7/10
·114 syf.··
2026 49. kitabı
Guillermo Rosales şizofren uzun süre adına bakımevi denen akıl hastanesinde kalır kendi kaldığı bakımevine benzeyen tersine Amerikan rüyası olan yerin mezarı olacağına gördüğü an karar verir.. 47 yaşında intihar eder yazar.. Bu akıl hastanesinin rahatsız edici yanlarını sıradan bir şekilde anlatır... Başındaki kişi Curbelo hastaların üzerinden para kazanmak için hiçbir şeyden çekinmez 23 kişinin kaldığı yere 11 kişilik ucuz ve çok kötü yemekler getirir.. çorbayı kendi yapar.. çarşaflar havlular sabunlar hep pislik içindedir.. Bazı sorunlu hastalara günde 1 sigara verir.. nede olsa fazlasını talep edemezler ederlerse kapı orda diye tehdit eder... posta arabası hastalar için ödenen çeki her ay getirir.. yan haklar için ödenen parayıda 1 kişi hariç (eski burjuva yeni felaketzede) tabi ki hastalara eksik verir ve kalanı cebine indirir..Curbello hastalardan çarptığı paralarla burjuva hayatı sürmeye devam ederken Arsenio onun yardımcısı olup hastaneye hükmeder.. Eski burjuva İda çocuklarının birgün kendisini alacağını hayal ederken.. tek gözlü Reyes'in gözünden daima irin akıyor.. Castano her yere işemeye devam edip ölmek isterken Eddy 3ncü dünya Savaşının çıkmasını bekliyor... ama William Francisle kendi evine çıkma hayalini tam gerçekletireceği sırada Curbelo onu polise şikayet etmiş başka bir akıl Hastanesi'ne kapatılmasına sebep olmuş Francis'e verilen ağır ilaçlardan dolayı durumu kötüleşmiş ve ablası onu alıp götürmüştür.. Diğer hastaneden doktor onun durumunda birşey olmadığını düşündüğü için onu Curbelo ile konuşmaya getirir ama umutları Francis'in olmayışla suya düşer...
Felaketzedeler EviGuillermo Rosales · Jaguar Kitap Yayınları · 20173,428 okunma
2/10
·944 syf.··
2026 9. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:36
Normalde bu kadar uzun bir kitaba detaylı bir inceleme yazmak beni bayağı bir zorlar çünkü genelde kalın kitapları okumam normalden çok daha uzun sürer ama bu seriyi ve ejderhalarını biraz fazla sevdiğim için okurken notlar aldım ve tek tek düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum çünkü diğer incelemelere baktığımda gördüm ki fazlasıyla abartılmış bir kitap. Bu inceleme spoiler içermektedir. Öncelikle besmele çekip nas felak okuyarak kitabın kapağını açıyoruz sonuçta 900 sayfalık kitap ne olur ne olmaz. Baştan şunu söylemeliyim, ejderhalara bayılıyorum. Fantastik yaratıklar arasında en sevdiklerim kesinlikle ejderhalar. Biraz da bu yüzden bu kitaba bu kadar uzun süre katlandım çünkü gereksiz yere uzatıldığını düşünüyorum. Aslında sadece ben değil diğer incelemelere şöyle bir göz atsanız bile okurlarının neredeyse hepsinin bu kitabın gereksiz uzun olduğu kanaatinde olduğunu görürsünüz. Örnek vererek açıklayayım; ilk bölümde Aretia'daki kurulun kendi aralarında savaş oyunlarından sonra oraya giden öğrenciler hakkında karar vermelerini okuyoruz. 20. sayfanın sonunda bu konuşmalarla ilgili Brennan'ın söylediği ilk cümle geçiyor. Sonra 21. sayfaya geçiyoruz, doğal olarak sohbetin devamını okuyoruz demi. Yok o iş öyle değil. 21. sayfada Violetin o mekan hakkındaki düşüncelerini okumaya başlıyoruz. Tamam 1 sayfa boyunca okuduk, güzel sıkıntı yok. 22. sayfaya geçtiğimizde önceki sayfada söylenen sözün cevabı oradaki başka bir biniciden geliyor. Sonra Brennan tekrar bir şey söylüyor ve sohbet devam ediyor demeyi çok isterdim ama yine violet araya girip odayı anlatmaya başlıyor. Bu sözün cevabı da 23. sayfanın başında geliyor. Yani anlayacağınız üzere, kitapta ciddi bir problem var ki bu da kesinlikle violet ve hiç susmayan düşünceleriyle sürekli araya girilmesi. Şimdi
