Yaşlandığınızda, otuz yıl önceki olaylar bugünkülerden daha gerçek görünür.
1970’ler… 20. yüzyılının en güzel yıllarıydı. Henüz tam anlamıyla uygarlaşmamıştık. Değirmenlerle savaşta yenilmemiş, yedi kat yalnızlığa gömülmemiştik daha.
İnanın bana, o zamanlar aşklar ömür boyu sürerdi. Bir kız camdan el salladı mı havalara uçardık. Bir gülücük, mahcup bir bakış, kaçamak bir “merhaba”… Yavru kuşlar gibi heyecanlanırdık. En büyük hazinemiz kalbimizdi. Ne kadar utangaçtık; gönül verdiğimiz kişiyi incitmekten de, onun karşısında küçük düşmekten de ödümüz kopardı. Karşılıksız aşklar, ebediyen saklanan sırlara dönüşürdü. Uzaktan sevmek diye de bir şey vardı.
Yoksulduk. Canımıza yapışan, kemiğimizi çürüten fukaralığın üstüne kat kat, gıcır gıcır gurur kostümleri giyerdik. Fakirdik ama onurluyduk. Çünkü tarihimiz bize kudretten, zenginlikten söz ediyordu. Edebiyat, bütün hücrelerimize azim aşılıyordu. Şarkılarda daima taptaze bir umut çınlıyordu. Felekle kapışıyor, çaresizliğe meydan okuyor, yer sofralarında yürekten şükrediyorduk.
Sayfa 81 - 82 - 1970'lerde Allah bizimleydi ¶ İletişim Yayınları