C. S. Fly'ın 25-27 Mart 1886 arası çektiği fotoğraflardan en ün- lūsů, yarım daire oluşturarak oturmuş beyaz yetkililerin tam ortasında, dizçökmüş, Geronimo'yu gösteriyor. Yıllardır askerlere kök söktürtmüş bu kızılderili beyinin arkasında muzaffer ifadeleriyle poz verenler, "av"ın 28 Mart günü 39 adamıyla ellerinden sıvışacağını akıllarından geçirmiyorlardı. Bu kez, ölü ya da diri, tercihan ölü getirilmesi için en güçlü birlik görevlendirildi. Yakalanamadılar. Gelgelelim, adamları aç ve yoksundu artık, daha fazla dayanamayacakları ortadaydı. 4 Eylül 1886 günü son kez teslim oldu Geronimo, Fort Sill'e yerleştirildi, ölene dek karpuz yetiştirdi, yay ve ok satarak geçimini sağladı, ilk "human zoo"lara tanık oldu, teşhir edildi. 1904 yılında S. M. Barrett'e, dolantılı ve sıçramalı bir anlatım tekniğiyle yaşam öyküsünü anlattı.
Sayfa 58·Kitabı okudu
Hayata Dair
7 Ekim tarihi planlıydı. İsraillilerin en gafil olduğu anı kolladılar, 15 Eylül'den itibaren ardı ardına gelen Yahudi bayramları vardı. 6 Ekim bir haftadır süren Sukkot Bayramının son günü ve 7 Ekim de hem bir başka Yahudi bayramı hem de kutsal kabul edilen Şabat (Cumartesi) günüydü. İsrail halk da güvenlik güçleri de 6 Ekim'i 7 Ekim'e bağlayan gece boyunca yiyip içip eğlenmişlerdi, sarhoştular.? Dolayısıyla operasyon başladığında güvenlik birimleri anında harekete geçemedi. Bayram tatilleri sezonu olduğu için güvenlik birimlerinin bir kısmı izindeydi, sınırda görevli güvenlikçi sayısı normalden azdı. Bu arada İsrail, Batı Şeria ve Kudüs'ü kaşıdığı için patlamayı oradan bekliyordu ve ordusunun büyük kısmını o cephelere sevk etmişti. Ayrıca 6 Ekim, İsrail'in elli yıl evvel Mısır-Suriye ortak saldırısıyla şoka uğradığı 1973 Savaşı'nın da başlangıç tarihiydi. O da Yahudilerin en kutsal günü olan ve 25 saat oruç tuttukları Yom Kippur/ Kefaret Günü'nde başlamıştı. Yani sembolik bir manası ve benzerlikleri de var.
Sayfa 61·Kitabı okudu
Reklam
Türk İngiliz müzakereleri...
İngilizler için geriye kalan, gemiyle Doğu Akdeniz pazarlarına ulaşmaktır. R. Hakluyt bunun, 1575'te bu işe karar veren Londralı iki tüccarın, Edward Osborne ve Richard Staper'ın eseri olduğunu iddia etmektedir. Bunlar İstanbul'a kendileri için iki temsilci göndermiştir; John Vight ve Joseph Celeents adındaki bu kişiler Polonya yolunu izlemiş, 1578 Eylülü'nde Lwow'da Türk elçisi Ahmet Çavuş'un heyetine katılmış ve o da onları güvenli bir şekilde 28 Ekim'de hedeflerine ulaştırmıştır. Padişahtan İngiltere kraliçesine yazılmış 15 Mart 1579 tarihli bir mektup almışlardır. Müzakereleri Londra'dan, İstanbul'daki İspanyol casusu Giovanni Margliani'den daha iyi izleyen Bernardino de Mendoza, Kraliçe'nin 1579 Kasımı'nda Fransa yoluyla En Hıristiyan Kral ile olan iyi ilişkileri koruyup pekiştirmesini ve Anjou düküyle evlenmesini (hiç kuşku yoktur ki, Fransızlar bu tavsiyenin mektuba girmesi için bir şeyler yapmışlardır) istediklerini kaydetmektedir. Mektupta ayrıca, kara ve deniz yoluyla gelen İngiliz tüccarların iyi karşılanacağı bildirilmektedir. Mendoza, aslında evlilik Türklerin umurunda değildir, diye yazmaktadır; onları asıl ilgilendiren "İngilizlerin