Çadır: Mültecinin Sessiz Direnişi /Ahmet Emin Dağ
Çadır, filistinliler için, yalnızca geçirip barınaklar değil; kimliği koruma, kültürü yaşatma ve Vatanına duyduğu sevgiyi her gün yeniden inşa etmeye mücadelesini simgesidir. Çadır, içindeki insanları sarar ve onlara bir umut verir; Bir gün, bu mülteciler geri dönecek, bu topraklarda bir kez daha özgürce yaşayacaklardır, sayfa 14 Çadırlar, aynı zamanda gazzedeki her bireyin Kollektif hafızasına dönüşür. her çadır, bir hikaye bir geçmiş ve bir geleceği inşa eden alandır. Filistinli mülteciler için çadır; sadece bir yaşam alanı değil; kimliklerini savunma, kültürlerini yaşatma ve topraklarına olan bağlılıklarını yeniden inşa etme cephesidir. Hep çadır, Geçmişin yok sayılmasına karşı bir tür direniştir. Gazze'deki her mülteci, bir çadırda hayatta kalmaya çalışırken, sadece kendi hayatını değil, aynı zamanda tüm halkının varoluş mücadelesini sürdürmektedir. sayfa 14 Bu çadırların içindeki yaşam, bir halkın kültürünü, geleneklerini, dileklerini, inancını ve en önemlisi umutlarını koruma çabasıdır. bir çadırın etrafında toplanan insanlar, birbirlerine güç verirler; çadırlar bir arada durdukça, hayatta kalma mücadelesini ateşi hiç sönmez. çadırlar, direnişin yankıları Taşıyan seslerdir; bir hakkın özgürlüğü için verilen Savaşı seslendirirler. Birleşen bu sesler, Filistinli mültecilerin ortak kaderini ve bir halkın özgürlük arzusunu haykırır. sayfa 15
Alıntı
anadoludan yunanistana göçün sonuçları
O gün için Yunanistan'daki nüfusun potansiyel olarak 1/3'üne eşit olan mültecilerin yeniden yerleştirilmeleri, Yunan toplumunda yaşamın her alanını etkiledi. Mülteci akınının da ilk ve en önemli so­nucu, mübadelede Türklerin ayrılması ile birlikte etnik olarak ho­mojen bir devletin kuruluşu gerçekleşti. Köy kökenli mülteci nü­fusun 1/3'ünün, şehirli mülteci nüfusun 3/4'ünün Makedonya ve Trakya'da yeniden yerleştirilmesi, bu iki hassas bölgenin etnik ya­pısını değiştirdi ve Yunan kimliğini kuvvetlendirdi. Şüphesiz bu bölgelerin etnik birleşimindeki değişim 1912- 1913 savaşları so­nunda, Yunan devletine katılmış bölgelerde Yunan üstünlüğünü pekiştirdi ve Batı Trakya'nın Hellenizme bağlı kalmasını gü­venceye aldı. 1929'daki konuşmasında Eleftherios Venizelos'un işaret ettiği gibi, "bugün sahip olduğumuz büyüklükte ulusal bir Yunan Devleti asla gerçekleşmemiştir" ve daha ötesinde böyle ho­ mojen bir devlet. (...) Yunan Devletine homojen kimlik veren bu köklü başarı, şüphesiz yaşanan felaketin en hakiki tazminatıdır; milliyetçiliğin ve Balkanlardaki etnik azınlıklarla ilgili olan sorunların kapsamı, bunun önemini apaçık ortaya koymaktadır.
Sayfa 90·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
1970’te Ürdün’deki Filistinli direnişçiler güçlenmiş, adeta “devlet içinde devlet”e dönüşmüşlerdi. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin kaçırdığı İsrail uçaklarını Ürdün’e indirmesi, Kral Hüseyin ile Filistinlileri karşı karşıya getirdi. Eylül 1970’te Ürdün ordusu ülkedeki mülteci kamplarına girdi ve bütün Filistinli örgütlere savaş açtı. İki hafta süren kanlı çatışmalarda yaklaşık 3.500 Filistinli öldürüldü ve direnişçilerin tamamı Lübnan’a sığınmak zorunda kaldı. 1975–1990 yılları arasında Lübnan’da iç savaşın patlama nedenlerinden biri, bu ülkedeki Filistinli mültecilerin varlığı ve silahlı faaliyetleriydi. Ardından FKÖ’nün varlığı İsrail’in Lübnan’ı işgalini tetikledi. FKÖ ve Filistinli direnişçiler 1982–1983 yıllarında Lübnan’ı terk ederek İsrail çevresinden uzak, Arap coğrafyasının farklı bölgelerine dağılmak zorunda kaldılar. Yani Filistinliler komşu Arap ülkelerinden İsrail’le mücadele yürütürken birçok zorluk yaşadılar. Filistinli direnişçileri öldüren, hapse atan, kaybeden ve işkence eden sadece İsrail değildi; bulundukları ülkelerin —Ürdün, Lübnan, Suriye ve Mısır— yönetimleri de, direnişçilerin varlığını millî güvenliklerine tehdit olarak gördükleri dönemlerde benzer uygulamalarda bulundular. Yani sığındıkları bütün ülkeler, Filistinlilerin belli bir ölçüde güçlenmesine ve direniş faaliyetlerine bir noktaya kadar izin verdi.
Sayfa 161·Kitabı okudu
Baba Evi
Kaç yaşında olurlarsa olsunlar kız çocuklarına karşı özel bir şefkat duyarım. Bunun peygamber yolu olduğunu bilirim. Çocukluğumun anıları içinde koca evinde yediği dayaklardan ötürü baba evine sığınmak isteyen, orada da kabul görmeyince iki çocuğunu uyutup bir kutu ilaç içerek apartmanın bodrumuna inen ve her yerde arandıktan sonra nihayet bodruma bakılınca ölüsü bulunan, komşumuzun akrabası A. ablanın gidecek yer bulamayacak kadar yalnız bırakılmış kız çocuklarının donuk, ışığı kaçmış gözleri de vardır. Onun gözlerindeki hüznü hiç unutamam. Bu kızları babalarının evinde bir mülteci gibi eğreti hissettirenlerin çoğunlukla, kafaları "boşanmış kadın" fikrini kabul edemeyecek kadar Allah'ın hukukuna yabancı anneleri olması da hayrete değer. Hayrete değer, çünkü o ev, o annenin olduğundan daha fazla o kızındır. Bir kızın babasının evi sonuna kadar evidir. Ama bir kadının kocasının evi nikah akdi ile mukayyettir. Ahlakımız hukukun bile üstüne çıkmalı iken, onun fersah fersah altında kaldığı bu durumun bu şekilde dile getirilmesi muhtemelen bir kısımlarınızı rahatsız edecek ve aşağıya "ama" ile başlayan mesajlar yazılacak. Yazılmasın. Şu peygamber sözünü aktarayım da kendimi sağlama alayım: "Size en değerli sadakadan bahsedeyim mi? (Kocasının evinden ayrılarak) senden başka kazancını sağlayacak kimse olmadığı için sana (baba evine) sığınmış kızın (için harcadığın nafaka en faziletli sadakadır.) İbn Mace, Edeb, 3 Babasının evi olan hiçbir kız evladı "nereye gitsem" diye düşünecek durumda bırakılmamalıdır. Buna sebep olan her kim varsa, yevmi mahşerde o peygamberin yüzüne nasıl bakacağını düşünmelidir.
Sayfa 25·Kitabı okuyor
Geceden karanlık sebebim Geceden mülteci kederim Korkarım, dönmez yüreğim Korkarım güzelim, korkarım
Sayfa 201 - Ephesus Yayınları·Kitabı okudu
Müzik
Mülteci Kampları
Kamplarda, 3 milyona yakın sığınmacının arasına gizlenmiş bol sayıda istihbarat elemanı, terörist; uyuşturucu, kimyasal madde, silah, organ kaçakçılığıyla uğraşan çete mensubu vardır. Bu kamplar sınırların delik deşik olmasında önemli rol oynar. Demografik yapıyı değiştirir. Kaçakçılara serbest bölge açar. Bölgedeki terör gruplarına liman olur. Teröristlere ve istihbarat görevlilerine "uluslararası toplum" denilen çeteyle gizli temas için mükemmel bir ortam sağlar. Sınırlar arasında "cepler" yaratır.
Sayfa 20·Kitabı okudu
Edebiyat