Rasulullah (s.a.v) Ebu Zer’e şöyle buyurmuştur: "Nerede olursan ol, Allah’tan kork. Yaptığın bir kötülüğün ardından hemen bir iyilik yap ki onu temizlesin. İnsanlara karşı güzel ahlâkla davran." ¹ Ben, bu hadiste anlatılan amelleri Allah’ın Kitabında buldum. Yüce Allah bir ayette şöyle buyurmuştur: "Kitap verilenlere ve size, Allahtan korkun diye emrettik." Bu emir, hadiste istenen ilk ameldir. İkinci temel ahlâk şu ayette yer alır. "Kötülüğü, İyilikle savarlar." [Ra'd 13/22] Yani iyi amelle, kötülüğü giderirler. Yaptıkları her kötülüğün ardından, hemen iyilik yaparlar ki, bu iyilik o kötülüğü temizlesin. Üçüncü temel ahlâk da şu ayette yer alıyor, "İnsanlara güzel söz söyleyin." [Bakara 83] Allah Teala, sâlih kullarına ait üç temel ahlâkı şöyle haber vermektedir. "İnsanlar, zarardadır." [Asr 103/3] Yani, vakitlerini zayi ettikleri ve hayırlı fırsatları kaybettikleri için insanlar zarardadır. Sonra bundan bir kısmını ayrı tutarak şöyle buyurdu "Ancak, iman edip salih amel işleyenler, birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler zararda değillerdir.’’ Allahu Teala sâlih kulların üçüncü temel vasıflarını şu ayette ifade buyurmuştur: “Birbirine merhamet tavsiye edenler." [Beled 90/18] ______________________ ¹ Tirmizî, Birr, 55; Darimî, Rikak, 47.
Sayfa 312 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu
1946'da, King David Hotel'deki İngiliz Genel Karargahı dinamitlenip en az 90 kişinin ölmesi ve onlarca kişinin yaralanması üzerine İngiltere bu bölgeden çıkmaya iyiden iyiye karar verdi. Bu amaçla 2 Nisan 1947 tarihinde sorunu Birleşmiş Milletlere götürdü. BM Genel Kurulu, iki haftalık müzakerelerden sonra, Filistin meselesine bir çözüm bulması için özel bir komisyon kurdu. Ancak İngiltere'nin bu girişiminin ardından, Mısır ve Irak 21 Nisan'da, Suriye, Lübnan ve Suudi Arabistan ise 22 Nisan'da Birleşmiş Milletler'e başvurarak, Genel Kurul gündemine, "Filistin'in bağımsızlığının ilanı" maddesinin konulmasını istediler. Filistin Komisyonu, 16 Haziran-24 Temmuz tarihleri arasında Filistin'de yaptığ incelemelerden sonra, Ağustos ayında raporunu yayınladı. Bu raporda komisyon, oy birliğiyle, Filistin'in bağımsızlığını teklif ediyordu. Ancak bağımsızlığın ne şekilde olacağı yönünde iki farklı görüş vardı. Kanada, Çekoslovakya, Guatemala, Hollanda, Peru, İsveç ve Uruguay'ın desteklediği çoğunluk teklifine göre, Filistin Araplarla Yahudiler arasında taksim edilmeli ve iki ayrı bağımsız devlet kurulmalı, Kudüs şehri ise milletlerarası statüye sahip olmalıydı. Hindistan, Yugoslavya ve İran tarafından desteklenen azınlık teklifine göreyse, Filistin, Yahudi ve Arap devletlerinden meydana gelen "federal" bir devlet olmalıydı. Yahudiler çoğunluk planını, Araplar ise azınlık planını tuttular. Çünkü Araplara göre, azınlık planı veya teklifi, Filistin'in toprak bütünlüğünü korumaktaydı. 27 Kasım 1947'de, Filistin Komisyonu'nun çoğunluk teklifi benimsendi ve 13 aleyhe ve 10 çekimsere karşı, 33 oyla Filistin'in Araplarla Yahudiler arasında taksimine karar verildi. Fakat karara göre, Filistin'de kurulacak Yahudi ve Arap devletleri arasında bir ekonomik birlik kurulacak ve Kutsal Kudüs
Sayfa 113
Reklam
1960 sonrasının Kürt sürgünleri
1 Haziran 1960'ta MBK, doğu ve güneydoğu illerinde mukim toprak ağalarından, aşiret reislerinden, şeyhlerden ve Kürt milliyetçisi olarak yaftalanmış aydınlardan oluşan 485 kişiyi tutuklatarak Sivas-Kabakyazı'da kurulan açık bir kampa topladı. Sürülenler arasında günümüzde bir süre AKP içinde siyaset yapan Dergir Mir Mehmet Fırat'ın dedesi Zeynel Turanlı, Alevi liderlerinden Prof. Dr. İzzettin Doğan'ın babası Hasan Doğan, Sedat Bucak'ın babası Hakkı Bucak ile amcası Mehmet Bucak, o yıllarda yeraltında faaliyette bulunan Barzani sempatizanı Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (TKDP) lideri Faik Bucak, THKO davasının savcısı Baki Tuğ'un babası, Şeyh Said'in oğulları, Van'daki Buruki aşiretinin lideri Kartal ailesinin fertleri, Hakkari'deki Ertuşi aşiretinin önderleri, Diyarbakır'daki Ensarioğulları'na mensup kişiler ve Said Nursi'nin müridlerinden 22 kişi bulunmaktaydı. Kampa sürgün edilen kişilerin bütün mal varlığına el konuldu. Kampta bulunanlardan 55'i, çıkarılan bir kanuna göre seçilerek Batı illerinde zorunlu ikamete mecbur tutuldular. Seçilenlerin sürülmesi ile "Doğu'daki feodal düzenin ortadan kaldırılacağı, ağalık, şeyhlik gibi Ortaçağ kalıntısı müesseselerin yok olacağı" umuluyordu. 