birkaç yıldır Doğu Akdeniz'e getirmeye başladıkları" kalaydır; "top dökümü" için vazgeçilmez olan kalay. Zaten bu madenden 20.000 ekülük yüklemiş olan 5 gemi Doğu Akdeniz'e gitmek üzere Londra'yı terk etmeye hazırdır. Kraliçenin 25 Eylül 1579 tarihli cevap mektubu Richard Stanley ve Prudence adlı tekneyle yollanmıştır. Zaman uygundur. Portekiz tahtı açıktadır; II. Felipe muazzam hazırlıklarla meşguldür. Elizabeth'in herkesten fazla endişelendiği kişi II. Felipe'dir. Türklere dayanmaktan başka çözüm yoktur. Hatta Elizabeth müzakereler sırasında Türk donanmasının denize açılmasını bile talep edecektir. Ne olursa olsun
Sayfa 416·Kitabı okudu
Cellat Ali: "5216 KİŞİ ASTIM"
KAN LEKESİ, COP İZİ I. Hedef, bellidir. İslâm. Ve hedefe erişmek için, her yol denenir. Zayıf mizaçları rüşvetlerle bağlama, sindirme, korku verme, ayak oyunu, darağacı, tetik, dipçik, banknot, koltuk, iltifat, kin... Her ne yol, her ne vasıta varsa kullanılır. Mesela, adı var, kendi yok Cumhuriyet'in ilanından iki sene sonra, Takrir-i Sükûn'un acımasız zulmânî dönemini yaşar Türkiye. Bir yanda devrimlerin en radikal olanları uygulamaya konur, İslâm'a en ağır darbeler ile hücuma girilirken; diğer yanda tek bir "çıt"a bile izin verilmez. Philips Price'ın ifadesiyle, Türkiye, "tarihin bir dönemini kirleten acımasız öç almalar" yaşar. M. Kemal, tiranlaşır. İstiklâl Mahkemeleri ile, binlerce, on binlerce insan ipe gider. Sadece Şark İstiklal Mahkemesi iki yılda 420, Ankara İstiklal Mahkemesi 140 idam vermiştir; ama Mete Tunçay'ın deyişiyle, bu sayılamalar, Takrir-i Sükûn döneminin devlet terörü hakkında yeterli bir fikir veremezler. Ama, Şark İstiklal Mahkemesi üyesi Lütfi Fikri Bey'in şu sözü, galiba bir şeyler vermektedir: "Bizim belli, millî bir amacımız vardır. Ona varmak için ara sıra kanunların üstüne de çıkarız." Çıkılır da. Hem de sık sık çıkılır. Zaten, o dönemin kanunları gerçek mânâda kanun sayılabilir mi ki? Mesela Meclis'in Haziran 1927'deki dokuz toplantısında, içtüzük hükmüne rağmen, hiç görüşülmeden tam yüz kanun çıkarılır. Bunlardan biri, milletvekili seçimini Mustafa Kemal'e bırakır mesela. Sonuçta göstermelik bir seçim de olur ya, yüzde 25'lik bir katılma oranı ile, bütün Türkiye, tek bir vücut gibi, Gazi'nin gösterdiği namzetlere oy verir. 5 Eylül 1927 tarihli Cumhuriyet'in yazdığı üzere, "Tarihte emsaline nadir tesadüf olunan bu vak'anın Türk milletine has sebepleri ve mânâları vardır." Ne gibi mi? "CHF, bu memlekette istiklal ve inkılâp fırkasıdır
Sayfa 15·Kitabı okudu
Tarih
Atatürk'ün İsmet'i
TAKDİM İsmet İnönü'nün Atatürk'e dargın ölmüş olmasını kim bilir kaçıncı kez tartışıyoruz. Bir TV programı sırasında İnönü'nün kızı Özden Toker, Taha Akyol'u telefonla arayarak Atatürk ile babasının 25-26 Temmuz 1938 tarihli mektuplarını kamuoyuna ilk defa açıklamış. Akyol da köşesinde mektupları yayınlayarak tarihe not düşmüş oldu (Hürriyet, 6 Aralık 2011). Lakin Özden Toker'in mektupları kamuoyuna ilk defa açıkladığı sözüne itirazım var. Zira kızı Gülsün Bilgehan'ın 1994'te basılmış olan "Mevhibe" adlı kitabında İnönü'nün söz konusu mektubu aynen mevcuttur. Mektupların orijinallerinin ilk