gedê bajêr

gedê bajêr
@2serhat1
Çağların kirli beyaz fırçasıyla karalanmış bir manzarayız.
Polis
Lisans
İstanbul
Diyarbakır
146 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı

gedê bajêr

, bir kitap okudu
Puan vermedi·109 syf.··
2020 55. kitabı
Thomas Mann
6.4/10 · 4.668 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·832 syf.··
2020 54. kitabı
1906 yilinda bitip yayinlanmistir, thomas mann kitap yayinlandiginda 26 yasindadir diye biliyorum amma bu bilgiler entriden entriye degisiyor, mühimmati da yok zaten o kadar. buddenbrooks almanca edebiyatta alfred döblin ve franz kafka'yla gelen tam anlamiyla bir modernlik ile, klasik 19. yüzyil edebiyati arasinda bir yerde kalmis, ikisi arasinda bir köprü olusturabilecek türden bir basyapittir. bir ailenin 70 senesini filan anlatan kitap, daha sonra gelecek yüzyillik yalnizlik ve vesair gibi aile romanlari tarzinda farkli jenerasyonlari anlatirken böyle bir hikayenin gerektirdigi modern edebiyattaki zaman atlamalarini o kadar hissettirmeden yapar ki (baska deyisle, thomas mann'in eli o kadar hafiftir ki), kitabin son sayfasini cevirdiginizde aldiginiz yola sasirir, kimler vardi kimler kaldi diye uzun uzun düsünürsünüz.
BuddenbrooklarThomas Mann · Can Yayınları · 20151,926 okunma
Puan vermedi·888 syf.··
2020 53. kitabı
zauberberg'in yan karakterlerinden biri doktor krokovski. baş doktorun asistanı olan krokovski, sanatoryumda her pazar bir konferans vermektedir. konusu psikolojidir. kitap boyunca hans castorp'un diğer maceraları yanında araya birer ikişer sayfa bu konferanta anlattıkları girer. thomas mann acımasızca komiktir, ironik bir şekilde krokovski'nin hezeyanlarını anlatır. önce aşk hakkında verdiği bir konferansta aşkın tamamen hormonel olduğu yolunda teoriler atar ortaya. yani: psikolojik davranış biçimlerini belirleyen tıbbi, mekanik süreçlerdir. insanın bireysel bir insiyatifi yoktur, hormonlarının esiridir. daha sonra bilinçaltına ve hipnoza merak salar krokovski. insanın hala bireysel bir insiyatifi yoktur, bu sefer hormonlar değil, bilinçaltı tarafından yönlendirilmektedir. hormonlar söz konusuyken ölçümlere dayalı birim bize insan davranışını açıklayabilecekken; bilinçaltında bilimadamının elindeki silah hipnoz olur. bu noktada hipnoz yapan bir bilimadamının nasıl da ruh çağıran bir medyuma benzediğini hatırlatırım. sen git, ruhun gelsin, sen git, bilinçaltın gelsin. uyandığında kişi hiçbir şey hatırlamaz, bilinçaltı, sanki bir ruh gibi vücudu ele geçirmiştir. kitabın sonlarında hans castorp'un 7 senelik sanatoryum ikameti, bir takım trajik olaylar ve sevdiği kadının sanatoryumdan ayrılması üzerine sona yaklaşmaktadır. sağlığı konusunda beliren bir takım umutlara karşı kayıtsızdır, bu ana gelindiğinde 7 sene boyunca severek kaldığı sanatoryum artık gitgide daha sıkıcı bir hal almaya başlamıştır onun için. ama tekrar medeniyete inmek fikri de çok sıcak gelmemektedir. castorp'u bu anda belirleyen şey tam bir iç sıkıntısı, hedefsizlik, bıkkınlık halidir. aynı hal, artık savaş yıllarına yaklaşırken, sanatoryumun diğer hastalarını da sarmıştır. sanatoryumda sık sık kavga
Büyülü DağThomas Mann · Can Yayınları · 20191,528 okunma
Puan vermedi·339 syf.··
2020 52. kitabı
' james joyce, sanatçının bir genç adam olarak portresi’nde,[7] bir sanatçıya yaşama olanağı tanımayan dublin’i anlatırken yazarın (bir anlamda kendisinin) buradan ayrılma gerekçesini temellendirir. koyu bir baskı rejimi uygulanan irlanda papaz boyunduruğunda talihsiz bir ülkedir. şair kahraman, her yanda bu baskıyı hisseder ve sonunda sürgünlüğü seçer: “irlanda nedir, biliyor musun? diye sordu stephan soğuk bir sertlikle, irlanda kendi yavrularını yiyen o kocamış dişi domuzdur.” (s. 191) her yerde özgür düşünceye baskı vardır: “balkonun kenarında tek başınaydı, bezgin gözlerle localarda oturan dublin kültürüne, cafcaflı sahne giyimlerine ve fazla süslü sahne lambalarıyla çevrelenmiş insan kuklalarına bakıyordu. arkasında oturan iriyarı polis memuru hemen rol yapmaya başlayacak gibiydi. oraya buraya dağılmış öğrenci arkadaşlarının yuhlamaları, ıslıkları, alaycı bağırtıları salonda kaba esintilerle dolaşıyordu. ‘irlanda’ya iftira’, ‘alman malı bu oyun!’, ‘dine küfür!’, hiçbir zaman imanımızı satmadık!’ hiçbir irlanda kadını böyle şey yapmadı!” sonunda kararını verir: “ister evim, ister yurdum, ister kilisem olsun, inanmadığım şeye hizmet etmeyeceğim; ve kendimi olabildiği kadar özgürce ve olabildiği kadar bütünlükle dile getireceğim bir hayat ya da sanat tarzı bulmaya çalışacağım, kendimi savunmak için de kullanmasını bildiğim silâhları kullanacağım, sessizlik, sürgün ve kurnazlık.” (s. 233) sürgünlük artık seçeneksiz bir tercihtir: “hoş geldin, ey hayat! milyonuncu keredir yola çıkıyorum yaşantının gerçekliğiyle karşılaşmak ve ruhumun nalbantında ırkımın yaratılmamış vicdanını dövmek için.”
Sanatçının Bir Genç Adam Olarak PortresiJames Joyce · İletişim Yayıncılık · 20181,359 okunma