Demir AlevRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20243,226 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·398 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 12:23
ŞİZOFREN / WULF DORN Olaylar 23 yıl öncesine uzanıyor. Psikiyatr Jan Forstner, bir gecede ailesini paramparça eden bir olayın içinde kalır. Küçük kardeşi ortadan kaybolur. Sadece üç gün sonra ise babası korkunç bir trafik kazasında hayatını kaybeder. O yıllarda daha 12 yaşında olan Jan, kardeşine ne olduğunu, babasının neden gecenin bir yarısı yola çıktığını ve o kazanın gerçekten bir tesadüf olup olmadığını yıllarca sorgular. Bu sorular zamanla bir meraktan çok bir takıntıya dönüşür. Yıllar geçer; Jan hem evliliğini hem de işini kaybeder. Hayat onu yeniden başladığı noktaya sürüklediğinde geri dönmekten başka seçeneği kalmaz ve ailesiyle birlikte büyüdüğü kasabaya geri taşınır. Ama geçmiş geride kalmamıştır. Kabuslar hâlâ oradadır. Jan hayata tutunmaya çalışırken, çalıştığı klinikte yaşanan bir intihar her şeyi yeniden başlatır. Artık o da istemeden, 23 yıldır saklanan karanlık bir sırrın içine çekilmiştir. 🩵🩵🩵 Kitaba tek kelimeyle bayıldım. Dün başlamıştım ve elimden bırakamadım. Gerilimi yüksek, temposu hiç düşmüyor ve oldukça merak uyandırıcıydı. Yazarın kalemini bilenler beni anlayacaktır. 🩵🩵🩵
ŞizofrenWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 20166,9bin okunma
10/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 21:46
Melek Terörist Fahişe // @osmanbalcigil Devlet mafya siyaset üçgeninde bir genelev Patroniçesi Tam da böyle yazıyor kitabın kapağında.Bu yazıyı okuduktan sonra kitaba doğru çekildim. Yıllar içerisinde izlemiş olduğum; Çukur, İçeride, Kurtlar Vadisi ve yeni başlamış olduğum Yeraltı dizisi, aslında gündemde karşılaşmadığımız, Türkiye’nin diğer yüzünü gösteren diziler. Ben de istedim ki sadece dizilerde değil kitaplarda rastlayayım bu gerçeklere. İşte böyle bir arayış içerisindeyken, bu muhteşem kitap çıktı karşıma. Sanki kitap bir senaryoydu, ben kafamda filmi yönetmiştim. Ve keşke bunlar gerçekler değil de sadece bir kurgu olsaydı. Tüm bu gerçekleri harika bir şekilde kaleme alan, hatta bana gerçekten yaşatan, @osmanbalcigil ‘e teşekkür ederim. Artık kitaplarını edinmem gerekiyor. Bu kitabı herkese tavsiye ediyorum. Kitaplarla ve sevgiyle kalın. | 23/06/26 Melek Terörist Fahişe
Kitap Alıntısı
Melek Terörist FahişeOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20221,896 okunma
Puan vermedi·415 syf.··
2026 68. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:12
