k

Kemal Tahir

5 üye
Takip
KEMÂL TAHİR ve A. HAMDİ AKPINAR...
Önemli hâdiseleri otopsiye yatıran ve yeni bakış açıları getiren “tez”li romancılığın en önemli isimlerinden Kemal Tahir ile muhatablarını iç âlemlerinde yolculuğa davet eden ve bu yolculuğu zengin bir kültürle besleyen Ahmet Hamdi Tanpınar, edebiyatımızın birbirini tamamlayan iki yarım elmasıdır. Meselâ Kemal Tahir’in Yol Ayrımı adlı romanında, 1930’lu yılların Ankara'sına bir projektör tutulur ve “Serbest Fırka” meselesi, şahsî duygular bir tarafa atılarak, didik didik incelenir. Memleketin üzerinde gezinen bir ayna gibidir Kemâl Tahir’in romanları… Hatıralar bile karşılıklı konuşmaların içinde verilir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın en önemli romanı olan Huzur hakkında ise, önceki bölümlerde “mâzi ile Batılılaşmanın getirdiği yeni hayat tarzının arasında sıkışan Türk aydınının iç sıkıntılarına göndermeler yapar” demiştik. Gerçekte Tanpınar için mâzi, şahsî zevklerin ihtiyaç duyduğu bir nostaljiden ibarettir. “Nuran”la bir yaz aşkı yaşayan “Huzur”un Mümtaz’ı da, tıpkı Tanpınar gibi hem Batıyı kabul eder, hem de Doğulu zevklerinden vazgeçemez. İç dünyasında bir denge arayan aydınların “huzur” arayışlarının ve tabiî ki huzursuzluklarının romanıdır Ahmet Hamdi’nin bu meşhur eseri… Gizli duyguları ifâdede çok başarılıdır yazar. İBDA Fikriyatı’nın kurucusu Salih Mirzabeyoğlu, şöyle bir formül çıkarır karşımıza: ”İç”in dışta bulunuşu şuuruyla dış’a ve iç’e, “dış”ın içte bulunuşu şuuruyla da iç’e ve dış’a bakış…" (Salih Mirzabeyoğlu, Kayan Yıldız Sırrı, 4. Basım, İBDA Yay., İstanbul 1996, s. 7) Kemâl Tahir ve Tanpınar’ı bu formüldeki yerlerine koyarsak: Kemal Tahir, “iç”in dışta bulunuşu şuuruyla “dış”a bakmış ama iç’e dönememiş… Ahmet Hamdi Tanpınar, “dış”ın iç’te bulunuşu şuuruyla “iç”e bakmış ama dışa dönememiş… __Kısacası, birbirini tamamlar mahiyette olan bu yazarların ikisi de bir noktada takılmış ve virajdan dönüş
Kemal Tahir
OSMANCIK, KONAK, ÇATI ve DEVLET ANA...
Dünyanın akışına yön veren en önemli hâdiselerden birisi olan Devlet-i Aliye-i Osmaniye’nin (Yüce Osmanlı Devleti’nin) kuruluşu birçok edebiyatçımıza ilhâm vermiş; saklı bir hazine gibi, nice kalemlere mevzu olmuş, nice roman ve şiirlerin muhtevasını teşkil etmiştir. Bu kaynağa eğilen romancılarımızdan üç tanesinin üzerinde duracağız: “Osmancık” isimli romanıyla Tarık Buğra’nın; “Konak” ve onun devamı “Çatı” isimli romanlarıyla M. Necati Sepetçioğlu’nun ve “Devlet Ana” isimli romanıyla Kemal Tahir’in… Eserlerin tahliline geçmeden önce, yazımıza temel teşkil etmesi bakımından önemli gördüğümüz, Prof. Dr. Erol Güngör’e âit “TARİHİN ROMANI” isimli bir makaleden bazı pasajları aktarmak faydalı olacaktır. Rahmetli Erol Güngör bu yazısını, Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun “Kilit” ve “Anahtar” isimli eserleri vesilesiyle yazmış olsa da, aynı hükümler, “Konak” ve “Çatı” da dahil, yazarın diğer tarihî romanları için de geçerlidir. İşte Erol Güngör’ün tesbitlerinden bazıları: **“Tarihî roman yazmak, hele tarihteki büyük adamların hayat macerasını roman hâline getirmek çok çetin bir iştir. Romancı böyle bir teşebbüse giriştiği zaman, yüksek bir ipin etrafında denge kurarak yürümeye çalışan bir canbaza benzer. Bir tarafta işlediği konunun tarihî realitesi, öbür tarafta kendisinin bir yığın malzemeden seçerek inşâ edeceği yeni bir realite vardır. Bu taraflardan birine fazla eğilmek, romancıyı çürük bir sakızı yeniden geveleme basitliğine düşürür, öbür tarafa ağırlık verdiği zaman da, yazdığı şey tarih olmaktan çıkar. Tolstoy “Harp ve Sulh”u yazarken, yarattığı şahsiyetlerin yanı sıra harp vakıasının teknik yönlerini de vermeye çalışmış, fakat başarılı olamamıştı. Son günlerde onun ve Dostoyevski’nin edebiyat geleneğini devam ettiren Soljenitsin, “Ağustos 1914” adlı romanıyla harbin strateji ve
Kemal Tahir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kemal Tahir
Her kitabı bir bombaydı Kemal Tahir'in; hiyanet kalesinde kapanmaz gedikler açan bir bomba. Her sözü bir tokattı; hamakatin çehresinde şaklayan bir tokat: "Hümanizma dünyanın en namussuz sömürüsü olan burjuva sömürüsünü örtbas etmek için ileri sürülmüş bir duman perdesidir," diyordu.
Kemal Tahir
Kemal Tahir
Konuşmak bir arayıştı onun için, bir vuzuha varmak cehtiydi. Hayatın belli merhalelerinde, belli hatalara düşmenin mukadder olduğunu çok iyi biliyordu. Uyanık bir şuurdu Kemal, her an zenginleşen bir şuur. Ve okşayan bir ses... dost, ılık, ışıltılı
Kemal Tahir

Kemal Tahir Konusuna Benzer öneriler

İnsana Dair1.226 üye · 37 yeni gönderi
Takip
s
Soru Cevap65 üye · 24 yeni gönderi
Takip
İBDA Diyalektiği1 üye · 24 yeni gönderi
Takip
Kemal Tahir
Ulu çamlar, fırtınalı diyarlarda yetişirmiş. Kemal'i ıstırap yarattı... Hapishane, maskelerin çıkarıldığı yerdir. İhtiraslar, cangıldaki canavarlar gibi diş gıcırdatır hapishanede. Faziletler de günahlar kadar samimidirler, samimi ve çıplak. Kemal, Türk insanını böyle bir laboratuvarda tanıdı, bütün giriftliği, bütün sefaleti ve ihtişamıyla.
Kemal Tahir