359 Sevinçle yaşayan ey iyi yiğit Sözümü yabana atma, gönülden işit 360 Yılma, ayrılma doğruluk yolundan Gençliği boşa geçirme, ondan yararlan 361 Sıkı tut gençliği, çabuk geçer Nice sıkı tutsan da gençlik kaçar 362 Sende varken gençlik gücü İbadet et, boşa geçirme bunu 363 Pişmanım, gençliğe öykünür özüm Öykünmek yararsız, keseyim sözüm 364 Kimin kırkı geçerse yaşanmış yılı Esenleşir onunla gençliğin dili 365 Elli yaşım değdirdi bana elini Kuğu tüyüne döndürdü kuzgun gibi saçımı 366 Altmış yaş çağırır gel diye beni Ecel pususu olmasa giderim şimdi 367 Kimin yaşı geçmişse altmışı Tadı yok onun, kış olur yazı 368 Otuza dek koruduğumu aldı elli Ne yaparım altmış değdirirse elini 369 Ne yaptım ki elli yaşım ben sana Neden geldin şimdi bu öçle bana 370 Tatlı gelirdi bana gençlikte her işim Zehir oldu şimdi yediğim aşım 371 Bedenim ok gibiydi, gönlüm yay Gönlümü ok gibi yapmalıyım, bedenim oldu yay 372 Gençlik ne topladıysa bana Yaşlılık gelip aldı, gelir sana da
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Roman ve Şiirlerinde İmgesel Yük
«Atsız, dörtlükler dâhil 53 şiirinin 29'unda toplam 62 defa ölüm kelimesini, 18 şiirinde olmak üzere 37 defa da kan kelimesini kullanmış. Mezar, gebermek, şehit, can vermek, yetim, öksüz, kefen, savaş, ecel, tabut, toprağa karışmak, yere düşmek gibi kelime ve deyimleri de hesaba katınca Atsız'ın şiirlerindeki imgesel yük ortaya çıkıyor, Hayati Tek de Atsız'ın romanlarını bir muhteva analizine tabi tutuyor, Bozkurtların Ölümü'nde ölüm 366, vurmak 251, kesmek 249, yaralamak 202, vuruşmak 185, savaş 171, kan 128, saldırmak 113, dövüş 98 defa geçiyor. Bozkurtlar Diriliyor'da ise sayılar şöyledir: vurmak-vuruşmak 165, savaş 101, yere düşmek 96, saldırmak 56, ölüm 47, dövüş 27, kesmek 26 defa geçiyor.»
Sayfa 146 - Altıncı Bölüm - Ölüm, Savaş, Görev·Kitabı okudu
Arkada da 366. gün çalıyor , hadi delirelim
Yaşamı bilemezsin — yaşadığın, bilemediğindir: bildiğinde bile, neyi bildiğini bilemediğin… Yaşamın, bilemediğin olacak.
Sayfa 88 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Cüneyd Bağdadî (298/910): “Tasavvuf” A llah’ın senin nefsinde bulanan kötü sıfatları öldürüp, kendisinin hoşnut oiduğu güzel sıfatlarla kalbini manevi diriliğe kavuşturmasıdır. ” Maruf Kerhî (298/815): "Tasavvuf, hakikatlere sarılmak ve halkın elinde bulunan şeylerden ümidi kesmektir.” Ebu Süleyman Dârânî (215/830): “Tasavvuf, kulun bütün fiillerini Hakk’tan bilmesi ve daima Hakk ile olmasıdır.” İsmail b. Nüceyd (366/876): "Tasavvuf, Allah’tan gayri şeylerden gönlü tamamen çekmek, bilinmemeyi tercih etmek ve hayırlı olmayan şeylerden sakınmaktır."¹ El-Kettanî (322/933): “Tasavvuf, baştan sona güzel ahlaktan ibarettir. Ahlakça senden güzel olan kimse, tasavvuf yolunda da senden ileridedir."² İmam Rabbanî (1034/1625): “Tarikat ve hakikat diye bahsedilen ilimler, şeriatın üçüncü merhalesi olan ihlası elde etmek içindir. Bu ilimlerin hedef ve hizmeti budur. "³ Diğer taraftan tasavvufun özü itibariyle, Peygamberimizin ve ashabının yaşayış tarzında görmekteyiz. Hz. Peygamberimiz, çok sade ve tevazu içinde yaşardı. O, çağında güçlü bir devlet kurmuş olduğu halde dünyaya iltifat etmemiş, mal ve şöhret ile değil, sadece Yüce Allah’a kulluğuyla iftihar etmiştir. _________________________ ¹ Bkz: Kuşeyri, Risale, II, 355-360. (Babu’t-Tasavvuf) ² Sühreverdî, Avarifü’l-Mearif, 56. ³ İmam Rabbani, Mektubat, 36. Mektup.
Sayfa 17 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu
Aristoteles 366 yıllarında, 17 yaşında Atina'ya gitti ve Platon'un Akademisi'ne kaydoldu; büyük olasılıkla hocasının ölümüne kadar, yani yirmi yıl orada kalmıştır. O dönemde Platon'un okulu çok ünlüydü; gerçek bir üniversite gibi örgütlenmişti, bir statüsü vardı: öğrenciler için lojmanlar, ders salonları, bir müze ve bir kütüphane.
Sayfa 8 - DOST·Kitabı okudu
Alıntı