Puan vermedi·840 syf.··
2026 27. kitabı
Merhaba, olumlu ve olumsuz olmak üzere iki parçaya ayırmak daha doğru olur zannediyorum kitap yorumumu. Olumlu yönlerinden başlayacak olursak, kitap 800 küsur sayfa lakin iki yüz sayfaya yakını notlar ve kaynakçadan oluşuyor ki buda kitabın büyük bir araştırmanın neticesi olduğunun göstergesidir. Geriye kalan 650 sayfa da ziyadesiyle fazla 20-30-40 en fazla 50 sayfalık bölümlere ayrılmış ki buda okunuşunu kolaylaştırıyor. Dili akıcı, çevirisi gayet güzel ve anlaşılır. Ayrıca yazar da alanının önde gelen isimlerinden birisi. Kitap Pers dünyasından başlayarak, ipek yolunun oluşumunu ve bu yollar üzerinde bulunan ticari, kültürel, siyasi ve dini etkileşimleri ele alarak bütüncül bir dünya tarihi anlatısı kurmaya çalışıyor. Olumsuz yönlerine gelecek olursak, Batı merkezli tarih anlatımını yıkmak amacıyla yazılmış bir kitap olsa da yazar bu sefer sarkacı çok fazla doğuya doğru kaydırmış ki bu bana objektiflikten uzak göründü. Ayrıca kronolojik olarakta karmaşık, hatalı bilgiler de içerdiği kanaatindeydim ki, yazarın ülkesindeki akademisyenlerden de benzer eleştiriler gelmiş. Hayata yalnızca kendi bulundukları noktadan bakan batılılara birçok şey öğreteceği aşikar ama zaten Batı merkezli tarih anlatısı çok uzun yıllardır kırılmaya çalışıldı ve bu alanda çok fazla kitap olduğu için bir şeyler bilen okura çok fazla bir şey öğreteceği kanaatinde değilim.
İpek YoluPeter Frankopan · Pegasus Yayınları · 201879 okunma
Keyifli
7/10
·176 syf.··
2026 16. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 18:17
İçerisinde 20 adet kısa öykü barındıran; kimi zaman hüzünlendiren, kimi zaman da şaşırtıcı sonlarıyla ters köşe yapan keyifli bir kitap. Eğer 80'lerde doğduysanız ve üstüne bir de Ankara'da yaşamışsanız, kendinizi öykülerin bir yerlerinde kahramanı izlerken bulabilirsiniz. Belki de o kahraman doğrudan sizsinizdir; sizin hayatınızdan bir anıdır...
Öykü
ZamansızEngin Akyürek · Doğan Kitap · 0146 okunma
Reklam
8/10
·230 syf.··
2026 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:44
Adınla Çağır Beni’yi bitirip direkt Bul Beni’ye daldığımda ne beklediğimi bilmiyordum. İlk kitapta o yaz İtalya’da yaşanan şey bir “yaz aşkı” gibi kalmıştı aklımda. Ama Aciman bu kitapta tokat gibi gerçeği yüzümüze vuruyor: Zaman geçiyor, insanlar değişiyor, ama bazı izler değişmiyor. Bu kitap aşk romanı değil aslında. Kayıp romanı. Elio büyümüş, baba olmuş, hayat kurmuş. Ama içinde hep o “ara beni, bul beni” cümlesi duruyor. Benim en çok takıldığım yer şurası oldu: “Sadece sevdiğimiz için tanıdığımızı sandığımız insanları görmediğimiz daha ne kadar farklı katmanları var?” İlk kitaptaki o gençlik yangını yok burada. Yerine olgun bir sızı gelmiş. “Yaşanmamış hayatın bedeli her daim zaman” dediği yerde kitabı kapattım, tavana baktım. Çünkü hepimizin hayatında bir “Oliver” var. Söyleyemediğimiz, cesaret edemediğimiz, gurura taktığımız biri. Spoiler yok ama şunu söyleyeyim: İlk kitabı sevdiysen, bu kitap seni rahatsız edecek. Çünkü Aciman “mutlu son” yazmıyor, “gerçek son” yazıyor. Ve gerçek son genelde yarım kalıyor. Sizce Elio haklı mıydı? Yoksa 20 yıl çok geç miydi? Yorumlara yazın, tartışalım.
1000Kitap
Bul BeniAndré Aciman · Sel Yayıncılık · 20221,038 okunma
9/10
·308 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
Kuzgun Yemini // Kamuran Elagöz // Edebiyatist Yayınları Selam size yine keyifle okuduğum psikolojik- polisiye tarzında,gizemlerle dolu ve tarihten ufak bilgilerin barındırdığı sade,akıcı ve çok kısa sürede okuyabileceğiniz bir kitapla geldim. Okumaya başladıktan sonra katil kim,neden yaptı,ortağı var mı?Neden böyle oldu diye sorular yankılanıyor sürekli kafanızda.Rakamlar cizilen görseller sizi düşündürüyor.Olayları farkında olmadan araştırıyorsunuz Başkomiser Efsun bir akşam bir evde yaşanılan cinayet için olay yerine gider.Ekibi,olay yeri inceleme hepsi oradadır.Araştırmalar sonucunda sadece tek bir düğme bulurlar.Öldürülen henüz 20 yaşındaki Zahidedir.Zahide eşiyle tartıştıktan sonra ailesinin evine gitmiştir.Ama başına gelenler büyük bir olay dizisinin başlangıcı olmuştur.Efsun ve ekibi Zahide'nin cinayetinden sonra araştırmayı derinleştirmek için uğraşırlar. Delil bulurlar bu deli sayesinde eşini cezaevine gönderirler.Ama gerçek bu muydu?Çünkü eşinin haricinde üvey babası da şüphe altındadır. Ayrıca bulunan başka bir delilde bunu gösterir. Bir gün Efsun eskiden beri arkadaşı olan ve bazılarına boyun eğmediğini değmediği için polislikten ayrılan Cenk'in yanına gider.Ondan yardım ister,çünkü Zahide'nin ölümünden sonra olaylar bitmemiş aksine başlamıştır.Bir gece Efsun bir eve bir ihbar yüzünden gider ve orada bir gölge görür.Bu gölge ile boğuşurken elinden kaçırır. Bu Gölgenin yeni bir kurbanı vardır ve yastıkla onu öldürmüştür.Efsun bu Gölgenin kendi aradığı aradığı kişi olduğu için,bu yüzden Cenk'ten destek İster.Eski bir başkomiserin yani Cenk'in olaylara bakış açısını,analitik bakış açısının farklılığına farkındalığını,olayları sanki kendi yaşıyormuş gibi hissederek karlışan bir aklı vardır.Cenk ve Efsun Gölgenin cinayetlerini çözmek için bulmacalarini
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202616 okunma
10/10
·202 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:56
Çiçeği burnunda bir yazar olarak, bu kitabın sonunda yer alan, 195-199 sayfaları arasındaki 'önsöz'ü tüylerim ürpererek okudum çünkü kitabımı tamamladığımda buna benzer cümleler benim de cümlelerimdi. Kitaptaki her karakterin aslında yazarın bir parçası olması fikri her ne kadar sıra dışı bir fikir olmasa da usta bir kalemden, farklı cümlelerle okuyunca etkilendim. Bir okur olarak başlarda kitabın konusuna 10 üzerinden 10, anlatım diline 10 üzerinden 8 diyebilecek durumdaydım çünkü konusu her ne kadar güzel olsa da edebiyat kokutulmaya çalışılmış çok uzun cümleleri, cümlenin öğeleri açısından bir edebiyat öğrencisinin ilgisini çekecek olsa da, bir 'Edebiyat Ödülü' alacak olsa da, yer yer, benim içimi baymadı desem yalan olur. (bu cümle bile yersiz uzun :) ) Zira aynı cümleyi iki kez okumaktan pek haz etmem :) Fakat tüm bunlara rağmen kitabın ortasından sonrası nispeten daha akıcı, bütünlüğü sağlanmış olması sebebiyle ve yaklaşık son 20 sayfada ruhumu çekip kitaba katmış olması sebebiyle, kitap için 10 üzerinden 10 diyebilirim. Konusuna gelecek olursak kitaplar ve siyaset gibi konular insanlara acı verdiği için kitapların itfaiyeciler tarafından yakıldığı bir dünya düzeni anlatılıyor. Başrol Montag'ın ise 'Bu durum hep böyle miydi, itfaiyecilerin asıl görevi bu muydu?' diye sorgulaması ile başlayan macerasının içine giriyoruz bir süre sonra. Eh, daha da fazla spoiler vermeyeyim. Bu kitaba bir şans verin derim çok sevdiklerim arasına ekledim bile. Siz okudunuz mu? Nasıl buldunuz? Bu yorum sonrası okumaya karar verir miydiniz?
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,3bin okunma
Beklediğimden çok daha derin olan o kitap
Puan vermedi·208 syf.··
2026 69. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 13:27
Kitap, aslında hepimizin hayatında bir kez yaşadığı ya da tanık olduğu o "dönüm noktası" mevsimini anlatıyor. Arkasındaki o can alıcı cümle zaten her şeyi özetliyor: "Herkesin ansızın büyüdüğü bir yaz vardır..." Hikaye, 99 depremi ve 20 yıl sonrasını, karakterlerin çocukluk ile yetişkinlik arasındaki o ince, kırılgan çizgide verdikleri sınavları, yüzleşmek zorunda kaldıkları gerçekleri ve hayatlarını sonsuza dek değiştiren bir yaz mevsimini odağına alıyor. Yıllar önce oynana bir şişe çevirmece oyunu her şeyi ne kadar değiştirebilir ki? İlk aşklar, hayal kırıklıkları, 20 yıl sonra ortaya çıkan aile içi sırlar ve en önemlisi de insanın kendi benliğini keşfetme süreci, dalgalı bir deniz gibi önümüze seriliyor. Işıl Şenol
O YazIşıl Şenol · Yan Pasaj · 2022248 okunma
Reklam
Reklam