Nazlı Ilıcak ismine dikkat… Neyse ağzımızı bozmayalım. Değmez.
Nokta operasyonu faşistler ve onların Nazlı Ilıcak, Ahmet Kabaklı gibi kalemşörleri tarafından 'memnuniyetle ve şükranla' karşılanırken, geniş halk kesimlerince ve yazarlarca eleştiriliyordu. Bunlardan biri İlhan Selçuk'tu: "Fatsa'da Halkın Zamanla Yarışı... Fatsa artık bütün Türkiye'de ünlüdür. Bu 20 bin nüfuslu küçük kent, devlet gücünü faşist amaçları için kullanmakta sakınca görmeyenlerin "pilot bölgesidir."
Sayfa 590 - İmge
Tarih
Kocaların eşlerini dövmesi tarihin büyük bölümünde bırakın suç olmayı, düpedüz yasaldır bile. Batı Dünyası’nda kadınların bu mutlak ataerkil otoriteye karşı ilk protestosu 20. yüzyıl başlarında oy hakkı elde etmek için giriştikleri hareket kapsamında gerçekleşti.
Sayfa 249
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Albert Camus, 20. yüzyılı "Korku Çağı" diye adlandırırken, modern dönemden 1900'lü yıllara kadar yükselen matematik ve doğa bilimi temelli dünya görüşünün, insanı nihayetinde içine bırakmış olduğu anlam ve değerden yoksun dünyaya dikkat çekiyordu: "Mutabakata varmak için korkunun ne olduğunun iyi anlaşılması gerekir: Yani korkunun neye işaret ettiğinin ve karşılık geldiğinin anlaşılması. Korku, aynı olguya işaret eder ve karşı gelir: Cinayetin meşru olduğu, insan yaşamının ise değersiz görüldüğü bir dünya." (Camus, 2007: 259) Korku Çağı'nda maddi cinayetin meşru hale gelmiş olması, düşünce dünyasında da zihinlerin birbirini katletmesini ifade eder. İnsan yaşamının değersizleşmesi, doğrudan diğer insanların zihnine yapılan saldırılar vasıtasıyla gerçekleşir. Zira düşünce, zihinsel faaliyet ve bilgi ne kadar çok tahrip edilirse, insan aynı ölçüde hem maddesel hem de zihinsel şiddete kapılır; böylelikle söz ve dolayısıyla diyalog ortadan kalkar. Diyaloğun yokluğu ise, Camus'nün korku sözcüğü ile kast ettiği dünya düzenini arzulayanların, yani her türlü cinayeti meşru kılma arzusunda olan ve insanın anlam dünyasını yıkma gayesi güdenlerin katıksız bir şiddet ortaya koymalarına imkân verecek, fikirlerin ve ideallerin hoyratça katledildiği bir atmosferin ön şartıdır.
Sayfa 11·Kitabı okuyor
Düşünce
Yaklaşık 20-25 yıldır
Toplum olarak gülmüyoruz ama gülünç duruma düşebiliyoruz.
Kadim Mezopotamya döneminden İran ve İslâm imparatorluklarına geçmiş bir âdet, yıldızlara bakarak gelecek hakkında haber vermek, yani astroloji, Osmanlı sarayında da devam etmiştir. Müneccimbaşı her yıl takvîm veya ahkâm-i sâl adıyla geçmiş olaylara ve yıldızlara bakarak gelecek üzerinde bilgi içeren bir risâle hazırlardı. Padişahlar bu kehânetlere inanır, önem verirdi. Gelecek hakkında başmüneccimin haberlerine saray, devlet erkânı, daima büyük ilgi duymuştur. XVII. yüzyılda Cinci Hoca gibi Müneccimbaşı Hüseyin Efendi de geleceğe dair kehânetleriyle şöhret yaptı; 20 yıl (1630- 1650) sarayda müneccimbaşılıkta kalarak küçük, büyük tüm devlet adamlarını kendine bağladı. Hüseyin bu yolla inanılmaz servetler yığdı. "Vekil-i kâinât" sıfatıyla "esrâr-i ilâhiye'yi keşfediyor", sarayın, padişah ve Harem'in kararlarını etkiliyordu.
Sayfa 232·Kitabı okudu
1000Kitap
Yaşlandığınızda, otuz yıl önceki olaylar bugünkülerden daha gerçek görünür. 1970’ler… 20. yüzyılının en güzel yıllarıydı. Henüz tam anlamıyla uygarlaşmamıştık. Değirmenlerle savaşta yenilmemiş, yedi kat yalnızlığa gömülmemiştik daha. İnanın bana, o zamanlar aşklar ömür boyu sürerdi. Bir kız camdan el salladı mı havalara uçardık. Bir gülücük, mahcup bir bakış, kaçamak bir “merhaba”… Yavru kuşlar gibi heyecanlanırdık. En büyük hazinemiz kalbimizdi. Ne kadar utangaçtık; gönül verdiğimiz kişiyi incitmekten de, onun karşısında küçük düşmekten de ödümüz kopardı. Karşılıksız aşklar, ebediyen saklanan sırlara dönüşürdü. Uzaktan sevmek diye de bir şey vardı. Yoksulduk. Canımıza yapışan, kemiğimizi çürüten fukaralığın üstüne kat kat, gıcır gıcır gurur kostümleri giyerdik. Fakirdik ama onurluyduk. Çünkü tarihimiz bize kudretten, zenginlikten söz ediyordu. Edebiyat, bütün hücrelerimize azim aşılıyordu. Şarkılarda daima taptaze bir umut çınlıyordu. Felekle kapışıyor, çaresizliğe meydan okuyor, yer sofralarında yürekten şükrediyorduk.
Sayfa 81 - 82 - 1970'lerde Allah bizimleydi ¶ İletişim Yayınları
1000Kitap