8/10
·262 syf.··
2026 29. kitabı
Merhaba, sizlere yeni bir kitap önerisi ile geldim. @memphisyayinevi çıkan, Hatice DIRMIKCI kaleminden, #savaşçığırtkanı kitabını okudum. Öncelikle kitap fantastik türünde ve 259 sayfa. Kitap seri şekilde ilerleyecek ve serinin ilk kitabı. Türk geleneklerinden ve eski törelerden esintiler barındıran bir kitaptı. İçerik olarak kam şaman tarzı şeyler bize Türk kültüründen tanıdık yazarda bunları kitabında kullanmış. Farklı bir atmosfer katmış. Bir kadının tüm erkeklere karşı güçlü duruşunu okumakta ayrıca keyif verdi. Kitabın ayrıca fantastik olmasının dışında verdiği mesajlarda vardı. Yazar kadın karakterin güçlü duruşu, güvenin önemi, sevginin sadece kan bağı ile olmayacağı gibi konulara da önem vermiş. Kitabın genel anlamda sevdim. Kitabın sonu aslında tamamlanmış intikam alınmış gibi bitti ama devam edeceği için nasıl olacağını çok merak ettim. Olayların gidişatını çok merak ettim. İkinci kitabın çıkmasını sabırsızlıkla bekliyorum. Sizlerde fantastik türde okumalar yapmayı seviyorsanız tavsiyemdir. Kiana, Ece’sinin istediklerini yapmalı ve aynı zamanda kardeşi Kiaran için Kral Michal’in isteklerini yapması gerekir. Michal elinde kardeşini tutarak, onun savaş alanlarında gezip yardım etmesini sağlamaktadır. Kiana ise söylediklerini yapmakta ama kendine fırsat kollamaktadır. Cadıların Ece’si ona yardım edeceğini ve dediklerine uyarsa, kardeşinin zarar görmeyeceğini düşünmektedir. Fakat düşman olarak gördüğün her zaman düşman değildir, dostun ise her zaman dost olmadığı gibi. Kiana’nın Kamlar tarafından alınması ile işler değişir. Üstelik onu korumakla görevli Aghon ise bir kamdır. Kamlar ve cadılar birlikte hareket etmese de iki tarafında çıkarları aynıdır. Kiana’nın Ece’si Kraliçesi ise ilk onu gözden çıkarır. Kardeşi ile kan bağı olan Kiana, kardeşinin ölüm emri ile
Edebiyat
Savaş ÇığırtkanıHatice Dırmıkcı · Memphis Yayınları · 202519 okunma
9/10
·502 syf.··
2026 4. kitabı
𓂀 𝕊𝕖𝕝𝕒𝕞𝕞𝕞 𓂀 Öncelikle hayırlı bereketli cumalarımız olsun degerli dostlarım... Şahane bir kitapla tanışmaya hazır mısınız? Bugün size @ciniusyayinlari ‘ndan çıkan @ozlemkucuk.tr @ozlemkucuk.kitaplari ‘ın etkileyici kaleminden #benkalbinbilir kitabının yorumu ile geldim... #kitapkonusu Türkiye'nin köklü basın grubu Zirve 'nin magazin bölümü olan Nilüfer Dergisi kadınları ve onların birbirinden farklı hayatlarına yolculuk ettiğimiz yüreğinizi sıcacık yapan dostluğu, aile bağlarını ve insan ilişkilerini konu alan bir kitap BEN (kalbin bilir).Onaltı karekter beşyüz sayfa olması gözünüzü korkutmasın.Nasıl başladı nasıl bitti anlayamayacaksınız bile. Çünkü her bir karakterde kendinizden bir parça bulacaksınız.Okurken duygu değişiklikleri yaşayacak, ağlarken gülecek gülerken düşüneceksiniz... #kitaphakkındadüşüncelerim Ben BEN’i (kalbin bilir) çok sevdim. En çokta SEN’i sevdim sevgili @ozlemkucuk.tr @ozlemkucuk.kitaplari ... Naifliğini,dostluğunu,okuruna olan desteğini ve daha anlatmaya kelimelerin yetmediği bir dolu özelliğini.Çok teşekkür ediyorum bendeki gerçek BEN’i ortaya çıkardığın, gücüme güç kattığın için. İYİKİ yollarımız kesişti, İYİKİ aynı gün dogduk size dair çokça İYİKİlerim var. Rabbim ayağınıza taş gözünüze yaş değdirmesin kaleminiz hep daim olsun inşALLAH... Dipnot : Kitap 3 seriden oluşacak. BEN’le başlıyor SEN’le devam ediyor BİZ’le bitiyor. SEN’de ve BİZ ‘de görüşmek dileğiyle. Tavsiye etmiyorum kesinlikle okuyun diyorum gerçek BEN’i bulmanız için... #alıntılar 𓂀 ‘Her şeyi çok fazla ciddiye alarak yaşarken, yaşamayı atlıyoruz.’ (48) 𓂀 ‘İnsanın 'evi' kalbidir.’ (158) 𓂀 ‘İnsan en çok kendine yabancıdır. Güneş çıktığında 'gölgeler de' aydınlanır’
