Her şey olabilirsin büyük yalan. Düzen sana kapıların çoğunu kapatmış. Gençler problem olmasın diye beş para etmeyen üniversiteler açarak umut veriyor, işsizliği erteliyorlar. Mezun olduğunda haksızlığa tepkin törpülenmiş, kendini kurtarma çabasında geçen yıllara, 35'e geldiğinde de kronik mutsuzluğunu sürdürmektesin. Belki de yaşamımızda en büyük risk, risk almamak, yeteneklerimizi hadım etmek.
Villa halkı bir ağızdan Zeki Bey’e kızıyorlardı ama kendileri de sanki Vahdettin bir gün dönecekmiş, tekrar tahtına oturacakmış gibi harvurup harman savurmaktaydı. Kim bilir bu villanın kira bedeli ne kadar tutmuştu. Misafirler olmadan 35-40 kişiyi bulan mahiyetinin yiyip içmesi, giyinmesi, gezmesi kim bilir kaça mal oluyordu? Misafirlere kurulan ziyafet sofraları ise Yıldız’ı aratmıyordu. Nimet bu değirmenin suyu kesildiğinde ne olacağını merak ediyordu. 
Bir iki hafta geçti, geçmedi; kafamda bir bomba!!! 17 yaşındaki çocuğun şiirleri en genci 35 - 40 yaşındaki üstadların yazıları arasında yayınlanmaya başlamaz mı?..
Mecmuaya bakan, Fevzi Lûtfi (Karaosmanoğlu)...
Mecmuanın etrafında Yakup Kadri, Ahmet Hâşim, Yahya Kemâl, Halide Edip, Refik Halit, Ahmet Refik, Köprülüzâde Fuat ve benzerleri... «Yeni Mecmua»nın bu Ziya Gökalp’- ten sonraki devresinde, fikir yazılarını, daha ziyade Darülfünun hocaları yazıyor; ve ilk hamlede oraya kabûl edilmek bir muvaffakiyet sanılıyor.
"Allah, göklerin ve yerin nûrudur. O'nun nûrunun misali, içinde kandil bulunan bir kandilliktir. Kandil bir cam içindedir, cam inci gibi parlayan bir yıldıza benzer; (bu kandil) doğuya da batıya da ait olmayan, yağı neredeyse ateş dokunmasa bile ışık veren mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Nûr üstüne nûr. Allah nûruna dilediğini kavuşturur. Allah insanlar için misaller veriyor, Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir."
(Nûr 24/35)