21 Kasım 1960'ta sürgünlerden 193'ü tahliye edildi. Kalanlar 9 ay daha Sivas kampında kaldıktan sonra, 2,5 yıl süreyle çeşitli illere dağıtıldılar. Ancak sürgünler, aralarından özel olarak seçilen 55 kişi de dahil olmak üzere, 1963 Ekim'inde çıkan af kanunu kapsamına alınarak serbest kaldılar.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Tarih
Selçukluların Devlet Olma Süreci
​1. Serahs Zaferi ve Selçuklu Devleti'nin İlk Temelleri (Mayıs 1038) Serahs zaferinin ardından üçlü şeflik sistemi (Tuğrul, Çağrı ve Musa Yabgu) devam etse de Tuğrul Bey "Sultan" olarak öne çıkmış ve Nişabur'a girerek Sultan Mesud’un tahtına oturmuştur. Selçuklular burada halkı korumuş ve yağmacılığı yasaklayarak meşru bir devlet gibi davranmaya başlamışlardır. Tarihçinin Anlatımı: "Selçuklular, kazandıkları bu ikinci zaferden sonra, hemen bir kurultay toplayıp Tuğrul’u başlarına hükümdar seçtiler. ... Nişabur, Horasan’ın merkezi ve aynı zamanda en mühim bir şehriydi. Bundan dolayı Selçuklular, kurdukları devlete payitaht olarak Nişabur’u seçmişlerdi." 2. Karşılıklı Aldatmaca: Mütareke ve Diplomatik Savaşlar (1039) İki taraf da aslında barış istemiyordu. Sultan Mesud çölde savaşacak teçhizat (at, deve, altın) toplamak için zaman kazanmaya çalışırken; Selçuklular da mütarekeyi hiçe sayarak çevre bölgeleri (Cürçan, Belh çevresi) istila etmeye ve yeni müttefikler (Börü Tekin gibi) bulmaya devam ettiler. "Gazneliler düştükleri çıkmazdan kurtulmak için Selçuklularla mütareke akdine mecbur olmuşlardı. ... Selçuklu şeflerinin de anlamış olmalarıdır. Selçuklu şefleri bu karşılıklı aldatmaca oyununda Gaznelilerden hiç de aşağı kalmamışlardır." 3. Dandanakan'a Giden Yol: Açlık, Susuzluk ve Nihai Bozgun (1040) Sultan Mesud, Tuğrul Bey’i yakalamak için Nişabur’dan Bâverd’e, oradan Nesâ’ya sürekli hareket etti. Ancak Selçuklular "vur-kaç" yaparak Gazneli ordusunu çöle çekti ve su kuyularını tahrip etti. 23 Mayıs 1040’ta Gazne ordusu Dandanakan Kalesi'ne ulaştığında susuzluktan ve iç rekabetten (komutanlar arası çekişme) dolayı savaşamaz haldeydi Tarihçinin Anlatımı: "23 Mayıs'ta Gazne ordusu savaşa savaşa Dandanakan Kalesi'ne ulaştı ve burada durdu. ... Selçuklular dört
Alıntı
22 Şub 19:55
"... beklemek, her an bir şey olması ihtimali içinde, saatlerce, günlerce hiçbir şey olmadan beklemek azapların en korkunçları arasındadır.”
Kamer Suresi
وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُٓوا اَهْوَٓاءَهُمْ وَكُلُّ اَمْرٍ مُسْتَقِرٌّ Yalanladılar ve hevalarına/arzularına uydular. Her iş, (onu yapanla) karar kılıp var olur. (Hayırlı şeyler hayır ehliyle, şer olan işler şer ehliyle vardır.) Kamer 3 وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مِنَ الْاَنْـبَٓاءِ مَا ف۪يهِ مُزْدَجَرٌۙ Andolsun ki onlara, kendilerini (yalanlamaktan ve arzularına uymaktan) alıkoyacak (geçmiş kavimlerin) haberleri geldi. 4 حِكْمَةٌ بَالِغَةٌ فَمَا تُغْنِ النُّذُرُۙ (O haberler) hikmetli, üslubunda en etkileyici seviyededir. (Ancak) uyarılar fayda vermiyor. 5 تَجْر۪ي بِاَعْيُنِنَاۚ جَزَٓاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ Gözlerimizin önünde akıp gitmekteydi. (Bu, kendisine) nankörlük edilmiş (olan Nuh’a) bir mükâfattı. 14 وَلَقَدْ تَرَكْنَاهَٓا اٰيَةً فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ Andolsun ki biz, onu (ibret alınması gereken) bir ayet olarak bıraktık. Var mı öğüt alan? 15 وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ Andolsun ki biz, Kur’ân’ı öğüt alınması için kolaylaştırdık. Peki var mı öğüt alan? 17
Reklam
Reklam