Hüseyin Nihal Atsız ve Yılmaz Öztuna, daha önce 1363 olan Türk Kara Kuvvetlerimizin kuruluş tarihinin, 28 Haziran MÖ 209 olması gerektiğini belirterek, Nihal Atsız 1963 ve 1973'te, Yılmaz Öztuna da 1968' de tekliflerini yaptılar. Değerlendirilen bu teklifler incelenerek Türk Kara Kuvvetlerimizin kuruluş tarihi de 28 Haziran MÖ 209 olarak düzenlenmiştir.
Kara Kuvvetlerimizin kuruluş yıl dönümüne baktığımızda karşımıza MÖ 209 yılı çıkıyor. Yani düzenli ve eğitimli bir orduya sahip olan Büyük Hun İmparatoru Mete Han'ın tahta çıkış tarihinin esas alındığını görüyoruz.
*
1937, 1959, 1963 ve diğer bir sürü tezgahtan geçtikten sonra baktık ki, Türkiye’de ‘eh’ bir sol parti, yani İşçi Partisi kurulmuş.
Tüzüğünü okudum. O zamana göre zararsız buldum ve partiye girdim. Partinin genel merkezi o vakit İstanbul’daydı. Partiye ge lince, hiç yadırgamadım. Genel başkanı, daha talebeliğimden beri hürmet ettiğim, Zincirli Hürriyet dergisinin sahibi, devletler hukuku doçenti M. Ali Aybar’dı. İdareciler de Behice Boran, Sadun Aren ve diğer tanıdık arkadaşlardı. Parti bir enstitü gibiydi. Üyelerimizi eğitiyorduk. Haftanın sayılı günlerinde çeşitli konularda seminerler düzenliyorduk. Ben ‘Kürt sorunu’nu üstlenmiştim. Verdiğim seminerler, hocalarımız M. Ali Aybar, Behice Boran ve diğer arkadaşlarca beğeniliyordu.
209-210
insan, elde ettiği her mutluluğu ve başarıyı kendisine, başına gelen her kötü durumu ve hüsranı da başkalarına (ve bazan da Allah Teâlâ'ya) mal eder. Bu onun tabiatında vardır. Ancak mü'min, bu anlayışın tam tersinin doğru olduğuna inanır ve başına herhangi bir olumsuz durum geldiğinde önce dönüp kendi yaşantısına, amellerine ve gidişatına bakar. Zira bilir ki, karşılaştığı herhangi bir mutluluk ve başarı (nimet) Allah Teâlâ'dan, bela, hüsran ve sıkıntı ise kendi nefsinin işlediği kötülük ve günahlardandır: "Nimet olarak size ulaşan ne varsa Allah'tandır
“Sana gelen iyilik Allah'tandır; başına gelen kötülük ise nefsindendir." 209
Hayatın tek doğrusu yoktu, hayatın birkaç ya da birçok doğrusu da yoktu, hayatın sayısız doğrusu, sayısız yanlışı vardı, her hayat tekti, benzersizdi.
Sayfa 208-209