Kıyamet Suresi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla 1. Hayır, öyle değil! Kıyamet gününe yemin ederim ki, 2. Öyle değil! Kendisini ısrarla kınayan benliğe de yemin ederim. 3. İnsan, kendisinin kemiklerini asla bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor? 4. Hayır, sandığı gibi değil! Biz onun parmak uçlarını da tam bir biçimde düzenlemeye gücü yetenleriz. 5. Fakat insan kendi önünde rezillik sergilemeyi ister. 6. "Kıyamet günü nerede/ne zaman?" diye sorar. 7. Göz şimşek çaktığında, 8. Ay tutulduğunda, 9. Ve Güneş'le Ay bir araya getirildiğinde, 10. Der ki insan o gün, "Kaçılacak yer nerede?" 11. Hayır, yok sığınacak yer! 12. Varılıp durulacak yer Rabbinin huzurudur o gün. 13. Haber verilir insana o gün, önden gönderdiği de arkaya bıraktığı da. 14. Gerçek şu ki insan, öz benliği üzerine yönelmiş keskin ve derin bir bakıştır;
Sayfa 47 - Yeni Boyut Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Çocuk sürekli olarak bir önceki hâliyle, yani kendisiyle yarışma halindedir; bir başkasıyla değil. Yola böyle başlar. Gerçek budur. İlk denemede bir işi 100 üzerinden 20'lik bir değerde yapmışsa, önemli olan ikinci denemede 21 de olsa bir ilerleme kaydetmektir. Üçüncü denemede 23'lük başarı kutlanacak bir başarıdır. Bu sürece değer veren anne baba ve öğretmenler, azimli insanlar yetişmesine olanak sağlamış olurlar. Bu tutumun arkasında, ilişkide tanıklığın 4. boyutu vardır: "Senin öğrenme potansiyeline, başarabileceğine güveniyorum." Böyle bir tavır sergileyebilmek için çocuğun davranışına değil; onun öğrenme hevesine, gayretine, anlamasına odaklanmak gerekir. Böyle bir tutum sabır ve anlayış gerektirir.
Sayfa 97
Alıntı
Reklam
Nasıl Konuştuğun Senin Asıl Kimliğindir ..
Kur'an'da konuşma ahlakıyla ilgili 8 şey tavsiye edilir: - Kavl-i hasen: "İnsanlarla güzel konuşun..." (2/83) - Kavl-i adll: "Konuştuğunuzda adil konuşun..." (6/152) - Kavl-i sedid: "Sağlam-doğru konuşun..." (33/70) - Kavl-i leyyin: "Onunla (Firavun'la) yumuşak konuşun..." (20/44) - Kavl-i kerim: "Onlarla (anne-babayla) gönül alıcı şekilde konuşun..." (17/23) - Kavli ma'ruf: "Onlar çirkin ve yalan söz söylüyorlar. (Siz böyle yapmayın...)" (58/2) - Kavl-i meysur: "Hiç değilse rahatlatıcı (kolaylaştırıcı) bir söz söyle..." (17/28) - Kavl-i tayyib: "Güzel söz, kökleri sağlam ve dalları göğe uzanan bir ağaca benzer..." (14/24)
Sayfa 51·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Bunlar Kuran'da=Dinde var
20-Allah’ın en güzel şekilde, tüm detayları anlattığı 21- Allah’ın dini oluşturan tek otorite olması 22- Allah’ın kitabı Kuran’da dinle ilgili her şeyin açıklandığı 23- Kuran’ın din adına rehberimiz ve gerekli hususların hatırlatıcısı olduğu
Alıntı
enfal suresi
20. Ey o bütün iman edenler! Allah'a ve peygamberine boyun eğin ve işitip durduğunuz halde, o (peygamberden) yan bükmeyin. 21. İşitmedikleri halde, "işittik" diyenler gibi olmayın. 22. Çünkü yeryüzünde kımıldayanların Allah katında en kötüsü, o sağırlar, o dilsizlerdir ki, hakkı akıllarına koymazlar. 23. Allah onlarda bir hayır görseydi, kuşkusuz kulaklarına sokardı/işittirirdi. Bu durumlarında işittirmiş olsaydı yine aldırmazlar, döner giderlerdi.
Âyet-i Kerime meali
A'RÂF SÛRESİ
Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: "Âdem'e secde edin" dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis, secde edenlerden olmadı. ﴾11)-(Allah) buyurdu: "Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblis): "Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın." ﴾12﴿ (Allah) buyurdu: "Öyleyse oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın." ﴾13﴿ (İblis) dedi: (Bari) bana (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver." ﴾14﴿ (Allah) buyurdu: "Haydi sen süre verilmişlerdensin." ﴾15﴿ "Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım." ﴾16﴿ "Sonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksın." ﴾17﴿ (Allah) buyurdu: "Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. And olsun ki,onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım." ﴾18﴿ (Sonra Allah, Âdem'e hitab etti): "Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz." ﴾19﴿ Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti." dedi. ﴾20﴿ Ve onlara: "Elbette ben size öğüt verenlerdenim." diye de yemin etti. ﴾21﴿ Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı (önceki mevkilerinden indirdi). Ağacı(n meyvesini) tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi
Alıntı
Reklam
Reklam