30 Ekim 2010 günü, Bologna Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nin Last Minute Market oluşumunun hazırladığı "Yiyecek Savurganlığının Kara Kitabı" başlıklı sunumu yapıldı. Bir an için durup, inceleme yapıldığında rakamların faciadan başka bir şey olmadığı anlaşılıyor. Tarımda 17775 586 tonluk yiyecek yani bütün ülkenin bir yıl boyunca tükettiği miktarın aynı israf ediliyor. Bunun yanı sıra üretici firmalar her yıl 75 bin ton tarihi geçmemiş ürünü piyasadan çekiyorlar ve bunun sadece %4,4'ü gereksinmesi olan insanlar için kullanılıyor. Sanayi 2 161312 ton ürünü çöpe atarken, ayrıntılı dağıtım sırasında da 244 252 ton çarçur ediliyor. Tabii en sonda da aileler yer alıyor: Her yıl 515 avroluk alışveriş çöp kutusunu boyluyor.Bir ton 1000 kilo olduğuna göre, 17775586 ton meyve ve sebzeyi hangi formda gözümüzde canlandırabiliriz? Bir saray, bir tepe, bir dağ yüksekliği olarak mı? İlk tepki isyan oluyor: Savurganlık, sefalete, böylesine acımasız dünyada hayatlarını sürdürmekte zorlanan insanlara hakaret adına isyan, ama bu rezilliğin arkasında saklanan ve geri dönmemizi çok zorlaştıracak başka bir şey gizleniyor. Bunun farkına varmamak, ekim yapmanın, ürünü büyütüp toplamanın ne demek olduğunu anlamamak için insanın gözlerinin ve zihninin grafiklerle, sayılarla, kuramlarla kararmış olması gerekir.
Bu çalışmalar sırasında geçmişte Sakarya Meydan Muharebesi nin şehit miktarı olarak verilen "5.713" sayısının da yanlış ol-duğu, bunun neredeyse %75'inin yaralanarak götürüldüğü sargı yeri/hastane/mecruhinlerde hayatını kaybeden Mehmetler olduğu ortaya çıkmıştır. Arazide beş yıldır gerçekleştirdiğimiz arama faaliyetleri sonucunda, daha önce listelere "kayıp" olarak kaydedilmiş ve bu nedenle bugün firari muamelesi gören 8.600 askerimizin yaklaşık 4.000'ine ulaşılmış ve tamamının aslında şehit olduğu görülmüştür. Kaldı ki Yunan arşivlerinden ele geçirdiğimiz pek çok fotoğrafta da bu şehitlerimizin neden kaybolduğu görülmektedir; bu yiğitler şehit oldukları tarlalara, vadilere, mevzilere Yunanlar ya da civar köylüler tarafından defnedilmişlerdir. Bu nedenle, Ekler kısmındaki Sakarya Meydan Muharebesi Zayiat Cetveli'nde de görüleceği gibi, gerçek şehit sayımız en az 13.000'dir.
ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ
İşte o Kitap; kendisinde hiç şüphe yoktur; müttakiler için yol göstericidir.
Bakara 2
اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ
Onlar ki gaybde(gizlide, içtenlikle) inanıp namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah rızası için) harcarlar.
3
وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَۚ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَۜ
Sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar; ahirete de kesinlikle iman ederler.
4
اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
İşte onlar, Rablerinden bir hidayet üzeredirler ve umduklarına erenler, işte onlardır!
5
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَۙ
Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki, (azaptan) korunasınız.
21
اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ فِرَاشاً وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءًۖ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِه۪ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقاً لَكُمْۚ فَلَا تَجْعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَاداً وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
O (Rabb) ki yeri, sizin için döşek, göğü de bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile Allah’a eşler koşmayın.
22
Aksâmü
'/-Kur "ân, Kur’ân’da geçen yeminleri
konu
edinen tefsir usulünde bir
bilim dalıdır. Kur’ân’da
çok yemin kullanılmıştır.
Yüce Allah;
kendi adına, peygamberlere,
Kur’ân’a, meleklere, kıyâmet
gününe, göğe,
aya, güneşe, yıldızlara, geceye, gündüze ve zamana... yemin
etmiştir. 17 sûre
yeminle
başlamaktadır.
Kur’ân’da
birçok gerekçe ile
yemin edilmiştir.
Meselâ, Allah’ın tekliğini
(Sâffât,
37/1-4),
Kur’ân’ın
(Vâkıa,
56/75-77)
ve
peygamberin
(Yâsîn,
36/1-4)
hak
olduğunu,
ceza, va’d ve
Cinsiyetler arası maaş farkının sistemik nedenleri kitaba göre şu şekilde şekillendirilebilir:
- Kadınlar çok daha yüksek oranlarda yarı zamanlı çalışmaktadır. Örneğin UK'de yarı zamanlı çalışanların %75'i kadındır. (K 42 - E 11)
- Yarı zamanlı işlerde saatlik ücret genelde daha düşüktür. İskoçya'da tam zamanlı çalışanlarda cinsiyet ücret farkı %15 iken, tam zamanlı çalışan erkek vs. yarı zamanlı çalışan kadın ücretleri arasındkai fark % 32 idir. UK tam zamanlı medyan saat başı ücret 14 sterlin iken, yarı zamanlı için 9.12 sterlin idir.
- Kadınların domine ettikleri sektörlerde tarihi trendler incelendiğinde ücret düşüşü izlenmiştir - ABD'deki nüfus verilerine göre bir endüstriye çok sayıda kadın giridinde o endüstrinin düşük ücretlere yöneldiğin ve "saygınlığını" yitirdiğini görüyoruz
- Doğum yapmanın etkisi de ortadadır - ABD'de evli anne ve babalar arasındaki ücret farkı, çocuksuz ve bekar olan kadın ve erkeklerle karşılaştırıldığında 3 kat fazladır.
- Ücretsiz çalışma sosyal transferlerini katınca bile birçok ülkede kadınların erkeklerden hayatları boyunca %31 ila %15 arasında daha az kazandığı görülmektedir.
Ayrıca anne olduktan sonra kadınların kariyerlerini bırakma oranları yüksektir. Mesela Japon kadınların %70'i, ilk çocuğunu doğurduktan sonra 10 yıl veya daha uzun çalışmayı bırakmaktadır (sf 115). Olumlu etkisi görülen politikalardan biri doğum izni üzerinedir:
- Babalık izni aslında uzun yıllardır bazı ülkelerde mevcuttur. Ancak uzun yıllar çok düşük oranlarda kullanılmıştır (İsveç %6; Güney Kore için 'acıklı derecede az :D denmiş).
- İsveç'te bu oranı değiştiren politika: Doğum iznini ana-babaya ortak vermek, örn 14 ay ve 3 ayı babaya ait. Baba kullanmazsa bu izin yok oluyor ve çiftin genel ödeneğinden kesinti yapılıyor.
Türkiye'de de uzun yıllardır