Ebû Bekre'den [radıyallahu anh] rivayet edildiğine göre, bir gün Hz. Pey­ gamber [sallallahu aleyhi vesellem] Haşan b. Ali'yi [radıyallahu anhümâ] minbere çı­karıp şöyle buyurdu: "Benim bu oğlum seyyiddir. Umuyorum ki Allah onun sayesinde müslümanlardan iki topluluk arasını düzeltecektir." Buhârî, Sulh, 9 (nr. 2704).
Din
Ebu Musa el-Eş'ari, Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem'le beraber bir seferde olduklarını ve tekbirle seslerini yükseltiklerini bunun neticesinde ALLAH Rasullü sallâllâhu aleyhi ve sellem 'in şöyle dediğini rivayet etmektedir: " Ey insanlar ! Sesinizi sadece kendinize işittiriniz; çünkü siz, ne sağır olan ne de burada olmayan birini çağırmiyorsunuz. Şüphesiz ki sizin çağırmakta olduğunuz ALLAH Azze ve Celle her şeyi işiten ve çok yakın olandır. O, sizden birisine biteceği buynundan daha yakındır." Müslim,2704 Ebu Davud,1526
Sayfa 33 - Karınca polen·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yakın tarihli jeolojik incelemelerde, bilimcilerin Toba yanardağ patlaması adıyla bildikleri bir olgu saptanmıştır. Umman denizi yatagindaki sondajlarla çıkarılan örnekler, Sumutra’daki Toba’da 74.000 ila 71.000 yıl önce bir yanardağ patlaması olduğunu göstermiştir. Bu, son iki milyon yıl boyunca yeryüzünde meydana gelmiş en büyük patlama olarak bilinir; her yeri alev alev yakan korkunç patlama, 30 km yükseğe çıkan, kuzeye ve batıya yayılayarak SiriLanka‘yı, Hindistan‘ı, Pakistan’ı ve Basra körfezi’nin geniş bölgelerini 15 cm kalınlığında bir örtüyle kaplayan gerçi Orta Hindistan‘daki bir yerde kül tabakası 6 metre kalınlığına ulaştı devasa bir volkanik bulutu tahminen 2704 km³ yani Everest Dağı’nın iki katı hacmi püskürtmüş olmalıdır. Umman Denizi’nde ve Güney Çin denizinde yakın zamanda Tooba külleri bulunmuştur. Patlama sonucunda, 85 km uzunluğu ve 25 km kadar genişliğiyle, 1200 metre yüksekliğinde dik yamaçlarıyla ve 580 metre derinliğinde sularıyla bugün Endonezya’nın en büyük gölü olan Toba gölünü barındıran devasa bir yanardağ çukuru oluştu. Bu patlamanın ardından uzun süren bir volkanik kış meydana geldi. Jeolog Michael Rampino‘ya göre, deniz suyu sıcaklıkları -12°C’ye düştü ve geniş alanlar haftalarca aylarca zifiri bir karanlık kapladı. Bugün devasa patlamaların neden olduğu bilinen minicik Sülfürik asit damlacıklarının havaya saçılması ile oluşan bulutlar, fotosentezi %90 oranında azaltmış, hatta orman örtüsüne büyük zarar verecek şekilde tamamen bitirmiş olabilir.
Sayfa 55 - SAY·Kitabı okudu
27’04
Düşümü gerçekleştirmekten korkuyorum, çünkü o zaman yaşamak için bir sebebim olmayacak.
Alıntı
•2704
-Bir insan bir başkasını cezalandırmak için hakikaten kendini öldürebilir mi ? Olabilir mi böyle bir şey ya, he? -Zaten intiharların çoğu başka birini cezalandırmak için yapılmıyor mu?
Hiçlik
Nisa/14
14) Kim de (haramları helâl sayarak) Allâh’a ve Rasûlü’ne isyan eder (; Onların emir ve nehiylerini tanımaz) ve O (Allâh-u Sübhânehû)nun (iman dâhil tüm) sınırlarını geçerse, onu da içinde ebedî kalacağı korkunç bir ateşe sokacaktır. Çok alçaltıcı pek büyük bir azap da ona mahsustur! Bu âyet-i celîlelerde vârislerin kısımları en güzel bir şekilde tertip edilmiştir. Şöyle ki; vârisin ölüyle vasıtasız ya da vasıtalı ilişkisi göz önünde bulundurulmuş, vasıtasız olan irtibatlar soy veya evlilik olarak değerlendirilmiş, vasıtayla olan alâka ise “Kelâle” diye adlandırılmıştır. Doğrudan doğruya nesep cihetinden meydana gelen birleşme, doğum yakınlığından ibarettir ki, çocuklar ve ana-baba buna dâhildir. İnsanın ana-babasıyla ve çocuklarıyla olan irtibâtı, şeref bakımından en üst düzeyde olduğundan, ilk olarak 11. âyet-i kerîmede onlarla ilgili miras hükümleri açıklanmış, daha sonra 12. âyet-i kerîmede evvela karı-koca hakları bildirilmiştir. Kişinin, birader, hemşire vesâir akraba ile ülfet ve ünsiyeti geride zikredilenlere nispetle daha zayıf olduğundan, kelâle konusu ilk iki kısımdan sonraya bırakılmıştır. Soy bakımından vâris olanlardan erkek çocuğun hissesi, kızın iki misli olduğu gibi, nikâh sebebiyle vâris olanlar için de, kocanın hissesi kadının iki misli kılınmıştır. Bu durumda kadının çocuğu yoksa bıraktığının yarısı, varsa dörtte biri kocanın, erkeğin çocuğu yoksa bıraktığının dörtte biri, varsa sekizde biri hanımına kalacaktır. İslâm dışı bazı düzenlerde, ölenin çocukları kalması durumunda ana-babası vâris olamamaktayken, İslâm hukuku, hisselerin taksiminde adâlet esâsını gözetmiş, vârisleri belirlerken de sadece akrabalık derecesini değil, onunla birlikte istifadeyi de göz önünde bulundurarak, ölüye faydası dokunmuş olan uzak akrabayı da mirastan mahrum
Din