"Yaşayanların dünyasında garip oluyorsun; o kadar ayrısın ki, ne lüzum var aramızda dolaşmana? Kendimizden çektiğimiz yetmiyor mu?" Huzur ilk defa Cumhuriyet gazetesinde, 22 Şubat-2 Haziran 1948 tarihleri arasında tefrika edilmiştir. Daha sonra 1949'da Remzi Kitabevi tarafından tekrar basılmıştır. Bu kitap, yazarın üzerinde en çok çalıştığı eserlerinden biri olmuş. Bazı karakterler sonradan eklenmiş, bazı sahneler çıkarılmış. Üzerinde en çok düşünüp yazdığı eserlerden biri olan bu roman dört kısımdan oluşuyor: İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz. Kitabın girişi, Mümtaz'ın İhsan'a doktor bulmak için dışarı çıkmasıyla başlıyor. Sonrasında ise yazarın diğer eserlerinden tanıdığımız karakterlere de rastlıyoruz. Behçet Bey ile Nurhayat Hanım, hem Mahur Beste hem de Sahnenin Dışındakiler ile bağlantı kuruyor. Eser, II. Dünya Savaşı'nın atmosferini de işliyor, en azından bunu güçlü bir şekilde hissettiriyor. Gelelim konusuna. Kısaca anlatmaya çalışacağım ama ne kadar kısaltabilirim bilemiyorum tabii. :) Konusu şöyle: II. Dünya Savaşı'nın başlamasına bir gün vardır. Mümtaz, dokuz gündür hasta olan amcasının oğlu İhsan'a hastabakıcı aramaktadır. Mümtaz'ın babası Rumlar tarafından öldürülünce annesiyle birlikte İstanbul'a gelir. Annesi de burada vefat edince, kendisinden 23 yaş büyük olan İhsan'ın yanına gönderilir. İhsan, yurt dışından yeni dönmüş ve Galatasaray Lisesi'nde tarih dersi vermektedir. Macide ve İlyas ile birlikte yaşayan Mümtaz, özellikle İlyas'ın etkisi altındadır. Olaylara bakışı, yorumlayışı ve görmüş geçirmiş hâli Mümtaz'ı derinden etkiler. Bu yüzden İhsan'ın hastalığı da onu bir o kadar üzer. İhsan'ın anlatıldığı ilk bölümde Mümtaz, ona doktor bulmak için evden çıkar. Bu bölüm hem İhsan'ın hastalığının verdiği üzüntüyle arşınladığı Beyazıt ve Eminönü
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
Gece Açan Çiçekler
10/10
·312 syf.··
2026 8. kitabı
Gece Açan Çiçekler kitabı çıktıları: Boğaziçi Kitap Kulübü'müzün 12. kitabıydı. Yani ilk sene sonumuzu bu kitapla taçlandırdık. KONU: Vefa'da bir Konak Can Feda Konağı ve orada geçen hayat hikayeleri, tiplemeler karakterler, olay örgüsü içinde birçok metafor ve semboller yüzleşmeler, Türk edebiyatının çağdaş ve özgün isimlerinden senarist yazar Tarık Tufan'ın kitabı çok etkileyiciydi. Kitaptan ziyade insanlığa, günümüze, modern insanın yalnızlığına içine düştüğü çıkmazlara, handikaplara da değinen geçmişle gelecek arasında bir denge kurarak konuşan yazar, hepimizin düşüncelerine olumlu yönde etki etti. Dijital kültürün, teknolojinin ve yapay zekanın en üst düzeyde olduğu bu modern çağda, aslında her şey kolaylaşırken insanın kalbine ve ruhuna dokunulmadığını ve bireyin yabancılaştığına da değinildi. Sevilen yazar, Türk aile yapısı olarak, birey olarak, değişen değerler ve kültürel yozlaşma ile ilgili nereden nerelere geldiğimizin de başından geçen olaylar ve çeşitli örneklerle farkına vardırdı. Yasemin çiçekleri akşamüstü açar, kokularını karanlıkta yayarlar. Yazar Tarık Tufan'ın eserinde de, gecenin gizemini, insanın geceye açtığı iç dünyasını buraya atıfla görürüz. Dolayısıyla eser kapağındaki gibi müze bahçesi kamelyasındaki yaseminlerin kokuları eşliğinde yaptık biz de bu söyleşiyi. Ve unutulmayacak anlar yaşandı, eserdeki imgeler pekişti. Eserdeki teknik inceleme: Roman, modern ve postmodern teknikteki klasik aile dramıyla modern anlatı örneği. Yazarın tüm romanlarındaki gibi varoluşçu felsefesinin izleri var. Zaman açısından geçmişe gidip günümüze çıkışıyla iki farklı zaman katmanını paralel ilerletiyor (Nonlineer). Ve geri dönüş (Flashback) tekniğinde. Sembolist eser. Yani konak geçmişin yükünü, bastırılmış aile sırlarını, toplumsal çözülmeyi temsil eder. Gece
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,4bin okunma