10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 17:13
"Acı duymak kaçınılmaz bir şeydir ama acı çekmek tercihe bağlıdır." (S.305) Harika bir kitap okudum. Geçen senelerde Ruhlar Evi'ni okıduğum zamanlarda kendimi ruhen o kitabı okımak için ihtiyar bulmuştum :) Daha genç yaşlarda okumam gerektiği hissindeydim. Tam o sırada sevgili çevirmenimiz Eren Yücesan Cendey, Allende'nin Denizin Uzun Taçyaprağı'nı beğeneceğimi söylediği bir mesaj atmıştı. Çok haklıymış. İkinci dünya savaşının ayak sesleri duyulurken İspanya iç savaşı ve Franco rejimi altındaki karakterlerin hikayesiyle başlıyor kitap. Allende'nin güçlü kadın karakterleri kesinlikle ön planda. Bir yandan da savaşın tüm acımasızlığını son derece güzel betimliyor yazar. Bu acımasızlıktan sıyrılıp bir şekilde önce Fransa oradan da Şili'ye olan göçlerini okuyoruz. Tarihi anlatıların tamamının gerçek olması beni daha fazla etkiledi. Yıllardır Livaneli'nin Serenad'ına benzer bir kitap soranlara da ısrarla bu kitabı ve Winnpeg'in öyküsünü okumalarını tavsiye ediyorum. Acaba kitap saçma bir noktaya mı gidecek diyordum ki çok daha iyi bir noktaya evrildi ve bu kez Şili merkezli Latin Amerika tarihine giriş yaptı. Pablo Neruda'nın ünlü yazar Miguel Asturias'a benzerliğini kullanarak onun pasaportuyla ülkeden kaçışı, Salvador Allende'nin sağlık bakanlığından başkanlığa uzanan ve oradan Pinochet diktatörlüğü ile koltuğundan indirilişi gibi tam bir tarih toparlaması yapılıyor. Bir yanda dikatatörlük rejimleri anlatılırken bir yandan da karakterler tüm duyguları kalbinizde hissedeceğiniz şekilde aşkı, tutkuyu ama bir yandan da aşık olma düşüncesine aşık olmayı, ölçüsüz tutkuyu, acıyı, sürgünü yaşıyor. Hem İspanya merkezli Franco diktatörlüğü ve 2. Dünya savaşı hem de Şili merkezli Pinochet diktatörlüğünü anlatan çifte kavrulmuş siyasal zeminli harikulade bir kitaptı. Israrla
Denizin Uzun TaçyaprağıIsabel Allende · Can Yayınları · 2022231 okunma
Gamlı Prenses
Puan vermedi·128 syf.··
2026 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 00:00
Edebiyatımızda "gamlı prenses" olarak bilenen dertli yazarımız Tezer Özlü. Bu yazar ile yıllardır severek takip ettiğim Oğuz Aktürk sayesinde tanıştım. Onun, Tezer Özlü okuma rehberi videosundan yararlanarak ilk önce Çocukluğun Soğuk Geceleri kitabını ardından da Yaşamın Ucuna Yolculuk kitabını okudum. ​ Tezer Özlü 1943 - 1986 yılları arasında yaşamış, Türkiye de daha sonra birçok ülkeyi gezerek anlam arayışında bulunan bir yazar olmuştur. Yaşadığı dönem gereği soğuk savaşın Türkiye de beliren etkilerini kitaplarına yansıtmıştır. Çocukluğun Soğuk Geceleri kitabında "Eisenhower bir melek. Cumhurbaşkanı olunca: Amerika kardeş! Amerika kardeş! diye el ele tutuşup zıplıyoruz." (syf:21) alıntısını bahsettiğim duruma örnek gösterebilirim. ​ Yaşamın Ucuna Yolculuk kitabını okurken açıkçası çok zorlandım. Kısa bir kitap olabilir fakat her cümlesi, her kelimesi; yüzlerce anlama, düşünceye, fikre şahitlik edebilir. Zihnin derinliklerinde yeni ufaklar açan yazılar yazmış Özlü. Bu sebeple kitabı okurken kesinlikle zorlanmalıyız. Çünkü yazar bizlere yapabilirsin! başarabilirsin! mutluluk vardır. huzur elbet bulunur. hayat çok güzel kuşlar uçuyor gibi bir şey asla vaat etmiyor. Özlü yaşamayı değil yaşamın ötesindeki metafiziği sorguluyor. Anlam ararken kendi anlamsızlığını fark ediyor. Kendisiyle yüzleşiyor. Çocukluğun soğuk gecelerindeki yalnızlığını anımsayıp ülke ülke gezerek çare arıyor bu duruma. Birden fazla kez evleniyor fakat içindeki çatışmalar neticesinde bu evlilikleri sonlandırıyor. Tezer Özlü bu kitapta kendine örnek aldığı ve edebiyat gelişimine büyük katkı sağlayan 3 yazarı ziyaret ediyor. Franz Kafka için Pragtaki mezarına gidiyor. Svevo için Triesta'ya, Cesare Pavese için de Torino'ya gidiyor. Bu yazarlar arasında en çok üzerinde durulması gereken kişi Pavese oluyor bence. Çünkü kitap boyunca Özlü, bu yazarın
İnceleme
Yaşamın Ucuna YolculukTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202114,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
4/10
·330 syf.··
2025 47. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2025 18:11
KARDEŞİMİN HİKÂYESİ / ZÜLFÜ LİVANELİ Araştırmadım ama bir arkadaşım Kitabın kapağının , Belçikalı ünlü bir ressamın tablosuna ait olduğunu söyledi .. *Kitabımızın başkahramanları ikiz kardeşler Mehmet ARSLAN VE Ahmet ARSLAN. Yardımcı karakterler ise Kerberos, Ludmilla , Olga , Oksanna , Arzu , Ali , Hatice Hanım , Muharrem , Pavel ... Kitap sürekli "bak bak ne anlaticam ama sonra " şeklinde ilerliyor. Bak bak dediği şeyde bir erkeğin rusa aşık olması. Kitap da Karekter.çok özelmiş gibi davranılsa da gayet sinir bozucu bir karakter fikrimce. *İstanbul Çatalca'da Bir kasabada insanlardan uzak yaşayan ve duyguları olmayan , kitap okuyarak duyguları anlamaya çalışan,kitaplarından başka dostu olmayan bir mühendis, komşularından bir kadının öldürülmesi üzerine nedenlerini kurgulamaya başlar. Bu arada, cinayetle ilgili bilgi alırım umuduyla kapısını çalan genç gazeteci kızla süregelen diyaloglar içerisinde olaylar birbirine öylesine girift hâle gelir ki, olan biteni anlamak için olayların örgüsüne odaklanmak gerekiyor. *Serenad, Son Ada, Mutluluk, Balıkçı ve Oğlu, Engereğin Gözü kitaplarından sonra yazarın okuduğum en kötü romanı, Kardeşimin Hikayesi. Aslında kurgusu güzel, kurgusunu beğendim fakat hem edebi olarak anlatımını hem de yazım şeklini sevmedim. Yani cinayetle başlayıp neden Mehmet’in aşkıyla devam ediyorsun, ne alaka. Bu arada Beğenenlere saygım sonsuz. Kitap Alıntılarım. “ Aşk dünyadaki en tehlikeli, en öldürücü duygudur. ” S: 106 “ Evet, insan her şeyi unutarak yaşayabilirdi ama her şeyi hatırlayarak yaşayamazdı. ” S:305 “ Benim için hayat bir roman, herkes de romanın kahramanı. ” S: 155
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,4bin okunma
8/10
·360 syf.··
2025 18. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2025 12:45
"O gece bizim umudumuz ve mucizemizdi. O gece maviydi." (Sayfa 305) ... Yazardan okuduğum ve onun da yazdığı ilk kitap. İki hırçın ve asi âşığın hikâyesi... Emir ve Gece'nin... ... Bir gece, ruhu kanayan bir adama yara bandı uzattım. ... Gece... Babasının ölümünün ardından hayattan hiçbir beklentisi kalmayan, ruhu yaralı, yalnız ama fazla meraklı bir genç kız... Gece, annesinin ve üvey babasının zoruyla yaz tatilini geçirmek için bir tanıdıklarının yanına gitmek zorunda kalır. Hayallerini ve düşlerini umutsuzluğa teslim etmiştir, rüzgârda savrulan bir yaprak gibidir. Emir... On sekizinci yaş gününde öğrendiği acı bir gerçek yüzünden ruhu yaralı ama bedeni demir kadar güçlü, hırslı genç bir adam... Emir, Gece'nin yanlarına geldiği ailenin tek çocuğudur. Gece'yle olan tanışmaları Gece'nin yanlışlıkla onun odasına girmesi ve Emir'in ondan yara bandı istemesiyle başlar. Hayatı fazlasıyla tehlike içeren Emir, başta bu çekingen kızdan çok az etkilense de onu umursamaz. Ta ki Gece, onun karanlık yoluna girip ardından tehlikeye sürüklenene kadar... ... Bundan sonrası spoiler içerebilir! Emir, yeraltı diye gizli bir yerde dövüşen, adı orada "Avcı" olarak anılan ve tehlikenin ta kendisi diyebileceğimiz hırçın bir gençtir. Bir gece, yine karanlık ve tehlikeli yeraltına inerken Gece onun peşine düşer ve Emir'in sırrına tanık olur. Fakat yeraltının net bir kuralı vardır: İzinsiz giriş yasaktır. Gece'nin çiğnediği bu kural başına çok tehlikeli işler açsa da Emir sayesinde bunların üstesinden gelmeyi başardı ancak onun fazla merakı, bazen beni çileden çıkarıyordu. Tabii bir de kitapta seveceğimiz kadar nefret edeceğimiz yan karakterler de var. Mesela Duru nefret listesinin başını çekiyor. Emir'e olan duygularını aşk zanneden ancak onu sadece takıntı hâline getiren
Mavi GeceK. Kübra Berk · Artemis Yayınları · 20255,1bin okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2025 33. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2025 02:43
Az/ Hakan GÜNDAY Kitabı ikinci okuyuşum, ilk okuyuşum 26 Ocak 2024 İkinci okumamı da kitap dostlarım @mavi_kitap_kulubu ile yapmış oldum. Yeni şeyler var ama yazmaya üşeniyorum. Daha önceki paylaşımı tekrar edeyim, tek farkı, o zaman okuduğum ikinci kitabıydı şu an altıncı kitabı. Ocak 2024 Yazarın okuduğum ikinci kitabı, elimden düşmedi desem yeridir. Kurgusu, karakterleri konusu her şeyiyle fevkalade bir kitap hatta yazarın özdeştigi Kinyas ve Kayra'dan bile daha güzel, daha gerçekçi diyebilirim. Kitap; eş zamanlı ama birbirinden bağımsız ilerleyen iki hayatı; Derda ve Derdâ'yı, ikisinin bataklığa dalış sürecini, oradan kurtulma mücadelesini ve kaderin ikisini Oğuz Atay'ın etrafında bir araya getirmesini anlatıyor. Çünkü dünyanın en çabuk geçen, geçer geçmez de en hızlı yakalanılan hastalığına sahipti: Umut./Syf.41 Manzaradan değildi cam kenarını sevmesi. Yanında bir insan az olması demekti. Öğreniyordu Derdâ. Ne kadar az, o kadar iyi!/Syf.57 Ruhları olmadan, yaşayan ölülere döneceğini iyi bildiği insanların./Syf.84 Velhasıl, ecele kadar imtihanında ilk zaferin Ecele kadar sabretmektir, bunu bilesin.../Syf.88 Travmatik olan hayattı. Hepsi. Bütün hayat. Her şey. Özellikle de, travmatik gibi durmayan ne varsa. Doğmak gibi. Dolayısıyla, doğum sonrası depresyon, yeni annelerin yaka-landığı psikolojik bir hastalığın değil, hayatın tanımıydı. Hayatta kalma isteğinin. Hayata rağmen./Syf.97 Stanley konuşmadılar ve sadece bağırdılar. Biri korkutmak için, diğeri korktuğu için. Doğu'yla Batı arasında ne oluyorsa, Derda'yla Stanley'nin arasında da o oldu: Tehdit ve teklif. Ceza ve ödül. Umursamazlık ve şiddet. Sadizm ve mazoşizm./Syf.99 eğer bu dünyada bir yerlerde, insanlar çocukları bombalıyorsa, bunu bilmeye gerek yoktu. O dünya zaten yanmış çocuk eti kokardı.
AzHakan Günday · Qanun Nəşriyyatı · 201226,9bin okunma
Puan vermedi·84 syf.··
2025 652. kitabı
234-305 arasında yaşamış yeni-platoncu düşünür Porfiryus/Porfirios tarafından Aristo'nun organon'una bir giriş olarak tasarlanmış ve içerisinde tümeller konusunun ele alındığı “isagoci”de, beş tümel konusu (cins, tür, ayrım (fasıl), türsel ayrım (hâssa) ve ilinek (araz)) kavramları sistematik olarak incelenmiş ve bu yolla orta çağın ünlü tümeller tartışmasına giden yol açılmıştır. Felsefi sisteminde ve yaşam görüşünde dinsel öğelere önem verdiği halde, Isagoge Porfirios tarafından Yunanca yazılan ve Boethius tarafından Latince'ye çevrilen Aristoteles'in kategorilerine giriş niteliği taşımıştır. Onun ölümünden sonra en az bin yıl boyunca mantık üzerine standart ders kitabı olarak okutulduğundan hem Hiristiyan hem Müslüman hem de diğer seküler filozoflar üzerinde çok çok etkili olmuş hacimce küçük ama etkisi çok büyük bir kitap. Doğru düşünme ancak düşüncenin doğru ifade edilmesi ile mümkün olabileceğinin işlendiği ufukaçıcı çok değerli bir kitap. Bu kitaptan sonra belki onlarca benzeri kitap yazılmış olabilir ama hiçbirisi bu kadar etkili olmamıştır. Mantığın dil ve düşünce ile nasıl irtibatlanması gerektiğinin irdelendiği ilk kitaplardan.
Isagoge : Aristoteles'in Kategorilerine GirişPorphyrios · Remzi Kitabevi · 198622 okunma