"Faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan çarpmış kimse gibi kalkarlar. Bu hâl onların «Alışveriş de faiz gibidir.» demeleri sebebiyledir. Halbuki Allah, alışverişi helâl, fâizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de fâizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve artık onun hakkındaki hüküm Allah'a aittir. Kim tekrar fâize dönerse, işte onlar Cehennemliktir, orada devamlı kalırlar." (el-Bakara, 275)
Sayfa 60 - Erkam Yayınları, İstanbul - 1434 / 2013·Kitabı okudu
Kur'an-ı Kerim Meali
Geçtiğimiz yüzyılda gerçekleşen kültür değişiminin en önemli özelliklerinden birisi de ahlâkın ve dinin birbirinden ayrılmasıdır. Din, bireysel ve özel bir konu haline gelmeye başladı: ahlâk da bireysel faziletten çok sosyal adalete öncelik vererek sosyal bir nitelik kazandı. Ahlâkın "sosyal ahlâk" durumuna gelmesinin başlıca sonucu olarak, temel sosyal sorunlar dışındaki sorunlarda, görüş aykırılıklarına karşı toplum daha büyük bir hoşgörü beslemeye başladı (Bottomore: 275). Sosyal normların erimeye yüz tuttuğu bir ortamda hoşgörünün arttığını söylemek doğaldır. Fakat aslında burada yükselen bir değer olarak karşımıza hoşgörü çıkmaz. Yükselen yeni değerler bireyciliğin artması, mutlak bir özgürlük arayışı, diğerleriyle olan ilişkilerde faydacılık ya da kayıtsızlıktır.
Sayfa 184·Kitabı okudu
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bakara/275
"Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allaha kalmıstır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, iste onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır."
Sayfa 52
Alıntı
Bakara 3
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ ف۪يهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَاعَةٌۜ وَالْكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُونَ Ey inananlar, ne alışverişin, ne dostluğun ve ne de şefaatin olmadığı gün gelmezden önce, size verdiğimiz rızıktan (Allah için) harcayın. Kafirler, zalimlerin ta kendileridir. 254 اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ Allah, ki O’ndan başka tanrı yoktur, daima diri ve yaratıklarını koruyup yöneticidir. Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutmaz. Göklerde ve yerde olanların hepsi O’nundur. O’nun izni olmadan kendisinin katında kim şefaat edebilir? Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O’nun ilminden, ancak kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O’nun Kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır (O yüce padişah, göklere, yere, bütün kainata hükmetmektedir). Onları koru(yup gözet)mek, kendisine ağır gelmez. O yücedir, büyüktür. 255 لَٓا اِكْرَاهَ فِي الدّ۪ينِ قَدْ تَبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّۚ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللّٰهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقٰىۗ لَا انْفِصَامَ لَهَاۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ Dinde zorlama yoktur. Doğruluk, sapıklıktan seçilip belli olmuştur. Kim tağut (şeytan)ı inkar edip Allah’a inanırsa, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir. 256 اَللّٰهُ وَلِيُّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُواۙ يُخْرِجُهُمْ مِنَ
Zahir/tahsis syf 187 Yüce Allah’ın: "Allah, alışverişi helal, faizi ise haram kıldı" (Bakara, 275) sözü, alışverişin genel olduğuna (her türlüsünü kapsadığına) ve helalliğine delaleti bakımından "Zâhir"dir. Ancak şarabın (içkinin) satılması bu genel hükümden istisna edilerek tahsis edilmiştir (özelleştirilmiştir), bu yüzden caiz değildir. Aynı şekilde kişinin henüz sahip olmadığı (yanında bulunmayan) bir şeyi satması ve Şâri'in (hüküm koyucu olan Allah ve Resulü'nün) yasakladığı diğer satış türleri de bu kapsamdadır. Dolayısıyla bu (yasaklanan) satışlar, ayetin zâhirinden (ilk bakışta anlaşılan genel manasından) elde edilen "helal alışveriş" genelliğinin içine girmezler.
Bakara suresi 275. ayet
Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah'a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardır.
Alıntı