8/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:26
Kitabın iki ana karakteri var 70lerinde Selime ve 30 sonu 40 başlarında Meltem. Bu iki karakterin yolu Balıkesir’in bir köyünde tesadüfen kesişiyor ve aslında bir günde konuştuklarını okurken iki ömür bir sürü farklı karakter ve hikaye dinlemiş oluyoruz. Kitabın cümleleri çok sade iken satır aralarında herkese hak verip herkesi kızabiliyoruz. Ben kitabı 24 saate su gibi okuyup bitirdim. Uzun zamandır böyle kapıldığım bir hikaye olmamıştı. Ama kendi hayat tecrübelerimi de ufak ufak yakaladığım anları görünce bir kez daha anlıyor insan keşkelerin olduğu hayalleri kurarken “ne malum” daha kötü olma ihtimalinden kurtulmuşsundur… Kısaca keyifle okunacak güzel hoşsohbet bir kitap.
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,7bin okunma
"Yandırmaq bir zövq idi".
9/10
·208 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:40
Rey Bredberinin "Fahrenheit 451" kitabı mənim oxuduğum 24-cü kitab oldu və mənə tam mənası ilə reallıq şoku yaşatdı. Kitabda insanların düşünməyi unutması və tamamilə ekranlara bağlandığı, kitabların yandırıldığı bir dünya təsvir olunur ki, bu mənə tam olaraq bizim indiki dövrdə smartfon asılılığımızı ( məndə daxil ) xatırlatdı. Müəllifin illər öncə yazdığı "divar ekranlar" və "balıqqulağılar" sanki elə bu günümüz üçün deyilib. Baş qəhrəman Monteqin sistemin adamı olmaqdan çıxıb, kitabların dəyərini anlamağa başlaması və özünü tapma çabası çox maraqlı idi. Kitabın sadəcə sonluğu bir az tez bitdi deyə yarımçıqlıq sezdim deyə bilərəm və buna görə də 9 bal verirəm. Onu da əlavə etmək istərdim ki ki, əgər bundan əvvəl 1984Yeni Cəsur Dünya kimi şahəsərləri oxumusunuzsa, bu kitab sizə səthi gələ bilər. Yenə də fərqli bir distopiya axtaran hər kəsin mütləq oxumalı olduğu əsərlərdən biridir.
1000Kitap
Farengeyt 451Ray Bradbury · Qanun Nəşriyyatı · 2019108,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Pazarlamanın Sonu
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 00:00
Pazarlama öldü, yaşasın yeni pazarlama. Yazar böyle diyor. Klasik ve bilinen satış yolları dışında internetin, hem yeni bir alan hem de yeni bir yol açtığından bahsediyor. Yazarın kendini de bu yeni pazarlama piyasası içinde. Bu kapsamda hem tüketici olarak hem üretici hem de aktarıcı olarak bu yeni pazarlama yolu hakkında bilgiler veriyor. Pazarlamanın Sonu ile Carlos Gil, 2019'da ilk baskısı yapılan lakin 2020 pandemi sürecinde yaşananların da etkisiyle 2021'de güncelleştirilmiş yeni baskısıyla okurların karşısına çıkıyor ve yeni pazarlama hakkında birşeyler anlatmaya çalışıyor. İsimleri ve yaptıkları farklı olsa da kısaca sosyal medya dedikleri yeni tür içinde yeni pazarlama, satış ve ticaret gelişti. Bu kanalların herhangi birinden herkes birşeyler satabilir. Yazar burada, 16 yaşındaki bir gencin sadece Instagram'da bir hesap açarak yaptığı satış ve başarıdan örnek de veriyor. [buna "meme" hesap deniyormuş. Yani tanıtım amaçlı ürün açıklamasının gönderi başlıklarında bulunması ve buradan yapılan satışlar. Hesap sahibinin (memeci) bir deposu, dükkanı yok. Sipariş geldikçe anlaştığı üreticiden malı depodan sevk ettiriyor. Meme hesaplarda Instagram algoritmasını biraz yanıltarak önplana çıkma; gönderi başlıklarında tutarlı niş tarzı ürün satışı, yine başarılı başlıkları alıp biraz 'takla attırarak' yeniden kurgulamak gibi yeni yollar kullanarak özellikle internetsiz bir dünyayı bilmeyen yeni nesle ürün pazarlamayı amaçlar] Klasik reklamlar internetsiz dünyayı bilmeyenler için cazip olmaktan yavaş yavaş çıkmaya başladı. Özellikle 2000 sonrası yeni nesil çoğu şeye farklı bakıyor. Kendisinin yaşadığı o anları görecek, duyacak, koklayacak, anlayacak ve satın aldıracak bir şey arayışında. An, yeni neslin sözü üstüne kurulabilir. Geçmiş ve geçmişin yaşanmışlıkları,
Pazarlama - Marka - Dijital Strateji
Pazarlamanın SonuCarlos Gil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20262 okunma
5/10
·139 syf.··
2026 9. kitabı
Sarraute burada birbirinden bağımsız görünen, çoğu yalnızca birkaç sayfa uzunluğunda olan 24 kısa metin sunuyor. Bu parçalar arasında belirgin bir olay örgüsü ya da hikâye bağlantısı yok; her biri kendi başına var oluyor gibi. Ancak metnin içeriği okurdan ciddi bir çaba talep ediyor. Nesneler, isimleri verilmeyen insanlar ya da çeşitli durumlar. Bunları tarafsız ve nesnel bir şekilde betimliyor gibi görünse de, hemen ardından bu gözlemlerin uyandırdığı tepkilere yöneliyor. Kimi zaman çok yoğun duygular söz konusu olsa da, bunlar hep bir tür otomatik refleks gibi ele alınıyor. Metindeki kişiler de, yine isimleri olmadan, neredeyse birer otomat gibi görünüyor. Bu yaklaşım aynı zamanda oldukça soğuk ve mesafeli. Kitap kuşkusuz farklı bir izlenim bırakıyor; ancak bende derin bir karşılık bulduğunu söyleyemem.
YönelişlerNathalie Sarraute · İletişim Yayınları · 200125 okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2026 27. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 16:48
Okuması en leziz tragedyalardan biri, çok akıcı ve dehşetli. Sophokles bu işi biliyor. Oidipus'un bence en ayırt edici yanı, gerçeğin felaketi olabileceği ihtimalini sezinlemesine karşın yılmadan onun peşinden koşmasıdır. Nitekim yüzleştiğinde de ilk yaptığı şey bilmeden yaptıklarının sorumluluğunu alıp kendisini cezalandırmak olur. Bu haliyle gurur duyulacak, örnek teşkil eden bir karakter. Haricinde, bu eserde de yine siyasal izler bulmak mümkün: "Adaletsiz krala boyun eğilmez. (...) Bu kent yalnız senin değil." (s. 24). Kentin hükümdarın malı değil, yurttaşların ortak malı olarak görülmesi bugün bile içselleştiremediğimiz bir değer. Meşruiyetin güçten değil adaletten gelmesi vurgusu da oldukça önemli.
Kral OidipusSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,3bin okunma
6/10
·840 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 22:03
24 günde anca bitirebildiğim canım ciğerim Sarah’nın kitabıyla geldim bugün. Yazarı ne kadar çok sevsem de kitap ne yazık ki aynı sevgide ilerlemedi. Konusuna rahatça ulaşabileceğiniz için direkt yorumuma geçeceğim. ️ Sarah’cığım, bu ne uzayan bir konuydu böyle? Tüm kitap boyunca, final hariç, çarpıcı tek bir an bile hatırlamıyorum desem yalan olmaz. Bryce ve Hunt arasındaki çekim bu kitapta bana çok sığ geldi. Acotar serisinde işlenen “Eş Bağı” konusu o kadar üstünkörü bağlandı ki, Bryce ve Hunt için gerçekten “birbirleri için yaratılmışlar” diyemedim. Bir de Danika’nın bitmeyen gizemi… Artık konu uzamaktan sakızlaştı. Sürekli yeni bir şey öğreniyorduk ama hiçbiri yeterince çarpıcı değildi nazarımca. Üstelik Danika’nın Bryce’ın dibinde olup ondan bu kadar çok şey gizlemesi, ikisi arasında sürekli yüceltilen dostluğu sorgulamama neden oldu. Bir noktadan sonra ya o kadar yakın değillerdi ya da Danika öyle düşünmüyordu dedim. Hikâye sürekli bir ağızdan diğerine zıplayıp durdu. Bir paragrafta Hunt’ın bakış açısından başlıyorum, paragraf bittiğinde kendimi başka bir karakterin içinde buluyorum. Bu geçişler okur olarak gözüme fazlasıyla battı. Ruhn ve Gün hakkındaki sürpriz bana sürpriz olmadı çünkü olayı önceden yakalamıştım. Asıl Harpy olsaydı benim için bomba etkisi yaratırdı. Benim için zor bir okumaydı. Üstelik yazarın dilini bu kadar severken bu hikâyenin beni içine alamaması daha da üzücü oldu. Karakterleri adım atmaya iten o içgüdüyü ben kendimde bulamadım. Üçüncü kitabı da bir an evvel okumalıyım. Çünkü ACOTAR geleceeeeek. Ama nasıl yapacağım bilmiyorum? Addio…
Gökyüzü ve Nefes HanesiSarah J. Maas · Dex Kitap · 2024620 okunma