Ne oluyor bu Allah'ın belası kitapda ne ölmesi ya
Mo Ran yavaşça gözlerini açtı. Tabut, hafızasındaki tabutla aynıydı, Kunlun'un kara karından yapılmış, parlak ve yarı saydamdı, yüzeyinden donmuş sis iplikleri akıyordu. Sadece bu sefer, içinde yatan ceset Chu Wanning'e aitti.
1000Kitap
Gizli şirk
"Gizli şirk güneşe, aya, heykele tapmak değildir. Bu şirk Allah dışındaki şeylerin hoşnutluğunu gözeterek iş yapmaktır." Hz. Peygamber "Bizim bunlara ibadet ve kulluk etmemiz, bunlar bizi Allah'a yaklaştırsınlar diyedir." Zümer 3 "Allah'ın yanında, bir de kendilerine zarar veremeyen, yarar sağlayamayan şeylere kulluk ediyorlar ve şöyle diyorlar: 'Bunlar, bizim Allah katındaki şefaatçılarımızdır.' Onlara de ki, 'Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi haber veriyorsunuz?' Şanı yücedir O'nun, ortak koştuklarından arınmıştır O!" Yunus 18
Sayfa 735
Din
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Halifelik Abdülhamid’in saltanatında dini ve milli kimliklerle ilgili çeşitli meselelerin içinde kırılarak yansıdığı bir prizma görevi gördü. 1876 Anayasası’nın 3. ve 4. maddeleri Osmanlı sultanını “İslam dininin koruyucusu” bir halife olarak tanımlamıştı. Daha önce tartışıldığı üzere, sadece birkaç Arap müellifin sultanın halifelik unvanını talep etmesini meşrulaştıracak yorumlarda bulunmasına rağmen, sultanlık ve halifelik önceki yüzyıllarda Osmanlı dini düzeninde genel olarak birleştirilmişti. Bu kayıtsızlık 19. yüzyılda birçok Müslüman gözlemci Avrupa’nın Ortadoğu’daki emperyal hırslarının sert gerçekliğiyle karşılaşınca değişti. Sultan II. Abdülhamid sadece Osmanlı hanedanının halife olabileceğini iddia eden 16. yüzyılda ortaya atılmış hak talebini uluslararası bir mesele olarak tekrar gündeme getirdi. Dedesi Sultan II. Mahmud ise tam aksine, 1823 Erzurum Antlaşması’na göre halifelik unvanını İran’daki Feth Ali Şah ile paylaşmaya rıza göstermişti. Abdülhamid’in talebine rağmen, ne Fas’taki Sultan Mevlay Hasan ne de Mısır’daki Hıdiv İsmail veya Tahran’daki Nasir el-Din Şah kendisini halife olarak tanıdı. Öte yandan, Avrupa koloni idaresi altında Hindistan, Güneydoğu Asya ve Afrika’da yaşayan Müslümanlar Osmanlı İmparatorluğu’nu kendilerine Avrupalı emperyalistlere karşı yardım etmeye muktedir, ayakta kalan son Müslüman devlet olarak gördükleri için sultanın halifelik unvanını tanıma konusunda daha istekliydiler. (..) Öte yansan, Hristiyan orduları ardı ardına Müslüman ülkelerini işgal ettikçe, Abdülhamid’in halifelik iddiasını kabul etme konusundaki tereddüt azaldı. Yine de, Abdülhamid’in halifeliğinin Müslüman geleneğindeki ilk dört halifeninkiyle aynı olmadığına dair genel bir ret de söz konusuydu.
Sayfa 223
“Kalbimin gereksinim duyduğu, özlediği ve yanında istediği tek kişinin sen olduğunu anladığımda bitti oyun.”
Sayfa 505·Kitabı okuyor
Anlaşmak için üç bileşen gereklidir: 1. Niyet 2. Bilgi 3. Gayret İnsanların konuşa konuşa anlaşmaları önce anlaşma niyeti taşımalarına, eğer bir çatışma varsa bu konudaki teknik ve yöntemleri bilmelerine, daha sonra da gayret göstermelerine bağlıdır. Anlaşmak bir emek işidir ve olgunluk gerektirir.
Sayfa 200
Daha mutlu ve doyumlu bir hayat yaşamanızı sağlayacak beş yöntem vardır. 1. Kova boşaltmaktan vazgeç. 2. Doğruyu yakala. 3. Arkadaşlıkları güçlendir. 4. Hediyeni özellikle beklenmeyen zamanlarda ver. 5. Genelleştirme, özelleştir.
Sayfa 193