...Ressentiment duygusunun kökünde, Nietzsche'nin şu satırlarda betimlediği şu ruh hali vardır: "'Ondan hoşlanmıyorum' -Neden? 'Çünkü onun dengi değilim' -Bir insan hiç böyle bir cevap vermiş midir?" (Nietzsche, 2007: 74)
Sayfa 22·Kitabı okuyor
Düşünce
Albert Camus, 20. yüzyılı "Korku Çağı" diye adlandırırken, modern dönemden 1900'lü yıllara kadar yükselen matematik ve doğa bilimi temelli dünya görüşünün, insanı nihayetinde içine bırakmış olduğu anlam ve değerden yoksun dünyaya dikkat çekiyordu: "Mutabakata varmak için korkunun ne olduğunun iyi anlaşılması gerekir: Yani korkunun neye işaret ettiğinin ve karşılık geldiğinin anlaşılması. Korku, aynı olguya işaret eder ve karşı gelir: Cinayetin meşru olduğu, insan yaşamının ise değersiz görüldüğü bir dünya." (Camus, 2007: 259) Korku Çağı'nda maddi cinayetin meşru hale gelmiş olması, düşünce dünyasında da zihinlerin birbirini katletmesini ifade eder. İnsan yaşamının değersizleşmesi, doğrudan diğer insanların zihnine yapılan saldırılar vasıtasıyla gerçekleşir. Zira düşünce, zihinsel faaliyet ve bilgi ne kadar çok tahrip edilirse, insan aynı ölçüde hem maddesel hem de zihinsel şiddete kapılır; böylelikle söz ve dolayısıyla diyalog ortadan kalkar. Diyaloğun yokluğu ise, Camus'nün korku sözcüğü ile kast ettiği dünya düzenini arzulayanların, yani her türlü cinayeti meşru kılma arzusunda olan ve insanın anlam dünyasını yıkma gayesi güdenlerin katıksız bir şiddet ortaya koymalarına imkân verecek, fikirlerin ve ideallerin hoyratça katledildiği bir atmosferin ön şartıdır.
Sayfa 11·Kitabı okuyor
Düşünce
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Cezasızlık
Türkiye`de henüz örneği görülmese de ABD'de ve Avrupa`da iş kazaları sonrası açılan "cinayet davası" örnekleri bulunuyor. Örneğin ABD'de 1983'te, isci Stefan Golab'ın siyanür gazı soluyarak ölümünün ardından beş firma yetkilisine bu suçtan dava açıldı ve üçer yıl hapis cezası verildi. ABD Adalet Bakanlığı 1988'de aldığı kararla, iş kazası durumunda işverenlerin cinayetten yargılanabileceğine hükmetti. 1991'de North Carolina'da bir tavuk çiftliğindeki yangında yirmi beş işçinin ölümüne ilişkin tesis sahibine yirmi yıl ceza verildi. Avrupa'daki en bilinen örnek, 2007'de Italya Torino'daki Thysen Krupp Demir-Çelik tesisinde yedi işçinin ölümünden sonra açılan dava oldu. Torino Ceza Mahkemesi 2011'de şirketin CEO'su hakkında on altı yl altı ay hapis cezası verdi. Yargıdaki bu bakış, Türkiye'nin ilerisinde olsa da, ABD ve Avrupa'da da istisnai hal sayılıyor. Bu nedenle Mony, cezasızlık politikalarına dikkat çekerek, uluslararası iş ceza mahkemesi kurulmasını öneriyor: "İşverenlerin ve emir vericilerin işlediği suçların büyük çoğunluğu, çalışanların işlediği suçların aksine, bütünüyle cezasız kalır. Bu cezasızlk, temelinden sorgulanmalıdır. İnsanlığa karşı işlenen suçları yargılamak üzere uluslararası ceza mahkemesi kurulmuştur. Bilinçli olarak iş yerlerini şiddet ve ölüm mahalli haline getirenleri yargılamak üzere bir iş ceza mahkemesi ne zaman kurulacaktır?" Evet, ne zaman?
Sayfa 69 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
İnternet üzerinden aşağılayıcı, taciz edici ve gözdağı veren mesajlar göndermek, belirli internet sitelerinde çirkin dedikodular yaymak ve birisinin çok özel bilgilerini yaymak siber zorbalık olarak adlandırılıyor ( Willard, 2007). Kimi tahminlere göre internet kullanan ergenlerin neredeyse üçte biri siber-zorbalık yapıyor ( Li, 2007; Scharnberg, 2007). Siber- zorbalık kurbanları üzerinde ciddi psikolojik sonuçlar doğurabilir - örneğin, kaygı, okul fobisi, öz saygı eksikliği ve bazı vakalarda intihar ( Thomas, 2006).
Sayfa 169·Kitabı okudu
"Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık" temasıyla yoğun bir sivil toplum kampanyası örgütlendi. Bu şaibelere bulaşmayan RP'nin tavrı çok önemliydi. Ama Erbakan ürkmüştü. Belki "Derin Devleti" karşısına alamadığı, belki de kampanyanın RP'yi hedefleyebileceğini hesapladığından, eyleme destek verenleri "Glu Glu dansı yapıyorlar" diye hafife aldı. Adalet Bakanı Şevket Kazan ondan aşağıda kalmadı ve eylemcileri "mum söndü" oynuyorlar" diye eleştirirken, bu olay karşısında bile dinsel taassubunu yansıtan bir tavır sergileyebildi. Sonuçta RP ağırlığını koysaydı, temiz toplum mücadelesi çok ciddi bir avantaj elde edecekti. Yine de TBMM'nin kurduğu Susurluk Araştırma Komisyonu bu işi ciddiye aldı ve Mehmet Ağar'dan, Sönmez Köksal'a, Oral Çelik'ten Eyüp Aşık'a toplam 52 kişinin ifadesini alarak önemli bir belge yayımladı. Susurluk Süreci'nin cesaretle ve derinlemesine ele alınmaması, 2007'de açığa çıkarılmaya başlanılan Ergenekon örgütlenmesi türünden, darbe yapmayı planlayan yapılanmaların cesaretini açıkça arttırmış olmalıdır.
Sayfa 428·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset
esed rejimi sen bu'sun, o... çocuğusun
Baas yönetimi dine, fikre, düşünmeye savaş açmış bir yönetimdir. Ben de 2007 yılında evimde dini kitaplar olduğu için gözaltına alındım ve 5 sene cezaevinde kaldım. Tek suçum kütüphanemde dini ve fikri kitapların olmasıydı. Hakkımda sahte raporlar hazırladılar ve 5 sene beni cezaevinde tuttular. Çünkü Baas yönetimi suçsuzları, mazlumları zindanlara dolduran; suçluları, katilleri koruyan bir yönetimdir.
Sayfa 99 - Pınar Yayınları·Kitabı okudu
Tarih