gedê bajêr

gedê bajêr
@2serhat1
Çağların kirli beyaz fırçasıyla karalanmış bir manzarayız.
Polis
Lisans
İstanbul
Diyarbakır
146 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·202 syf.··
2020 101. kitabı
oğuz atay'ın tutunamayan öykülerinden birisidir. kendisi gibi başka öykülerin de içinde toplandığı bir kitabın isim babasıdır. iletişim yayınları'nın bastığı kopyalar monokrom yeşil kaplıdır. kapakta oğuz atay bir pardesü içinde belli belirsiz tebessüm etmektedir. bu bakış işte... bu bakış "ben buradayım sevgili okuyucum sen neredesin acaba?" bakışıdır. şehir hatları vapurunun önünde dikilmiş, elleri cebinde okurunu izleyen atay cebinden çıkarmadan yanına alıp götürdüğü düşünceleriyle, söze, kağıda dökülmekte geç kalmış eserleriyle bakmaktadır okuruna. yaşamayı becerememekten çok ötede duran adamların hikayeleridir "korkuyu beklerken" hikayeleri. okunmalıdır belki, ama daha önemlisi, -son kertede- akıldan çıkmamalıdır "demiryolu hikayecileri" de, "beyaz mantolu adam" da, "ne evet ne hayır" da... diğer öykü ve romanlarında da karşımıza çıkan toplumdan kopuk, kuruntulu, herkesin kolaylıkla üstesinden geldiği gündelik işlerde sonsuz bir beceriksizlik gösteren,buna bağlı olarak toplumun kurduğu ve sınırlarını belirlediği başarılardan yoksun, yalnız ve şanssız kahramanı akıllara kazınacak güzellikte anlatılmıştır. adresine gelen bilmediği bir dilde yazılmış bir mektubu anlayabilmek için başvurduğu, üniversitede eski dillerle uğraşan eski bir ahbabının odasına gidişini "öpüştük. bir öğretim üyesiyle öpüştüğüm için ötekilere sevinçle baktım" diye anlatarak inceliğiyle göz yaşartır. yazar, kahramanının küçük yanlarını, beceriksizliklerini, şanssızlıklarını birbirinden güzel ayrıntılarla sezdirmeye devam eder. öykünün kahramanının üniversitedeki arkadaşının odasından çıktıktan sonra unuttuğunu farkettiği kitabı almak için geri dönüp tekrar dışarı çıkışını ise onun ağzından "telaşla üniversitenin bir başka kapısından çıktım. otobüs durağına en uzak olan kapısından" cümleleriyle
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

gedê bajêr

, bir kitap okudu
Puan vermedi·202 syf.··
2020 101. kitabı
Oğuz Atay
8/10 · 33,4bin okunma
Puan vermedi·479 syf.··
2020 100. kitabı
oğuz atay'ın eşsiz baş yapıtı.. hikmet benol'un iç sorguları şeklinde hüsamettin albay(ım) la diyologları ve monologları şeklinde seyirtir. -haa, haa!!! nidaları ve çevresindekileri ince alay roman boyunca devam eder... '' bu düzmece oyun sona ermeli... kendi benliğimizi bulmalıyız. yol verip, yakarmaktan vazgeçmeliyiz. rüyalarımızı gerçekleştirmeye çalışmamalıyız, gerçekleri rüya yapmalıyız. çelişiksiz, dikensiz ve düzgün rüyalarımızı yaşamalıyız. sözümüzün eri olmalıyız: kırılacak kafaları kırmalıyız. bize acınmadığı için acımamalıyız '' ayrıca muğlak bir muharrir olduğu söylenen mütercim arif'in durum tesbitleri de gayet hoştur. şöyle ki: '' başkalarını mühim bulmayanlar, bir gün kendilerini de mühim bulmayanlarla karşılaşacaklardır, fakat bu hakikat, oların mühim bulmamış olduklarının mühim olduğu manasına da gelmez...'' kişinin hayata ve kendisine karşı verdiği dayanılmaz savaşı hafifletmek amacıyla sığındığı "oyun"larda kayboluşunu, küçük hesapların büyük yolları tıkayışını, aynı ırmağa ikinci kez girememenin pişmanlığını ve insanın aklını kurcalayan daha pek çok içinden çıkılmaz karmaşayı bilinç akışı ile gözler önüne seren, hakkında tüm söylenenlere "aptal, o kadarını biz de anladık" tokadını çarpabilecek kudrette bir şaheser. "ülkemiz büyük bir oyun yeridir. her sabah uyanınca, biraz isteksiz de olsak, hepimiz sahnenin bir yerinde, bizi çevreleyen büyük ve uzak dünyanın sevimli bir benzerini kurmak için toplanırız. küçük topluluklar olarak, birbirimizden bağımsız davranarak ve birbirimizi seyrederek günlük oyunlarımıza başlarız. ben, hikmet iv zamaninda -yani hikmet i olduğum sıralarda- bu oyunu ciddiye almış ve bütün oyunları heyecanla seyretmiştim. sonunda, kendi oyunumu, bütün bu oyunların dışında ve gerçek olarak yaşamaya karar verdim. insanlarımız, aynı
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma

gedê bajêr

, bir kitap okudu
Puan vermedi·479 syf.··
2020 100. kitabı
Oğuz Atay
8.7/10 · 38,9bin okunma
Puan vermedi·724 syf.··
2020 99. kitabı
turkçe'de yazilmiş en iyi romanlardan biri. ama etrafta "biz kaybedeniz abi", "hepimiz disconnectus erectuslardan geliyoruz" vb. diyerek dolaşan ve paçalarindan samimiyetsizlik akan insanlar görmek iyi hisler uyandirmiyor adamda, o da baska bir mesele.. dolu ve derin olanların fazla geldigi, uyum saglıyamadıgı bir dunyanın klasigidir. sozkonusu durumda olanların hepsinin gunlugu aynıdır. onlar yazdıklarını kendisinde bir kopya bırakmaksızın dagıtır, onlar kendini insanlara anlatmak icin kıcını yırtar, degıshık cevre ve ınsanlara yanasır, kendı kendıne kurtulmayı dener, aslında hepsi kurtarılmayı bekler, aslında hepsı kurtarılmayı beklemesının anlamsız oldugunu farkettıgı anda tıkanır, dunyaya bakısh acısına verdıgı kavisin logaritmasini hesaplıcam, en ıyısını yashıycam derken hıch yasamadıgını farkeder bır gun, hepsi vurulur. hepsinin ardında pisman birileri kalır. okudukça etrafınızdakilere "turgut özben", "selim ışık", "günseli" ve hatta "süleyman kargı" gibi isimler ve roller vermenize yol açan kitap... okuma sırası bakımından; "kürk mantolu madonna"'dan sonra okunması, zihinlerin iyice bulanması açısından yeterli olacaktır... ne selim, ne turgut ve ne de romanın diğer bazı önemli kahramanları, uğraşılarında başarılı olamazlar. bunun temel nedeni de bütün yaşamları boyunca, ''ben ne yapmak istiyorum'' sorusuna kafa patlatmalarıdır. hiçbir hayatın kendilerine göre olmadığı sonucuna ulaşırlar. bu uyumla-uyumsuzluğun, bulmakla-yitirmenin, hüzünle-gülünç olanın birarada olduğu ,hatta birbirine geçtiği bir yaşam vardır ellerinde. kısaca baştan sona bir bocalama: ''bu duruma nasıl geldim? neden bana yaşamasını öğretmediler? neden bana, -bizden bu kadar, gerisini sen bulup çıkaracaksın." dedikleri zaman isyan etmedim? diyen selim, günlüğüne bu satırları yazarken hep bir
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma