Puan vermedi·370 syf.··
2025 31. kitabı
KARDEŞ TÜRKÜLER / ATAOL BEHRAMOĞLU (Derleyen ve Çeviren) Neden bu kitabı seçtim? İndirimdeki kitapları karıştırırken tesadüfen buldum. Epeydir şiir okumamıştım. Dünya şairlerinden seçme şiirler var, bir kitapla Irak'tan Angola'ya dünya edebiyatından değişik şairlerle tanışma fırsatı olur dedim. Ve en önemlisi bu kitabı derleyen ve çeviren, edebiyatın çeşitli dallarında eser vermiş ödül sahibi şair, yazar, çevirmen Ataol Behramoğlu olunca düşünmeden aldım, 30 Eylül Uluslararası Çeviri Günü için ustanın çevirdiği kitabı bekletmeden okudum. Ama içimde burkuldu, çünkü böyle bir ismin imzası olan, bu kadar değerli bir içeriğe (128 şairden, 214 şiir) sahip bu kitabın yeri en ucuz kitaplar değildi. Daha ilk sayfalarda beni şaşırtan bir şiire rastladım. Macar şair Laszlo Benjamin'in Nazım Hikmet için yazdığı şiir. Pablo Neruda'nın Nazım ile arkadaş olduğunu ve onun için şiir yazdığını biliyordum ama bu şiire ilk defa rastladım ve Nazım'ın tüm dünyada tanınmak kadar ardından şiirler yazılacak derecede sevilip, sayıldığını görmek gurur vericiydi. Kitap ilerledikçe paragraf başında bahsettiğim Neruda'dan "Nazım'a Bir Güz Çelengi" ve "Deniz Kızı İle Sarhoşlar Masalı" şiirlerinin de yer almakta olduğunu gördüm. Sayfaları çevirdikçe şaşırmaya devam ettim. Tiyatroya aşina olanlar Bertolt Brecht ismini iyi bilir. Oyunları ülkemizde sık sahnelenir. Biyografisinde tiyatro yazarı ve yönetmeni, şair der ama şiirlerinden çok oyunlarıyla tanınır. Burada altı şiiri vardı ve en az oyunları kadar güzeldi. Biyografisinde şair yazmayan, Ana, Çocukluğum, Benim Üniversitelerim gibi eserleri klasikler arasına girmiş ünlü yazar Maksim Gorki'nin de bir şiiri vardı. "Fırtına Habercisi'nin Türküsü" adlı 1901 yılında yazdığı bu şiir tutuklanmasına neden olmuş. Sebebi belli çünkü bu şiir de romanları
Kardeş TürkülerAtaol Behramoğlu · Alfa Yayınları · 2002103 okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2025 120. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2025 20:42
9 Eylül 2025 Ancak artık kadere boyun eğmiş olanlar, hakiki anlamda bilen kişilerdir... Eskiden çok afili alıntılarla paylaştığım bu kitabı bugün en acı sözüyle-bana göre- paylaşıyorum. Kadere boyun eğmek. Hayat işte. Bir gün herkes, her şey yetişir... İlk okuduğumda beni çarpmıştı bu kitap. 2016 yılıydı. Biliyorum. Bela bir yıl. 2026'da okur muyum, okuduğumda bu cümleyi okur muyum bilmiyorum ama geçmiş on yılımdan dem vuracaksam, o bu kitabın incelemesi olmalı diye düşündüm. Ben . Ben de ben. Hani bazen böyle insanın içinde bir köpük böyle dalga dalga köpürür ya. Ben öyle hissettim. Çok uzun bir zaman geçmiş. Sonra oturdum düşündüm. Dedim ki Seren. Sen hiçbir zaman böyle bir şey yaşamadın. Şanslısın. Sen sadece yalnızdın. Daha kötü şeyler yaşayabilecekken yaşamadın. Biraz da bunları düşün. On gün önce çok kötü bir şey yaşadım. Benim için yalnızlık hep mutlulukta yanında birini bulamamaktı o güne kadar. Vallahi. Benim kötü günümde birini arayıp da n'olur yanımda ol dediğim olmamıştır. Gerçekten. Hiçbir arkadaşıma seren'in şu kötü günündeydim dedirtmedim. Anama babama bile sığınmam. Ağlamadım. Gelin demedim. Hep ruh dünyam yüzümde dolaştım durdum. Kimseyi çektiğime yaklaştırmadım. Düştüm kalktım. Güçten filan değil. Yapmadım. Ama değişiyor bir şeyler. Gücümü çok zorluyorum. Günler önce bir şey oldu. Böyle sıkıntıdan ruhum o kadar daraldı ki. Utancımdan bu sabah namaza kalkamadım dediğim yoktur kimseye. Onu bile beni uyandırın diye anlamasınlar diye söylemedim hep. Yük gibi. Ama insan kendi kendine yetemeyebiliyormuş. On gün önce şu dünya üzerinde en yalnız insan bir tek insan, evet, bir tek benmişim gibi hissettim. Vallahi billahi. Hiç bilinmiyor tanınmıyor kimsesizmişim gibi. Anlatmak istedim birine. Ben çok mutsuzum uyanamadım demek istedim. Ağlasın
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş BankasıYayınları · 2022266,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
30 Eylül seçtim
Puan vermedi
Bir zamanlar geçinmek için yaşadığı kasabaya uzak bir nehirden her gün su taşıyan bir sucu varmış. Su taşımak için omuzlarında dengede tuttuğu bir sopanın iki ucuna iki toprak testi asıyormuş. Testilerden biri parlak kırmızı renkte, düzgün ve tamamen su geçirmezmiş, diğeri ise eski, rengi solmuş ve biraz çatlakları olan bir testiymiş. Hatta sucu yolda giderken biraz su sızdırıyormuş. Zaman geçtikçe testinin çatlakları öyle artmış ki sucu kasabaya ulaştığında taşıdığı suyun ancak yarısını getirebiliyormuş. Testi her gün daha fazla su sızdırmaya başlamış. Testi için bu durum öyle büyük bir utanç kaynağı haline gelmiş ki sonunda utancını daha fazla gizleyemeyerek sucuya seslenmiş: “Sahip, lütfen beni kır! At beni! Kurtul benden! Bu ıstıraba artık katlanamıyorum. Ben artık suyu tutamıyorum ve benim kusurlarım yüzünden sen her gün iki kat fazla çalışmak zorunda kalıyorsun. Benim yerime işini daha iyi görecek bir testi al. Böylece daha az çalışıp daha çok kazanırsın… Lütfen bu ıstıraba bir son ver artık.” “Ah” demiş sucu, “sen kendin hakkında böyle mi düşünüyorsun? Öyleyse lütfen izin ver de yarın nehirden dönerken sana bir şey göstereyim.” Ve ertesi gün iki testiyi de doldurup her zaman yaptığı gibi birini sopanın sağına, çatlak olanı da soluna takan sucu patikanın sağını işaret ederek sormuş: “Ne görüyorsun, söyle.” Testi cevaplamış: “Toz toprak, taşlar görüyorum.” Bunu duyan sucu yolun sol tarafını göstererek sormuş: “Peki bu tarafta ne görüyorsun?” Testi cevaplamış: “Ah, bu tarafta çimen, yabani otlar ve çiçekler var.” “Evet” demiş sucu, “bu güzelliği her gün patikanın bu tarafına biraz su damlatarak sen yarattın. Toprağın susuzluğunu giderdin, uyuyan tohumlara can verdin ve açan çiçekleri besledin. Her hafta patikanın bu yanından çiçek toplayıp karıma götürüyorum, bu
Masal TerapiJudith Malika Liberman · Doğan Novus · 20192,654 okunma
10/10
·352 syf.··
2025 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2025 12:26
#theseptemberhouse Merhabalar ceviz'in ürkünçlü müritleri çok konuşulan bir korku kitabıyla geldim bugün. #periliev #hauntedhouse motifini ne çok sevdiğimi biliyorsunuzdur belki. Korku temasında en tercih ettiğim motif. Ben öyle kan katil bilmemne sevmiyorum. Bu kitabı orjinalden okumaya başlamış ve çevrildiğini duyunca yarıda bırakıp türkçesini beklemiştim. Baya uzun bekleyişlerden sonra çevrildi. Şimdi kitaba gelirsek, Ressam Margeret, kocası yazar Harold ve kızları Katherine süreukl oradan oraya kiralık evlere taşınıyor ve düzenli bir hayatın, bir ev sahibi olmanın özlemini çekiyorlar. Ancak kızları üniversiteye gidene kadar devam eden bu özlem bir yerden sonra unutuluyor ve ev sahibi olma hayallerinden vazgeçiyorlar. İşte o anda Eylül evi karşılarına çıkıyor. Tam hayallerindeki Viktorya tarzı ev. Emlakçının evdeki ölümlerden bahsetmesi umurlarında olmuyor ve izledikleri tüm korku filmlerini de unutmuş görünerek evi alıyorlar. Ev intiharlara cinayetlere mesken olmuş ama tıpkı Bly Manor için Flora'nın "perfectly splendid" demesi gibi az tadilatla düzelecek ve yeni gibi duran 200 yıllık bina. Malikaneye taşınrdıklarının üzerinden birkaç sene geçmiş ve her eylül ayında duvarların kanaması, çığlık sesleri gibi doğaüstü olaylara alışmışlardır. Bir de ev ile birlikte gelen bazı hayaletler var: hizmetçi Fredricka hala evin işlerini sürdürmeye devam ediyor, 10 yaşındaki Elias, asla iletişim kurmayan ve ısıran bir hayalet, şöminede ölen Blythe kocası ve katilleri intihar etmiş Jasper, Minik ölü kız Angelica, ve daha bir sürü ölü çocuk, ve tabi bodrumdaki efendi Vale. Hal 4. Senenin eylülünde artık olanlara katlanamayarak evi terk eder zaten alkol sorunları vardır ve evlilikleri iyi gitmiyordur. Margaret çok fazla üstüne düşmez ancak kızları katharine babalarına ulaşmayı
Eylül EviCarissa Orlando · Olimpos Yayınları · 2024340 okunma
“Kapalıçarşı”da Son Akşam Yemeği
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2023 00:00
Kapalıçarşı Fuat Sevimay “Son Akşam Yemeği” Kanonik İncil’lerde[1] anlatılan bir olay. “Son Yemek” olarak da biliniyor. Yahudilere özgü Fısıh (Pesah) Bayramı’nın ilk gününde İsa’nın, 12 havarisi ile yemek yediği ve orada “Size doğrusunu söyleyeyim, sizden biri bana ihanet edecek.” diyerek ihaneti haber verdiği bu son yemek, “ihanetin resmi” olarak, Rönesans’tan itibaren birçok ressamın tuvaline konuk olmuş. Andrea Del Castagno, Leonardo da Vinci, Mathias Grünewald, El Greco, Hans Holbein, Tintoretto, Peter Paul Rubens, Nicolas Poussin, Emil Nolde, Salvador Dali, Andy Warhol; bu ressamların en ünlüleri. Leonardo da Vinci’nin resmi ise en tanınmışı… “Son Akşam Yemeği” sadece resmin değil, edebiyatın da konusu olmuştur. İşte tam burada, “ekfrasis” kavramından söz etmemiz gerekiyor. Görsel bir sanat eserinin yazılı ya da sözlü anlatımı olarak tanımlayabileceğimiz ekfrasis, aslında görsel sanat eserlerini betimleme özelliğinin daha da ilerisinde bir anlam taşıyor. Çünkü, ekfrasis, yeni bir anlam yaratmanın yöntemi olarak da kullanılıyor. Bu bakış açısından hareketle Fuat Sevimay’ın “Kapalıçarşı” romanını, ekfrastik metinler içinde göstermek mümkün. Çünkü Sevimay, romanında Leonardo da Vinci’nin “Son Akşam Yemeği”ni konu ve konuk ediyor. Fuat Sevimay, bir söyleşisinde “Kapalıçarşı”nın tarihi bir roman değil, tarihte geçen bir roman olduğunu dile getiriyor. “Bitim” başlığını taşıyan son bölümünü saymazsak Kapalıçarşı romanı, Fatih Sultan Mehmet dönemini anlatıyor. Kitabın arka kapağında ifade edildiği üzere, Fuat Sevimay; “mermerinden zanaatkârına, sultanından mimarına, esnafından müşterisine Kapalıçarşı’nın ruhunu ve o ruhu oluşturan efsunu eğlenceli bir dille” anlatıyor. Romana hâkim olan mizah, ironi, pastiş, metinler arasılık gibi anlatım yöntem ve teknikleri;
Edebiyat & Roman
KapalıçarşıFuat Sevimay · Hep Kitap · 2017536 okunma
YAZIYOR YAZIYOR ÜLKENİN MAKUS TALİHİNİ YAZIYOR
9/10
·270 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2021 23:31
PRANGA Biat, mutluluktur 21 Ocak 2021 Perşembe Fiyatı: 1 lira Kitap çok hoşuma gitti. Geçmişten günümüze değin Türk basını hangi aşamalardan geçmiş, ne zorluklar yaşamış görebiliyoruz. Bunları yer yer kendi yorumlarımla size aktarmak istiyorum. __________ CERİDE-İ HAVADİS (1840): İlginç bir başlama hikayesi var. Osmanlı'nın acziyetinin trajik bir göstergesi aynı zamanda. Öyle ki, çıkaran İngiliz, devlete baskı yaparak ödenek bile almış. Kırım Harbi ile popülerliği artan gazete, ilk defa ölüm ilanlarına yer veren de gazete olma özelliğini gösteriyor. TERCÜMAN-I AHVAL (1860): İlk tefrika burada basıldı: Şinasi'nin Şair Evlenmesi. Eğitimi eleştirmesi yüzünden hükümet ile arası iyi olmamış ve bir ara kapatılmıştır. Özel sermaye ile kurulan ilk gazetedir. TASVIR-I EFKAR (1862): Agah Efendi ile Tercüman-ı Ahval'ı çıkaran Şinasi, kendi gazetesini çıkarmış; burada "halkoyu, düşünce özgür­lüğü gibi konularda uyandırıcı ve uyarıcı başyazılar" yazıyordu. Bunu yapan pek çok insan gibi soluğu Fransa'da almıştır. Benzer akıbete daha önce Agah Efendi, daha sonra Şinasi'nin kaçışından sonra gazetenin başına geçen Namık Kemal da uğrayacaktır. Ayrıca Şinasi, bizde düşünce özgürlüğünün öncüsü sayılan isimmiş. MUHBİR (1866): Gazetenin sahibi okuması kıt biri olduğu için gazeteyle yakinen ilgilenen Ali Suavi'ydi. Hükümeti eleştiren yazılara yer veren Muhbir, o dönem sıcak konu olan Girit sorunu üzerine çokça yazılar yazmış ve burada bir millî meclisin açılmasını da savunmuştur. Okuyucuların mektuplarına yer veriyor ve bunları kullanarak hükümete de sorular yöneltiyordu. Bir ara sebepsiz yere kapatılmıştır. Abdülhamid tahta çıktığında övgü dolu yazı yazdığı için Galatasaray Lisesi müdürlüğüne atanan Ali Suavi, ilerleyen yıllarda Abdülhamid'e bakışını değiştirecek ve tarihe Çırağan
Tarih
100 Soruda Türk Basın TarihiHıfzı Topuz · Gerçek Yayınevi · 197318 okunma