8/10
·616 syf.··
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 22:15
Cansever külliyatının ikinci yarısını kucaklayan "Sonrası Kalır - 2", şairin "dize işlevini yitirdi" diyerek şiirini bütünüyle anlatıya, çok sesliliğe ve derinlikli karakter analizlerine yasladığı ustalık döneminin haritasıdır. Bilhassa "Ben Ruhi Bey Nasılım" ve "Bezik Oynayan Kadınlar" gibi başyapıtların yer aldığı bu ciltte, burjuva ahlakının, çürüyen konak hayatının ve değişen toplumsal yapının bireyler üzerinde bıraktığı psikolojik enkaz psikanalitik bir derinlikle işlenir. Şiirlerin giderek birer tiyatro metnine yaklaştığı, trajik ve yenilmiş figürlerin kendi iç sesleriyle konuştukları bu metinler, modernleşme sürecindeki Türkiye'nin kültürel sarsıntılarını edebiyatın süzgecinden geçirir. Cansever'in "Sonrası kalır, anıların en güzeli" dizeleriyle özetlenebilecek bu dönemi, umutsuzluk ile direnç arasında gidip gelen, varoluşun hüznünü mekânlar ve eşyalar üzerinden somutlaştıran ağırbaşlı bir felsefi sorgulamadır. İlk cildin kurduğu varoluşsal zemin üzerine görkemli bir sözlü tarih ve trajedi anıtı inşa eden bu eser, Türk şiirinin sınırlarını nesir ve tiyatro lehine ne denli genişletebileceğinin en somut ve estetik kanıtıdır.
1000Kitap
Sonrası Kalır 2Edip Cansever · Yapı Kredi Yayınları · 20201,992 okunma
6/10
·464 syf.··
2026 21. kitabı
Evet karşınıza yeniden Süfrajet Hanımlarımız ve onların hakları adına savaşmaları ile geldim… Yani Dize Getirilen Dük’ün 2. Kitabı ile sizlerleyiz… Hemen iki ana karakterimizden bahsetmek istiyorum. Lucie ve Tristan… Lucie; kendisi bir Leydi olan ama zengin ve asil ailesi tarafından reddedilmiş biri. - gençken kadın hakları için, kadınlar ile yürümüş ve babası tarafından görülmüş- Her şeye rağmen savaşında kararlı, erkekler ile işi olmayan, aklı fikri davasında olan ve herkesin dediği gibi hem kız kurusu hem de bir cadı. ( 28 yaşında) Tristan ise; aynı Lucie gibi asil ve zengin bir aileden gelmiş ama babası tarafından hiç sevilmemiş Lordumuz… Hovarda, çapkın ve rahat bir tip. ( 27 yaşında kızımızdan bir yaş küçük) Fakat gençliğinden beri kızımıza aşık… Gel gelelim yorumuma; Lucie’nin inatçı ve kararlı tavırları istediğim gibiydi. İlk kitaptaki Anabelle gibi gelgitli değildi. Hep bir savaş içindeydi. Her şeyi en iyi en güzel şekilde yapmak istiyordu. Ve bunun için çok çabalıyordu. Tristan ile yolları kesiştiğinde ikiside aynı yayınevini istiyordu. Her şey buraya kadar iyi ama ansızın Tristan’ın teklifi beni şok etti. Gerçi ilk kitaptaki Dük gibi insanı sinir edecek şekilde gel metresim ol demedi. Başından beri, Lucie’ye sahip çıktı. Dük’ün Anabelle’ye yaptığı gibi gelgitli davranmadı. Kıza her zaman her şekilde sahip çıktı. Onu asla metres olarak değil aşığı olarak bile değil sevgilisi, sevdiği kadın olarak gördü. Her şey çok güzeldi. Tristan’in onu kırmadan mükemmel şeyler yapması, sırf onun için bir şeyler yapması, çabalaması harikaydı. Ama bir şeyler eksikti. İlk kitaptaki o hırçınlık yoktu. O şok etme yoktu. Kitap çok sakindi. Hiç beklediğim gibi değildi. İlk kitaptaki gibi kızımızın haklar için yürüyüş yapıp yakalanmasını, oğlumuzun delirmesini istedim ama
1000Kitap
Kural Tanımaz ÇapkınEvie Dunmore · Olimpos Yayınları · 20265 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·368 syf.··
2019 338. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2019 00:00
Mahmud Es’ad Coşan’a 2000 senesi öncesi sorulan dini sorular ve cevaplarından oluşuyor. İlk sayısında ya da bunda mı olduğunu hatırlayamadım ama bir soru kalmış aklımda: Kadınlar pantolon giyebilir mi? Coşan bunu, dize kadar giyilen bir kıyafetin/ceketin altından pantolon giyilebileceğini hatta bunun etekten daha iyi olduğunu, toplu taşıma araçlarına binişte hızlı hareket ederken eteğin açılma riski olduğunu ama pantolonda böyle bir risk olmadığını söyleyerek cevaplamıştı. O dönemleri düşününce, eteksiz kadın olmaz, düşüncesindeki zihniyet için de güzel bir cevaptı.