Ben Kalbin BilirÖzlem Küçük · Cinius · 061 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Buhranlarımız Üzerine
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 00:00
Bu eseri, katıldığım bir kitap tahlili vesilesiyle edindim. Normal şartlarda Sait Halim Paşa’nın sadece "Buhranlarımız" adlı eserini okuyacaktık; ancak bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine Zeynep Akan Yetişir tarafından hazırlanan "Buhranlarımız ve Son Eserleri" adlı derlemeyi tercih ettim. Kitabı bitirdiğimde, bu tercihimin ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha anladım. Zira bu çalışma, Sait Halim Paşa’nın toplumsal yapı, din, toplum ve hayata dair neredeyse tüm düşüncelerini bir araya getiriyor. Farklı mecralarda kaleme aldığı eserlerin modern Türkçeye uygun, akıcı ve sade bir dille birleştirilmiş olması, kitabın değerini artırmış. Eserin İçeriği ve Bölümleri Kitap, Zeynep Akan Yetişir’in paşanın hayatı ve eserlerini ele aldığı giriş bölümüyle başlıyor. Devamında ise yedi temel eser ve mahkeme tutanakları yer alıyor: Meşrutiyet: Sait Halim Paşa, II. Abdülhamid döneminde yaşanan meşrutiyet tecrübelerini; meşrutiyetin toplumsal etkilerini, nasıl uygulanması gerektiğini ve mevcut anayasanın Osmanlı toplum yapısına uygunluğunu derinlemesine tartışıyor. Taklitçiliğimiz: Paşanın orijinal adıyla "Mukallitliklerimiz" olarak kaleme aldığı bu bölümde; Osmanlı aydınlarının, padişahların ve paşaların Batı’yı körü körüne taklit etme arayışları eleştiriliyor. Doğu medeniyetinin bir kenara itilmesinin yanlışları ve Batı’dan nelerin, ne ölçüde alınması gerektiği sorgulanıyor. Fikri Buhranımız: Dönemin Osmanlı toplumunun zihniyet yapısı mercek altına alınıyor. Toplumun demokrasi, meşrutiyet ve monarşi gibi yönetim biçimlerine bakışı ve içinde bulunduğu düşünsel karmaşa irdeleniyor. Cemiyet Buhranımız: Fikri buhranın toplumsal yansımalarına odaklanan bu bölümde; yabancı tesirler, eski kurumlar, eşitlik kavramının yol açtığı sorunlar ve en
Tarih
Buhranlarımız ve Son EserleriSaid Halim Paşa · İz Yayıncılık · 2020525 okunma
İdeolojik aygıtlar
Puan vermedi·98 syf.··
2026 28. kitabı
İdeolojik Aygıtlar Hegemonya, egemen sınıfların ittifakı ve siyasi uzlaşımıyla egemenliğini topluma kabul ettirmesidir. Gramsci’ye göre hegemonya; “bir sosyal grubun, sınıfın veya devletin egemenliğini, kısmen baskı yoluyla ve daha önemli olarak çoğunluğun rızasına dayanarak sağlamasıdır” (Erdoğan, 2014: 259). Hegemonya, hâkim güçlerin koyduğu kurallara boyun eğme, hâkim ideolojiyi benimseme veya bunlara rıza gösterme yoluyla sağlanır. Hegemonyada önemli olan alt yapının rızasını sağlamak ve bunu sürdürebilmektir. Bunu yaparken de yumuşak güç olan ideolojik aygıtlardan faydalanırlar. İdeolojik aygıtlar içerisinde bulunan medya ve hegemonya ilişkisinde, halkın rızasının üretimi ve bu rızanın sürekliliğinin sağlanması için de medya büyük önem taşır. Gramsci'ye göre, bir sosyal grup, sınıf veya devlet, egemenliği kısmen baskıyla ve daha önemli olarak çoğunluğun rızasına dayanarak sağlar. Rıza üretimi de biliş yönetiminden geçerek olduğu için ve bu tür üretim bilinç endüstrileri tarafından yapıldığı için, medya kamu katılımını sağlamada merkezi rol oynar (Erdoğan, 2014 ;259). Devlet, karmaşık toplum ilişkilerini düzenlemede ve kendi uygulamalarını kabul ettirme, meşru bir zemin kazandırmada birçok farklı yöntem kullanır. Bunları Louis Althusser'in kuramsallaştırdığı baskı aygıtları ve ideolojik aygıt olarak ele aldığımızda devlet mekanizmasının araç olarak kullandığı birçok kurum karşımıza çıkmaktadır. Baskı aygıtlarının ve ideolojik aygıtlarının yöntemleri farklı olsa da aynı amaca hizmet etmektedir: “Mevcut düzenin yeniden üretimi" Baskı aygıtları, devletin kolluk kuvvetleri vasıtasıyla aykırı görüşlere karşı şiddete başvurması, hapsetmesi veya farklı yöntemlerle baskı oluşturarak kendisi için zararsız hale getirme çabasıdır. İdeolojik aygıtlarsa egemen ideolojiyi
