"Şüphesiz sıddıklara Kur'an okunduğu zaman, kàlpleri ahiret özlemiyle coşar/ona iştiyakla dolar." (Hilyetu'l-Evliyâ, 2/385)
Alıntı
🕌Ezan bitince 🕌 👉EZAN DUASI okunur ve la ilahe illallahü vahdehüle şerike leh. Lehül mülkü velehül hamdü ve hüve ale külli şey -in gadir. ÂMİN. *EZAN OKUNURKEN* 👉Konuşulmaz 👉Bir şey yenmez 👉Bir şey içilmez 👉iş yapılmaz 👉Cima yapılmaz 👉Müzik yada ilahi dinlenmez 👉Saygıyla dinlenip sözleri tekrar edilir. 👉Kuran okunmaz 👉ilim sohbetine ara verilip dinlenir duası yapılır. 👉EZAN OKUNURKEN KONUŞAN GIYBET HASTALIĞINA TUTULUR. 👉EZAN OKUNURKEN BİR ŞEY YİYİP İÇEN KÖTÜ HASTALIĞA TUTULUR. 👉EZAN OKUNURKEN KONUŞANIN 30 YILLIK MAKBUL İBADETİ SİLİNİYOR 📌 *ÖNEMLİ NOT* ;Hayye ales salah Denildiğinde La havle vela kuvvete illa billah Denir 👉Hayye alel felah denilince tekrar Lahavle vele kuvvete illa billah dernir bu ikisi arasında yapılan duâlar kabul edilir._ _✒📚müslim salât 7_ no: 385 1/289 _Ebu Davud,_💥💥
Din İslam
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
KEMÂL TAHİR ve A. HAMDİ AKPINAR...
Önemli hâdiseleri otopsiye yatıran ve yeni bakış açıları getiren “tez”li romancılığın en önemli isimlerinden Kemal Tahir ile muhatablarını iç âlemlerinde yolculuğa davet eden ve bu yolculuğu zengin bir kültürle besleyen Ahmet Hamdi Tanpınar, edebiyatımızın birbirini tamamlayan iki yarım elmasıdır. Meselâ Kemal Tahir’in Yol Ayrımı adlı romanında, 1930’lu yılların Ankara'sına bir projektör tutulur ve “Serbest Fırka” meselesi, şahsî duygular bir tarafa atılarak, didik didik incelenir. Memleketin üzerinde gezinen bir ayna gibidir Kemâl Tahir’in romanları… Hatıralar bile karşılıklı konuşmaların içinde verilir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın en önemli romanı olan Huzur hakkında ise, önceki bölümlerde “mâzi ile Batılılaşmanın getirdiği yeni hayat tarzının arasında sıkışan Türk aydınının iç sıkıntılarına göndermeler yapar” demiştik. Gerçekte Tanpınar için mâzi, şahsî zevklerin ihtiyaç duyduğu bir nostaljiden ibarettir. “Nuran”la bir yaz aşkı yaşayan “Huzur”un Mümtaz’ı da, tıpkı Tanpınar gibi hem Batıyı kabul eder, hem de Doğulu zevklerinden vazgeçemez. İç dünyasında bir denge arayan aydınların “huzur” arayışlarının ve tabiî ki huzursuzluklarının romanıdır Ahmet Hamdi’nin bu meşhur eseri… Gizli duyguları ifâdede çok başarılıdır yazar. İBDA Fikriyatı’nın kurucusu Salih Mirzabeyoğlu, şöyle bir formül çıkarır karşımıza: ”İç”in dışta bulunuşu şuuruyla dış’a ve iç’e, “dış”ın içte bulunuşu şuuruyla da iç’e ve dış’a bakış…" (Salih Mirzabeyoğlu, Kayan Yıldız Sırrı, 4. Basım, İBDA Yay., İstanbul 1996, s. 7) Kemâl Tahir ve Tanpınar’ı bu formüldeki yerlerine koyarsak: Kemal Tahir, “iç”in dışta bulunuşu şuuruyla “dış”a bakmış ama iç’e dönememiş… Ahmet Hamdi Tanpınar, “dış”ın iç’te bulunuşu şuuruyla “iç”e bakmış ama dışa dönememiş… __Kısacası, birbirini tamamlar mahiyette olan bu yazarların ikisi de bir noktada takılmış ve virajdan dönüş
Kemal Tahir
NEDEN YATIRIM GELMİYOR
... Yatırım çekecek “güven”i yaratamayan ülkeler yüksek faizle borçlanıyor. AK Parti özellikle CB sistemi döneminde yatırım getiremediği için yüksek faizle borçlandı. 2026 bütçesinde faize ayrılan para 2 trilyon 700 milyar liradır! Temel soru şu: Yatırım getirip kazanmak yerine niye yüksek faizle borçlanıp sıkıntıya giriyoruz? NEREDEN NEREYE? Bu sorunun doğru cevabını, iktidarın 24. yılında Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı verdiler: Hukuki güven sorunu… ... Düşüş 2015’te başladı, otoriterleşme ve yönetimde şahsileşme arttıkça yatırım girişleri azaldı. Yüz milyarlarca dolar yatırım fonlarını yönetken şirketler, gidecekleri ülkenin ekonomisini ve hukukunu esaslı olarak inceledikten sonra karar verirler. CB SİSTEMİ Fitch adlı derecelendirme kuruluşu, daha 27 Ocak 2017 tarihli raporunda, ekonomideki bozulmaların yanında, Meclis’ten geçen CB sisteminin “denetim ve dengeleri zayıflatacağını” ve kurumlarda zayıflama olduğunu söyleyerek kredi notumuzu düşürmüştü. Venedik Komisyonu da 13 Mart 2017 raporunda OHAL uygulamalarını eleştirdiği gibi CB sisteminin kuvvetler ayrılığını, yargı bağımsızlığını çok zayıflatacağını ve “kişisel rejime dönüşme tehlikesi” olduğunu yazmıştı. (Paragraf 133) Merkez Bankası bağımsızlığının da 703 Sayılı KHK ve 3 Sayılı CB Kararnamesiyle kaldırıldığını hatırlatalım. Bu kuruluşlar “dış güçler” midir? Ama yatırım gelmesini de “dışarıdan” istemiyor muyuz? KOMÜNİST ÇİN Bazı okurların “Çin’de demokrasi mi var?” diye itiraz ettiklerini biliyorum.
Alıntı
Canavarlar da Hüzünlüdür kitabının 385. Sayfasının ss ini bana gönderebilecek olan var mı acaba? Okuduğum pdf o sayfa eksik 🥲
➡️ *Sosyal adalet* *Sual: Sosyal adalet ne demektir?* *Cevap:* Sosyal adalet, çok eskiden beri düşünülen ve bütün dinler, rejimler, ictimai mezheplerce ileri sürülen ve gerçekleştirilmesi vaat edilen bir husustur. Bir topluluğun düzenli ve ahenkli olması ve fertler, zümreler arasında nefret ve düşmanlık bulunmaması, ancak sosyal adaletin varlığı ile mümkündür. *Sosyal adalet)*, herkesin, çalışması, bilgi ve kabiliyeti ve gördüğü iş nispetinde ve derecesinde hakkını alması; hiç kimsenin ezilip sömürülmemesi demektir. Sosyal adalet, en küçük bir iş görene de, hayat hakkı tanımaktadır. Çalışan herkesin asgari bir geçim şartına erişmesi, sosyal adaletin ilk şartıdır. Sosyal adalet, sosyal eşitlik demek değildir. Herkesin aynı gelire sahip olması adalet değil, adaletsizlik olur. Bir sınıfta, çalışan çalışmayan, bilen bilmeyen bütün öğrencilerin sınıf geçmesi gibi. Mutlak eşitlik, ne tabiatta, ne toplulukta, hiçbir yerde yoktur. Hukuktaki eşitlik, aynı durum ve şartlar içinde bulunan herkesin aynı muameleye tâbi tutulması manasındadır. Sosyal bakımdan, yani iktisat cihetinden tam bir eşitlik aramak ve istemek, hem gereksiz, hem imkansızdır. Çünkü, adalet kavramı ile bağdaştırılamaz. Mesele, çalışmak ve kazanmak imkanını herkese aynı şekilde vermektir. Mevcudu kelle hesabı, eşit şekilde paylaştırmak demek değildir. Herkesin çalışmasının karşılığını görmesi, hakkını elde edebilmesi davasıdır. Sosyal adalet, milli gelirin en uygun şekelde taksimini sağlar, istismarı, sömürücülüğü ortadan kaldırır. Sermayenin çok küçük ve belirli bir zümre elinde toplanmasını önler. Herkese kendi ölçüsünde hayat hakkı verir. Sınıf ve zümreleri arasında düşmanlık bulunmayan bir topluluk meydana getirir. Böyle bir toplulukta vatandaşlar, hâl ve istikbal bakımından kendilerini emniyette
Alıntı