Din
Güncel Meseleler 2Mahmud Es'ad Coşan · Seha Neşriyat · 199545 okunma
Onun için (Güncelleme-yeni dize ve nakarat)
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 22:16
.... Ve nefes. Bu kitap Holly Jacksonun yazdigi en iyi kitap olmus bence. Ben cok cok cok begendim. Eger bu türü seviyorsaniz eminim begeniceksiniz. İncelemem spoiler icericek ama uyari koyacağımm. İsterseniz konuya gecelimm Ana karakterimiz Jet zengin bir ailenin kızıdır. Ve verdikleri Cadılar bayrami partisinden sonra eve herkesden önce döner. Evinde saldırıya uğrar. Ve ölmesi gerekirken ölmez. Darbeye bağlı anevrizmasinin olduğunu öğrenir. Öğrendiği diger bir şey ise sadece bir haftalik ömrü olduğudur. Ve kendi katilini bulmaya karar verir... Su düşünce cok iyi degil mi?? kendi katilini bulmaya calismak. Vay be Bu kitabi neden almalısınız (kitapcida kitabi arastiran ve acaba almali miyim diye düşününen o kişi için) 1-Yazari Holly Jackson(eger holly jackson daha önce okuyup begendiyseniz bu favoriniz olucakk) 2- Konusu(cok iyi degil miii) 3-Evet biliyorum biraz(baya) pahali ama gelecekte daha pahali olucakkk 4-Yazim dili harika akiyor bildiginn 5- Çünkü -biraz egoistlik yapicam- ben ÖNERDİM 6- Sizi ceker mi bilmiyorum ama icinde aşkda var... Şu sekil bir ana karakteri okumak cok ilginçti. Ve ben yazarin bunu gecirdigini düşünüyorum. Ben zaten ölücem. Evet hepimiz bir gün öleceğiz ama bunun bir hafta icinde olacagini bilmek... Korkunç.Bazen bilmemek daha iyidir derler ya heh iste ondan! Jeti de diger kizlar gibi cok sevdim. Ama sunu söyleyebilirim ki Jetin espri anlayışı hepsinden daha iyi. 4. güne kadar durumunu şakaya vurdu. Ve bazen yersizde olsa güldürdü beni. Okurken bazi kisimlarda jetin öleceğini unuttum. Ki o kisimlarda jetin de unuttuguna eminim.. Konuya daha derin bir giriş (spoiler degil ama öyle olabiliecek kisim) Hastaneden çıktıktan sonra jet evde annesi ile tartışıyor. Bundan kaynaklida ailesi komşu olan Billynin evine gitmeye karar
Ölüm Beni Bulana DekHolly Jackson · Epsilon Yayınevi · 202642 okunma
9/10
·344 syf.·
2026 47. kitabı
Ülke adı verilmez ama hikâye, II. Dünya Savaşı’na benzeyen bir savaş döneminde geçer. Açlık, şiddet, askerler ve işgal gibi unsurlar vardır. Hungarian Revolution of 1956 sonrası Macaristan’dan kaçıp İsviçre’ye yerleşen yazar Agota Kristof yeni bir ülke ve yeni bir dille yeni bir kariyere başlamış oldu. • İsviçre’de yaşadığı bölgede konuşulan dil Fransızcaydı. • Zamanla bu dili öğrenmek zorunda kaldı ve yazmaya da bu dilde başladı. • Fransızcayı yetişkin yaşta öğrendi • Hatta kendisi bu dili başta “zor” ve “yabancı” bulduğunu söylemiştir • Bu yüzden yazım tarzı: • Çok basit ve sade • Kısa cümlelerden oluşur Yani Fransızca yazmasının sebebi: Doğup büyüdüğü dil değil, yaşamak zorunda kaldığı yeni ülkenin dili olmasıdır. Macaristan’da öğrenciler ve halk ayaklanıp özgürlük mücadelesi başlattı.Sovyetler Birliği çok büyük bir askeri güçle müdahale etti • Ayaklanma kanlı şekilde bastırıldı • Binlerce insan hayatını kaybetti, çok daha fazlası tutuklandı • Yaklaşık 200.000 kişi ülkeden kaçtı • Agota Kristof da bu kişilerden biriydi Doğru bir karardı çünkü Sovyet baskısı 1990’a kadar sürecekti.. Macaristan ancak bu tarihten sonra bağımsız bir ülke olabilecekti. Ülkede kalsaydı ölmüş olacaktı ve bu eşsiz öyküyle hiç tanışmayacaktık.. Savaşın ortasında onları hiç tanımayan anneanneye emanet edilen ikiz erkek çocuklar. Baba cephede, anne onları bırakıp şehre dönmek zorunda. Çiftlikte yiyecek bol, sınırda işler güvenli gibi görünse de hayatları tamamen değişen bu iki akıllı çocuğun gözünden olaylar hüzünlü ve tüm çıplaklığıyla işlenir. Büyük Defter. Okulu o kadar çok özlerler ki, kendi okullarını kurarlar evin bir köşesine saklı gizi. Cadı Anneanneyi, Komşu Tavşandudağı, Subay’ı, asker kaçağını, dilenciliği yazar dururlar. Kompozisyonları güzelse kırtasiyeden başarıp
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma
Mecazdan hakikate açılan, sazla söylenmiş bir aşk irfanı
Puan vermedi·200 syf.··
2026 15. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 23:56
Bu kitap, 19. yüzyıl Türk halk şairi Âşık Seyrâni’nin şiirlerini ve şiir geleneğini sade bir dille sunar. Kitap, Âşık Seyrânî’yi yalnızca bir halk şairi olarak değil, hakikati hiciv ve irfan diliyle söyleyen bir tasavvuf eri olarak da okuma imkânı verir. Bu kitapta Âşık Seyrânî, mecazî aşktan ilâhî aşka uzanan tasavvufî yolculuğu halk diliyle dile getirir. Sevgili kimi zaman bir insan suretinde görünse de şiirlerin asıl yönü, benliği eriten ve hakikate çağıran ilâhî aşktır. Seyrânî’nin aşkı bir duygu taşkınlığı değil, nefsin terbiye edilerek Hakk’a yönelmesidir. Halk şairi, halkın gözü, kulağı, kalbi ve dilidir. Halkın derdi, dileği, sevgisi ve nefreti, Âşığın dilinde, telinde şekillenir. O, bir bakıma çağının aynasıdır. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın da belirttiği gibi Seyrâni, Tanzimatın getirdiği huzursuzluklara, yoz­laşmaya, Batı taklitçiliğine karşı, dini ve milli değerlerine bağlı halkın gösterdiği tepkinin bir sözcüsü durumundadır. Sahici, halkçı bir ses arayan okuyucular için keyifli bir giriş niteliğindedir. İncelemeye soru-cevap şeklinde devam edecek olursak.. Ding an sich Okur Hocamızın şu suali üzerine #296335215 Cevabım; Kıymetli Hocam, sorularınızın tamamı bir kitaba konu olacak muhtevada, her biri, bir makale olacak çapta, çok boyutlu ve derinlikli.. Konulara vakıf bir uzman olarak akademik bir dil ile sorularınızı cevaplamayı arzu ederdim, lakin bu konuların cahili, ancak ilgi duyan bir talibi olarak, cehaletimden aldığım cesaret, talebeliğimin mazuriyeti ile bir kaç cümle yazmaya gayret edeceğim.. ​Tasavvufun "Deli-Dâhi" Dengesi: Akıl mı, Aşk mı?
Şiir
Aşık SeyraniHasan Avni Yüksel · Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları · 19873 okunma