defa açıklandığını söyleseydi daha uygun düşerdi. Ancak burada bir soruyu gündeme getirmem gerekir. İnönü'nün Atatürk'e Dolmabahçe Sarayı'nda hastayken yazdığı o "belge"nin aslı neden Cumhurbaşkanlığı Arşivi'nde değil de, İnönü Vakfı'ndan çıkar? Özden Hanım'ın bu soruya cevap vermesini beklemeden Kılıç Ali'nin hatıratından bu "belge hırsızlığı"nı yapanın Nafi Atuf Kansu olduğunu öğreniyoruz! Şöyle yazıyor Kılıç Ali: "İsmet Paşa o günlerde sık sık özel mektuplar da gönderiyordu. Atatürk, bej renkli zarflar içerisinde gelen bu mektupları okuduktan sonra yatağının yanındaki komodinin çekmecesine koyardı. Sonradan duyduğuma göre, Atatürk'ün ölümünün hemen ardından, yed-i emin olarak tayin edilen Nafi Atuf Kansu bu mektupların hepsini komodinin çekmecesinden alarak İsmet Paşa'ya vermişti." Böylece 25-26 tane olduğunu tahmin ettiğimiz mektupların asıllarının neden İnönü Vakfı'nda korunduğunu da anlamış oluyoruz. Yine de vakfın onları bugüne kadar neden yayınlamadığını merak ediyorum. Eleman bulamıyorlarsa bu göreve meccanen talibim. Hem Erdal İnönü ile babasının mektuplaşmalarını kitaplaştıran Can Dündar gibi İnönü'nün "Kendimi iyi kolluyorum" cümlesini "Kendimi iyi kullanıyorum"
Atatürk
Atatürk'ün Biyografisi ile İlgili Olaylarn Kronolojisi
1881 - Mayıs Mustafa Kemal Atatürk'ün doğumu 1893 - Selanik Askeri Rüştiyesi'ne yazılması ve öğretmeni Mustafa Efendi'nin "Kemal" adını vermesi. 1895 - Manastır Askeri İdadisi'ne girmesi. 1899, 13 Mart - İstanbul Harp Okulu'na girişi. 1902 - Harp Akademisi, "Erkanıharp Sınıfı"na girişi. 1905, 1 1 Ocak - Yüzbaşı olarak Akademi'den mezun olması ve merkezi Şam'da bulunan V. Ordu emrine ve­rilmesi. 1906 Ekim - Arkadaşlarıyla Şam'da "Vatan ve Hürriyet Cemiyeti "ni kurması. 1907, 20 Haziran - Rütbesinin kolağalığına (kıdemli yüzbaşı) yükselmesi. Eylül - Selanik'te III. Ordu'ya tayin edilmesi. 1909, 13 Nisan - Hareket Ordusu Kurmay Başkanı ola­rak İstanbul'a gitmesi. 6 Eylül - Selanik'te III. Ordu Piyade Subay Talimga­hı kumandanlığına tayini. 1910 - Arnavutluk harekatına, Mahmut Şevket Paşa'nın Kurmay Başkanı olarak katılması. Fransa' da Picardie askeri manevralarına gitmesi. 191 1, 13 Eylül - İstanbul'a Genelkurmay'a nakledilmesi. 27 Kasım - Binbaşı rütbesini alması. 1912, 9 Ocak - Trablusgarp'ta Tobruk taarruzunu başa­rı ile idare etmesi.1 2, 25 Kasım - Bahrisefit (Çanakkale) Boğazı müret-tep kuvvetlerin Harekat Şubesi Müdürlüğü. 1913, 27 Ekim - Sofya Ataşemiliterliğine tayini. 1914, 1 Mart - Yarbaylığa terfii. 1915, 2 Şubat - Tekirdağ' da 1 9. Tümen'e tayini. 25 Şubat -1 9. Tümen'in kuruluşunu tamamlaya­ rak, Maydos'a hareket etmesi. 18 Mart - Çanakkale Zaferi. 25 Nisan - İtilaf devletlerinin Arıburnu'na asker çı­ karmaları üzerine 1 9. Tümen Kumandanı olarak düş­ manı durdurması. 1 Haziran - Albaylığa yükselmesi. 8-9 Ağustos - Anafartalar Grubu Kumandanlığı'na tayini. 1 O Ağustos - Anafartalar cephesinde taarruz ederek düşmanı geri püskürtmesi. 1916, 14 Ocak - Edirne, XVI. Kolordu Kumandan­ lığı'na tayini. 1 Nisan - Tuğgeneral (mirliva) rütbesini alışı. 6-7 Ağustos -
Sayfa 461·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam