1950'den itibaren Kore'ye 14 bin 936 asker, yani bir ordu gönderdik. 721'i öldü, 175'i kayboldu, 234'ü esir düştü ve 2 bin 147'si yaralandı. John Dulles "En ucuz asker Türk askeri" demişti "Her biri bize 23 sente maloluyor." Biz de bu beyanın üstüne Celal Ince'nin Dostluk Şarkısı'nı çalıp söyledik: "Amerika, Amerika / Türkler dünya durdukça / Beraberdir seninle / Hürriyet savaşında."
Resûlullah (sav) peygamber olduğunu ilan ettiğinde kırk yaşındaydı. Ve O (sav) bu görevi 23 yıl boyunca sürdürdü. Yani Kur'ân o anda dünyada ismi anılmayan bir yarımadada 23 yılda indirildi. Medeniyet yoktu, belirli bir siyasi düzen yoktu, kayda değer bir üretim yoktu, hiçbir şey yoktu. Böyle bir coğrafyaya indirildi Kur'ân ve böyle bir coğrafyaya indiği için bölgesel kalması, dünya çapında ses getirmemesi beklenirdi. Resûlullah (sav) henüz Mekke'deyken Roma ve Pers imparatorluklarının yıkılacağını ve İslam dininin her yere yayılacağını haber verirken, etrafında sadece yirmili yaşlarda, Kâbe'de namaz kıldıkları için dayak yiyerek bedel ödeyen sahabeler vardı. Onlar bu haberi tasdik ettiler. Konuşulanlara bir bakın! Bunlar kimsenin inanacağı türden haberler değildi.
Bu 23 yılda ne oldu?
Resûlullah (sav) vahiy ile toplumda çok büyük dönüşümlere sebep oldu. İnsanların sadece yeme içme âdetleri değişmedi, uyuma ve uyanma şekilleri de değişti. Temizlenme biçimleri değişti. Evlenme ve boşanma hukukları değişti. Nefret ettikleri ve sevdikleri davranışlar değişti. Bakışlarının şekli değişti. Seslerinin rengi değişti. Sohbet konuları değişti. Dost-düşman olma kriterleri değişti. 23 yılda kültürel, sosyal, dinî, ekonomik, siyasi açıdan her şey değişti. İnsanların eski hallerinden eser kalmadı; kalan sadece kendi dilleriydi. Araplar yüzyıllardır şiirleriyle iftihar ediyorlardı. Sonraki yüzyılda ise artık kimse şiir yazmıyordu çünkü artık nesilden nesle geçen tek şey Kur'ân ve Resûlullah'ın (sav) sünneti olmuştu.
Bu durumu -bu kelimeyi sevmiyorum ama- 23 yıl süren herhangi bir devrimle karşılaştırın. Devrim sona erdiğinde, ekonomik ya da siyasi sistem belki değişir ama dinî görüş genellikle aynı kalır. Siyasi görüş belki değişir ama kültür aynı kalır. İslam söz konusu olduğunda
23)MecaziAşk('Işku'l-mecâzi)
İnsan yaratılmışların güzelliğine ve ihsanına bağlanır, âşık olur. Mecazi aşk kalbe yerleştiğinde insanı yükselterek hakiki aşka ulaştırır. Böylece insan bir adımda yirmi bir makamı kateder. Bazen de bu yükseliş esnasında talep edilen ve arzulanan bir uca ulaşır ve aciz bir şekilde hakiki aşka yerleşir. Mecazi aşk insanın kalbine tam olarak yerleşmezse, bu aşk onu denize ulaştırır.