın İstanbul'a gönderilmesi emir olunmuştu. Sadrıâzam Kâmil Paşa, Bab-ı Ali'ye İttihatçıların hücumundan hemen önce, cemiyetin öldüğünü söylemişti. Fakat bu işi hemen yapamadığı, Hürriyet ve İtilâfçıları nezaretler ve büyük memuriyetleri taltif etmediği için, İtilâf komitesi de Kâmil Paşa kabinesini devirmeğe ve yerine Harbiye Nazın Nâzım Paşa'nın başkanlığında Gümülcineli İsmail, Basri ve Hoca Sabri'den müteşekkil bir kabine getirmeğe azmetmiş ve Kâmil Paşa kabinesinin iskatı için cumartesi gününü münasip görmüştü. Yâni İttihatçılar perşembe günü Bab-ı Ali'ye hücum etmemiş olsalardı, cumartesi günü İtilâfçılar hücum edecek ve kabineyi devireceklerdi. Gayet mevsuk
Sayfa 150 - Yakın Tarihimiz Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Tasavvuf
  Akılcılık yolu, Cebriye'yi, Kaderiye'yi, Mutezile'yi doğurdu. Soru şuydu: Yaptıklarımı ben mi yapıyorum, Tanrı mı yaptırıyor?.. Cebriye' ye göre, yaptıklarımızı biz yapıyorduk, Kaderiye'ye göre Tanrı yaptırıyordu. Cebriyeciler soruyorlardı: Öyleyse neden biz sorumlu olalım?.. Mutezile de Cebriye'yle birleşerek şöyle diyordu: İman kitaptaysa akıl da insandadır. Kader diye bir şey yoktur. Tanrı benim işime karışmaz, ne ceza verir ne armağan. Kitap da Tanrı sözü değil, kul sözüdür. Viii'nci yüzyılda Vasıl bin Ata ( ? -748) ve onu izleyenlerin meydana getirdiği Mutezile (Fr. Motazalites) akımı, İslam felsefesinde usçuluğu ve usaaykırı bulunan dinsel inançlara karşı çıkmayı gerçekleştirmiştir. Ünlü gizemci Hasan Basri'nin öğrencisi olan Vasıl bin Ata, büyük suçlu (Ar. Mürtekibi kebir) konusunda öğretmeniyle anlaşamayarak ondan ayrılmış ve bundan ötürü onun ve izleyicilerinin öğretisine Arapça ayrılma anlamındaki itizal sözcüğünden türetilen ehli sünnetten ayrılanlar anlamında mutezile denmiştir. Bu davranış, İslam dünyasında, dogmatik çelişkilere karşı insan usunun ilk şahlanışıdır. Vasıl bin Ata'nın başkaldırdığı sorun şuydu: Mademki ceza ölümden sonra verilecek, demek ki cezayı ruh çekecektir. Mademki ruh ölümsüzdür, öyleyse nasıl yanıp kül olacak? Mutezileciliğin temel fesefesi bu çok haklı sorudan türemiştir. Cahiz ( ? - 868), Muammer ibni Abbad, Ebül Hüseyin Basri, El Nusaybini, Hişam vb. gibi düşünürler yetiştiren mutezile akımı Basra mutezilesi (Ar. Mutezilei Basriyye, Fr. Ecole dissideute de Bassora) adıyla anılır. Başlıca sorunları kader, ceza, tanrının nitelikleri konularıdır. Mutezileciler kaderi yadsırlar, onlara göre kul kendi eylemlerinin yaratıcısıdır.     Böyle olmasaydı, tanrıca belirlenen eylemlerinden sorumlu olamazdı. Eğer kader varsa ve insana bütün
Reklam
Geleceğimizde İslam Var'dan Alıntılar - 27
İtalyan bir mühendis olan Jeranello Turriano 16. yüzyılda, Müslümanların (Endülüs'teki Tuleytula) Toledo şehrindeki su mühendisliklerini ve çeşmelerin ve sulamada kullanılan su yükselticilerinin yapımında su ve hava basıncına dayalı İslâm teknolojisini, su değirmenlerinin inşasını ve su ile çalışan robot çalgıcıları araştırdı. Bu İslâm icatları, 17. yüzyılda, İtalya'daki Torricelli'nin (Torriçelli) barometreyle ve Fransa'da da Vaucanson'un (Vokanson) robotlarla ilgili buluşlarının temelini oluşturacaklardır. El-Cezeri'nin, 13. yüzyılda tasarlanan, Makine Yapımında Yararlı Bilgiler ve Uygulamalar/ El Câmi Beyn'el İlmi el-Ameli en Nafi fi Sınâ'ati'l Hiyel kitabı, İskenderiyeli Heron'un (Heron, 1. yüzyıl) Mekanik'ini Bizanslı Philon'un (Filon, 2. yüzyıl) Sıkıştırılmış Havayla Çalışan Aletler'ini çok çok gerilerde bırakır. El-Cezeri'nin bu eseri, Leonardo da Vinci'nin mekanikle ilgili tasavvurlarının temelini oluşturur ki kendisi bu eseri mutlaka görüp incelemişti.
2. Beyn
Birde Hanzel konu ss olunca... erkeklerin lafına güvenmemen gerekir. Erkekler çleriyle düşünürler.
Sayfa 48·Kitabı okudu
" El-Cezerî'nin, 13 yüzyılda tasarlanan , Makine Yapımında Yararlı Bilgiler ve Uygulamalar/ El Câmi Beyn'el İlmî el-Amelî en Nâfi fî Sınâ'ati'l Hiyel kitabı, İskenderiyeli Heron'un (Heron, 1. yüzyıl) Mekanik'ini Bizanslı Philon'un (Filon, 2. yüzyıl) Sıkıştırılmış Havayla Çalışan Alet'ini çok çok gerilerde bırakır. El-Cezerî'nin bu eseri, Leonardo da Vinci'nin mekanikle ilgili tasavvurlarının temelini oluşturur. "
Sayfa 127 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu