İsterseniz ben rabbimizi teşbih ve tenzih etmeyi kısaca izah edeyim.
Bütün âlem Allah’ı teşbih etmek ve onu isimlerinden, efâlinden tanıyıp ona şahid olmak içindir. Kul, rabbini kendisi ve varlık üzerinde teşbih etmezse cahil kalır. Bu durumda insana düşen; rabbini kendi üzerinden teşbih ederek tanıyıp anlamaya çalışmaktır; çünkü insan, rabbini ancak teşbih ederek tanıyabilir; ama tanırken zatını değil tecellisini tanır. Başka türlü hiç kimse hiçbir zaman “ben Allah’ı tanıdım, anladım” diyemez, derse hâşâ rabbini ihata etmiş olur. Bu nedenle Allah’ı tanımak hiç kimse için söz konusu değildir. İnsan, Allah’ı yalnızca Allah’ın kendisini tanıttığı, tecelli ettiği kadarıyla tanıyabilir. Bizim de rabbimizi kendimiz ve varlık üzerinde teşbih ederek anlamamız, tanımamız lazım.
Nasıl?
Öncelikle kendi üzerimizden Allah’ı teşbih ederiz. Allah, tecelli ettiği kuluna benzer desek doğru olur mu? -Doğru olmaz; ama isimleri ve fiilleri üzerinden kul, kendisini yaratan rabbini anlayabilir. Teşbih etmek, benzetmek demektir. Kul da rabbinin isimlerini kendi vasıflarına benzeterek kendisi üzerinden rabbini anlar, tanır. Mesela; kendi görmesi üzerinden sonsuz bir deryadan bir damla misali Allah’ın görmesini; yani El Basîr ismini anlar. Aynı şekilde kul, kendi işitmesini, konuşmasını, irade etmesini, tercih etmesini, gücünü, kuvvetini, üzerindeki rahmeti, kerimliği, aşkı, muhabbeti bilir. Bu vasıflarına bakıp kendi üzerinden rabbini teşbih edince rabbini anlamış olur.
Aynı şekilde biri bir insana ihanet edince uğradığı bu ihanet insana nasıl ağır gelir, öyle değil mi! İşte, insan da rabbine ihanet edince ona yaptığı bu ihanetin, rabbine nasıl ağır geleceğini kendi üzerinden anlamalıdır. Öyle ki Allah âyet-i kerimede “bir de o (ehl-i kitaptan olan)lar, Rahmân çocuk edindi, dediler.