türkiye'de tarihe geçen şairlerin, yazarların ve mütefekkirlerin hemen hemen hepsinin çalkantılı bir biyografiye sahip olduğunu görüyoruz. savaşa girenler, göçenler, sürgün edilenler, siyasi tartışmalar, hapisler, ölümler ve kalımlar... bugün ise yazar ve şairlerin bu biyografilerden uzak bir yaşantıları olduğunu görüyoruz. çünkü metin üretme şevki ve şiddeti artık dış dünyadaki şiddetten değil iç dünyadaki şiddetten kaynaklanıyor.
bir ağaç görüyor ve ağaca gidip "ölüm yokmuş gibi niye büyüyorsun" diye soruyor. bu memleketin her canlısıyla ölümü hatırlayarak kendine çeki düzen veren konuşmayı yapıyor. çünkü her şeyden mesul, her şeye karşı ayık, korktuğuyla yar olmuş birisi o..
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ ف۪يهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَاعَةٌۜ وَالْكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُونَ
Ey inananlar, ne alışverişin, ne dostluğun ve ne de şefaatin olmadığı gün gelmezden önce, size verdiğimiz rızıktan (Allah için) harcayın. Kafirler, zalimlerin ta kendileridir.
254
اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ
Allah, ki O’ndan başka tanrı yoktur, daima diri ve yaratıklarını koruyup yöneticidir. Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutmaz. Göklerde ve yerde olanların hepsi O’nundur. O’nun izni olmadan kendisinin katında kim şefaat edebilir? Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O’nun ilminden, ancak kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun Kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır (O yüce padişah, göklere, yere, bütün kainata hükmetmektedir). Onları koru(yup gözet)mek, kendisine ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.
255
لَٓا اِكْرَاهَ فِي الدّ۪ينِ قَدْ تَبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّۚ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللّٰهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقٰىۗ لَا انْفِصَامَ لَهَاۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ
Dinde zorlama yoktur. Doğruluk, sapıklıktan seçilip belli olmuştur. Kim tağut (şeytan)ı inkar edip Allah’a inanırsa, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir.
256
اَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۙ يُخْرِجُهُمْ مِنَ
Ey iman edenler! Kendisinde artık alış-veriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gerçekleri inkâr edenler elbette zalimlerdir.
Rasulullah (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde de şöyle buyurmuşlardır:
"Aklı başında bir kimsenin, Bakara suresinin son iki ayetini (Amenerresûlü'yü) okumadan yatacağını sanmıyorum."
[Bkz: Buharî, Fedailu’l-Kur’an, 10, 27; Müslim, Müsafirîn, 254 vd. Tirmizî, Fedailu’l-Kur'an, 3;
Ebu Davud, Salat, 321; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 21.]
Sayfa 174 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu
...
Şimdi dışarda olmak,
dörtnala sürmek dağlara doğru atı.
« - Ata
binmesini
de bilmezsin,» - diyeceksin ama
şakayı
bırak
ve kıskanma,
yeni bir huy edindim hapiste:
seni sevdiğim kadar değilse de
hemen hemen ona yakın seviyorum tabiatı ...
Ve ikiniz de uzaktasınız ...
254