İnna lillah: “Biz Allah içiniz.” Allah’a aidiz. Zahiri ve manevi her şey insan içindir. Âyetlere baktığımızda Allah her şeyi insanın emrine, hizmetine verdiğini buyurur.417 İnsan düşününce “şunun bana ne faydası var” diyebilir! Oysaki öyle değildir. Örnek vermek gerekirse; Allah âyet-i kerimede “muhakkak ki biz, dünya semasını bir süsle, yıldızlarla süsledik”418 yani “sizin için süs olsun, baktığınızda muhabbet alın diye semayı süsledik” buyurmuştur. Elbette ki her yıldızın bir vazifesi, zikri, kulluğu, insana ayrıca özel olarak başka faydaları vardır; fakat Allah bir de onu bizim için süs kıldığını buyurmuştur. Nasıl ki zahiri olarak her şey insan içinse manevi olarak da faydası olan her şey yine insan içindir. Misal; ibadet yaparız. İbadetlerin bize faydası olduğundan dolayı hepsi bizim içindir. Yoksa ibadetimizin hâşâ Allah’a bir faydası yoktur. Bütün ibadetleri kendimiz için yaparız. Kıldığımız namaz, tuttuğumuz oruç yaptığımız bütün ibadetler bizim içindir ve bize nimettir, ikramdır; çünkü bizi büyütür, nûrlandırır, rabbimize yaklaştırır; yani insan, Allah’a ibadet etmek için yaratılmamıştır. İbadetler insanı manevi olarak büyütsün diye vardır.
Sayfa 393·Kitabı okuyor
asfaltı siyah beyaz televizyonlardan biliyordum
Ahmet Karpınar·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
… "Öyleyse şizoanalizin amacı şudur: ekonomi ve politikanın libidinal yatırımlarının kendine has doğasını analiz etmek ve böylece arzulayan öznedeki arzunun, bizzat bastırılmasını arzulamaya nasıl belirlenebileceğini göstermek" (A 1972, s. 124-125). Deleuze'e göre, bu ilk politik eserinde, siyaset temel problemi, arzunun kendi bastırılmasını neden arzuladığını belirlemektir, şizoanaliz de bu probleme uyarlanmış araştırma yöntemidir (a.g.e., s. 36-37 ve ayrıca MP 1980, s. 262). Kitleler nasıl olur da "faşizmi arzulayabilirler?" (A 1972, s. 306; s. 412-414) "Devrime nasıl olur da ihanet edilir?" (a.g.e. s. 455) Bu sorulara yanıt vermek için, bilinç-öncesi yatırımlara karşıt olabilen bilinçdışı arzu yatırımlarının doğası incelenmelidir (a.g.e., s. 415). 1° Şizoanalizin görevi, anlamın yorumlanması değil, dürtü makinelerinin kullanılmasıdır (a.g.e., s. 345; "bunların işleyişleri" için bkz. s. 385). Psikanalistin iyicil tarafsızlığının yerine şizoanalistin kötücül etkinliği konur. Şizoanalist (a.g.e., s. 374), dirençleri yok ederek özneyi fabrikaya alır ve kendini tamirci yerine koyar (a.g.e., s. 385. 404). 2° Arzunun iki tür toplumsal yatırımını ve bu ikisinin birbirine tabiliğinin anlamını ayırt ediyoruz ("moleküler fenomenlerin büyük molar kümelere tabiliğine [ya da tersi] göre a.g.e., s. 417). Böylece "kapitalist sistemin kendisine âşık olabileceğini" (a.g.e., s. 414-415) ve arzunun, kendi arzusunun baskı altına alınmasını arzulayabileceğini (= "mikrofaşizm", bkz. MP 1980, s. 262) anlarız. İlk olarak Anti-Ödipus’ta kullanılan “şizoanaliz” teriminin geri çekilmesine yol açan temel sebep, psikanalizle ilişki sidir. Psikanaliz, materyalist psikiyatriyle beraber tamamen dönüşüm geçirse de -materyalist psikiyatri arzuyu altyapıya yerleştirerek (a.g.e., s. 124)
Sayfa 198·Kitabı okudu
Alıntı
Cumhuriyet kurulduğunda 40 bin köyün 38 bini okulsuzdu. Okuma yazma oranı tahmini % 6 civarındaydı. Onlar da ya asker ya saraylı ya da gayrimüslim tüccarlardı. Avrupalılar 2,5 milyon farklı kitabı, beş milyar adet basmışken matbaa geleli 150 yıl olmasına karşın Osmanlı'da basılan kitap sayısı yalnızca 417 adetti. Sadece İstanbul ve İzmir'de gazete vardı. Örneğin Ankara'da sadece iki lise vardı, koskoca ülkenin üniversite sayısı ise birdi. Harf Devrimi'nin hazırlığı yıllar sürdü. Bu yüzden devrim bile denemezdi. Gazeteler altı yıl boyunca hem eski hem de yeni alfabeyle çıktı. Milli Marş'ın yazarı Mehmet Akif Ersoy gibi büyük münevverler, Anadolu'ya geçerek değişikliğin gerekçelerini anlattı. 1 Kasım 1928'de, Fenike harflerinden Latin alfabesine dönüşmüş olan semboller kabul edildi. Okuma yazma bilmeyenler ise etkilenmedi çünkü konuşma dili aynıydı.
Sayfa 237 - Timaş Yayınları, 1. Baskı
“Konstantinopolis, en aktif büyük fay hatlarından birisi olan Anadolu tektonik fay hattının kuzeyinde yer alır. Bu yüzden burada en azından beraberinde gelen bir tsunamiyle birlikte depremler yaşanıyordu. Hâlâ da yaşanmaktadır. İncelemeye tabi tuttuğumuz dönemde Konstantinopolis’te 400, 402, 417, 437, 447, 450, 477, 487, 525 ve 526, 533, 542 ve 443 ve muhtemelen 546, 548, 554, 557, 580, 583 ve 611 yıllarında, çağdaş kaynaklarımız gözden kaybolmadan önce depremler kaydedililmiştir.”
Sayfa 435 - Kronik Kitap·Kitabı okudu
Tarih
Hz. Muhammed Hafsa’yla evlendiği zaman kendisi 56; Hafsa ise 21 yaşlarındaydı. Gerçi Hafsa’nın 17 yaşında olduğunu söyleyenler de var; ama genel kanı (251) onun 21 yaşında olması. Hafsa’nın o anda 17 ile 18 veya 20 yaşlarında olduğunu yazan kaynaklar da vardır. (252) 251. * Nebehani, Envari Muhammediye, s. 148; MEB Ansiklopedisi. A.J. Wensinck. 5-1/81. 252. İbni Sad, age. No:4117; Zehebi. Sireti Alam-i Nübela. 2/227; İbni'l Cevzı. Sıfat-ı Safve. 2/28; Askalani. İsabe. No: 11047; Tehzib-i Tehzib. 12/439: Diyarbekiri. Tarihi Hamiş, 1/417; Halebi, İnsanü’l Uyun, 3/402; tbni Seyyidi’n-Nas. Uyunü'l Eser. 2/302; Hindi. Kenz. No:37786: TDV İslam Ansiklopedisi. 15/119; Siret An­siklopedisi Yeni Şafak gazetesi. 2/196.
Sayfa 137 - Berfin·Kitabı okudu
Araştırma inceleme din islam