İdeoloji ve Devletin İdeolojik AygıtlarıLouis Althusser · İletişim Yayınları · 2002476 okunma
Puan vermedi·288 syf.·
2026 102. kitabı
Alıştıkları için, yaptığım fedakarlıkların değeri düştü.”(s.259) Balzac hayatın içindeki gerçekleri kurduğu dünyasındaki insanlar kusurlarıyla var ve bu kusurlarla birlikte hikayeyi şekillendiriyor. Anlatımı sade ilerliyor, Goriot Baba da romanın merkezindeki karakteri ve onun hikayesini anlatıyor. Bir babanın çocuklarına duyduğu sınırsız sevginin simgesi ama bu sevgi zamanla karşılıksız kalıyor ve bir trajediye dönüşüyor. Paris’te bir pansiyonda yaşayan farklı insanların hayatlarını anlatarak başlıyor. Genç bir öğrenci olan Rastignac yükselmek isterken, Goriot Baba geçmişte zengin ama şimdi yalnız bir adam olarak karşımıza çıkıyor. Bu insanların yolları kesiştikçe gerçek yüzleri ve ilişkileri ortaya çıkıyor. İnsanların çıkarları uğruna nasıl değiştiğini konu ediniyor, sevgi ve fedakarlığın bazen karşılık bulmadığını ve insanı yıkıma götürdüğüne değiniyor. Aynı zamanda yükselme hırsı ile insanın değerleri arasındaki çatışmayı vurguluyor . İnsan ilişkilerinin ardındaki çıkarları, fedakarlığın sınırlarını ve bir babanın sevgisinin nasıl bir yalnızlığa dönüşebileceğini sade ama derin bir anlatımla görmek isteyen herkes Goriot Baba’yı kesinlikle keyifle okuyacaktır. Herkese keyifli okumalar.
Bercesteden
Goriot BabaHonore de Balzac · İş Bankası Kültür Yayınları · 202118,7bin okunma
Bir Kitaba Geri Dönmek
Puan vermedi·339 syf.··
2026 20. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 18:16
Bu Ülke ile tanıştığımda henüz 16 yaşındaydım. Hayranlıkla ve büyük bir iştahla okumuş, bilmediğim kelimelerin anlamlarını çıkarmış, yeni kavramlar öğrenmiş, bahsettiği düşünürler hakkında bilgi edinmiş ve kütüphanede çok uzun zaman geçirmiştim. 24 yıl aradan sonra eski dostum Bu Ülke’ye ve bana hocalık eden Cemil Meriç’e “merhaba” demek isteği doğdu içimde. Nereden öğrendiğimi unuttuğum birçok düşünce ile karşılaştım. Meriç’in ezberlediğim cümlelerine tesadüf etmenin mutluluğunu yaşadım. Kabul etmem gerekir ki 16 yaşındaki şaşırmak için fırsat kollayan o kız çocuğu değilim artık ama Samson’u, Hürmüz’ü, Tantalos’u nereden öğrendiğimi hatırlamak keyifliydi. 40 yaşına basmış yetişkin Zeynep’le Meriç’in fikir ayrılıkları var evet. İyi ki de var, onu olduğu gibi benimsemek kendime ve okuduğum nice büyük düşünüre haksızlık olurdu ama bu durum, Meriç’in bu ülkenin gelmiş geçmiş en büyük aydınlarından birisi olduğu gerçeğini değiştirmiyor. O kendisini ülkesine adamış bir fikir işçisi, çok büyük ve ışığı ile aydınlatan, gölgesinde serinleten bir hoca. Onun entelektüel kapasitesini “Light, much more light” cümlesi ile tarif etme cüretini gösteriyorum. Çünkü biliyorum ki kendisi ışığa daha yakın olabilmek için masanın üstüne sandalye koyup kitap okuyan, yokluk içindeyken bile yılmadan kendini yetiştiren bir büyük insan. Talihsizlik ki gözlerini erken denilebilecek bir yaşta kaybediyor. Okumaya gönül vermiş, hayatını ilim ve irfana adamış bir insan için ne büyük yaradır bu, tahmin etmek pek de güç değil. Arkadaş ortamlarında bir tiradı seslendirir gibi söylediğim şu pasaj 24 yıl geçse de benim için eşsiz bir anlama sahip: “Kendimizi tanımak… Ruhumuzun mahzenlerinde bizden habersiz yaşayan bir alay misafir var. Berhanenin bazen bir bazen birkaç odası aydınlık. Işık binanın üst
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma