9/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2025 00:00
Platon- qədim yunan filosofu, klassik yunan fəlsəfəsinin ən görkəmli nümayədlərindən biri. Təxminən e.ə 428-348-ci illərdə yaşayıb-yaradıb. Univeristetin atası sayılan Akademiyanın qurucusu və müəllimi Sokratın fikirlərini dialoqlarla fəslsəfəni yazıya çevirən ən mahir ustalardan biri hesab olunur. Platonun ən məşhur əsərlərindən biri də “Dövlət”-dir. Platonun digər əsərlərində olduğu kimi burda da hadisələr dialoq formatında verilir və əsasən Sokratla Aristotelin oğlu Glaukon arasında cərəyan edir. Kitab “ən yaxşı və mükəmməl dövlət necə olmalıdır?” sualı ilə başlayır və kitabın hər bölməsində Sokrat dövlət və onun əsas təməlləri üzərində müxtəlif fikirlər irəli sürür. Eyni zamanda Platon “Dövlət” də yaxşılıq, bərabərlik, güclülük kimi insani duyğuları incələyərək xəyalındakı ən yaxşı dövlət modelini irəli sürüb. “Dövlət” özündən sonra yazılan eyni məzmunlu əsər və utopiyalara da işıq tutub.
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma
8/10
·510 syf.··
2026 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 01:11
"Kalabalıklar sebepsiz yere lider beklemez, inan bana. Tarih hep böyle şeylerle doludur. Binlerce insanın kalbi böyle bir arzuyla doluyken iyi veya kötü bir lider er ya da geç ortaya çıkacaktır. Hem de aniden. Bir bakarsın karşında belirivermiş." Fedailerin Kalesi Alamut syf.428
Alıntı
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
Reklam
Ve buradan bakınca, mazi yabancı bir ülke gibi görünüyor.
10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 16:44
Sanırım Murat Menteş hayranı olduğumu bilmeyen yoktur, varsa da şimdi öğrenmiş oldu :) Ekimdeki söyleşisinde yazdığı kitabından bahsetti. Elbette spoiler vermemişti ama Ahmet Hamdi Tanpınar ve Huzur ile ilgili olduğunun bahsini etmişti. Buna binaen bu kitaba hazırlık olarak önden Huzur okuması yapıldı (okuduğum dönemde 1k huzur dalgası yaşıyordu, onlarla hiçbir bağlantım yoktur :)). Ve ve ve başladık beklemeye. Kitaba gelecek olursak; benim fav menteş kitabım Dublörün Dilemması ‘dır. Fakat şu an bu kesinlikle değişti ve yerini Tanpınar'a Huzur Yok aldı. Zira bu nasıl lezzetli bir kitaptı, hala etkisindeyim. “İnsanları gerçekten korkutacak tek şey deliliktir, çünkü deliyi tehditle, ikna yoluyla ya da rüşvetle yatıştıramazsın.” [JOSEPH CONRAD, 1857-1924, Gizli Ajan] Tanpınar’ın delilikle dahilik arasında gidip gelen kafasını çok sevmiştim. Kitap adeta tanpınar tarafından yazılmış hissi veriyor. Bu manada menteşi alkışlıyorum. Çok başarılı yazmış. Kurgu her zamanki gibi absürt polisiye. Ama bu seferki dil, üslup, anlatım ve kelimeler çok çok lezizdi. Hem bir dönem romanı, hem de başka bir yazar dilinden olması muazzam şölendi. Tabi aralarda menteşin mizahı da bir o kadar keyifli idi. Kitabın ortalarına doğru geldiğinde birkaç sayfalık bir çizgi roman göreceksin, sakın şaşırma :) #295175465 çok iyi bir entegre olmuş, çok sevdim. Romanın içinde çizgi roman fikri çok başarılı. Ethem Onur Bilgiç ‘e de bu bağlamda teşekkürlerimi sunuyorum. “..insan sık sık aldanır. Kötü gördüğü dostlara sataşır da, iyi zannettiği düşmanlara sırnaşır.” [PLATON, M.Ö. 428 – M.Ö. 348 Devlet] Uzun incelemeler yazmayı pek sevmiyorum ama hakediş oldu bu. Zira hepimiz zaman zaman aldanıyoruz, gördüğümüze, dokunduğumuza, tattığımıza dair bile. Acaba bir simülasyonda mıyız? Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün
1000Kitap
Tanpınar'a Huzur YokMurat Menteş · Everest Yayınları · 2026742 okunma
9/10
·480 syf.··
2026 1. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 03:46
Jane Austen, Emma (Kitaptan alıntılar içermektedir.) “Aşk mutluluğumuz için elzem olan kişidir.” Bu cümleyi Emma’yı bitirdikten sonra daha sakin, daha az iddialı ama çok daha sahici bir yerden kurdum. Emma, benim için bir aşk hikâyesinden çok, insanın kendi duygularına ne kadar hükmedebildiğini sorgulayan, sessiz ama çok güçlü bir farkındalık romanı oldu. Romanın başında 21 yaşında olan Emma Woodhouse; zeki, ayrıcalıklı ve kendinden fazlasıyla emin. Başkalarının duygularını doğru okuduğuna, hatta onların kaderlerini “iyilik” adına şekillendirebileceğine inanıyor. Austen bu özgüveni yüceltmiyor; tam tersine, iyi niyetin kibirle birleştiğinde ne kadar incitici olabileceğini sabırla açığa çıkarıyor. Kadınların evlilik ve aşk karşısındaki tereddüdüne dair şu satırlar, romanın daha başında bile ciddi bir bilinç taşıyor: “Genel bir kural olarak şuna inanırım ki Harriet, eğer bir kadın bir erkeği kabul edip etmemesi gerektiği konusunda şüphe duyuyorsa kesinlikle onu reddetmelidir. ‘Evet’ demekte tereddüt ediyorsa doğrudan ‘Hayır’ demelidir. Şüpheli duygularla, yarım gönülle girilecek bir durum değildir bu.” (sayfa 51) Erkeklerin reddedilmeye dair yanlış bir algısını anlatan şu cümle ise metni şaşırtıcı biçimde bugüne taşır: “(…) erkekler bir kadının evlenme teklifini reddetmesini her zaman akıl almaz bulur. Erkekler bir kadının ona teklif yapan herkese hazır olduğunu sanır.” (sayfa 60) Emma’nın yaşamında asıl sınavı ise başkalarıyla değil, kendi sezgilerine olan aşırı güveniyle olur. Yanıldığını fark ettiğinde, Austen bunu sert ama çok dürüst bir dille ifade eder: “Akılalmaz bir kibirle herkesin duygularını tahmin ettiğine inanmıştı; affedilmez bir küstahlıkla herkesin kaderini çizmeye kalkışmıştı.” (sayfa 427) Aşk, romanda ince ince hayatın içinden ama o dönemin
Edebiyat
EmmaJane Austen · Can Yayınları · 201814,2bin okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2026 14. kitabı
Hay bin Yakzan İbn Sînâ (Avicenna)Hay bin Yakzan, büyük İslam filozofu, hekimi ve âlimi Ebû Ali el-Hüseyn b. Abdillâh b. Sînâ’nın (ö. 428/1037) kaleme aldığı, alegorik ve sembolik nitelikteki kısa risâlelerinden biridir. Bu eser, yazarın “meşrikî hikmet” (işrâkî felsefe / doğu hikmeti) anlayışını yansıtan üçlü bir seri içinde yer alır; diğer iki metin Risâletü’t-Tayr (Kuş Risâlesi) ve Selmân ve Absâl’dir. Hay bin Yakzan, İbn Sînâ’nın felsefî sisteminin mistik ve sezgisel boyutunu sembolik bir anlatım yoluyla ortaya koyduğu en önemli metinlerden biri kabul edilir. Eserin yapısı, bir yolculuk ve rehberlik alegorisi üzerine kuruludur. Anlatıcı, uykudan uyanır ve karşısına “Hay bin Yakzan” adlı nurânî, genç ve güzel bir zat çıkar. Bu zat, “Uyanık oğlu Diri” anlamına gelen ismiyle, insan nefsinin uyanışını ve hakikate yönelişini temsil eder. Hay bin Yakzan, anlatıcıyı (insan ruhunu sembolize eden) doğudan batıya doğru bir yolculuğa çıkarır. Yolculuk sırasında çeşitli coğrafî ve metafizik bölgelerden geçilir: Batı ülkeleri (maddî âlem, duyusal dünya ve gaflet), Karanlık ve sisli bölgeler (nefsânî arzular, cehalet ve şehvetler), Aydınlık ve nurânî sahneler (aklî âlem, melekût âlemi), Nihayet “Fa‘âl Akıl” (etkin akıl / active intellect) ile irtibat kurulan en yüksek mertebe. Bu yolculuk, İbn Sînâ’nın epistemolojisinde merkezi yere sahip olan “etkin akıl” (el-akl el-fa‘âl) kavramını merkeze alır. Etkin akıl, insan aklının soyutlama ve kavrayış yeteneğini aydınlatan ilâhî menşeli bir cevherdir. Hay bin Yakzan’ın rehberliği, nefsin bu etkin akılla birleşme (ittisâl) sürecini sembolize eder. Yolculuk esnasında karşılaşılan engeller (dağlar, nehirler, karanlık vadiler), nefsin arınma aşamalarını; ulaşılan nurânî zirveler ise mistik sezgi (hads) ve vahdet-i vücûd’a yakın bir idrak
1000Kitap
Hay bin Yakzanİbn-i Sina · Yapı Kredi Yayınları · 20246,3bin okunma
Aile ve kapitalizm üzerine
10/10
·556 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 00:00
Bu kitapla ilgili kurmak istediğim çok fazla cümle var ama ne yazsam eksik kalacak gibi. Joad ailesinin her şeye rağmen ayakta kalmak için çabalamasına hayran kaldım. Düşünüyorum da günümüzde aynısını yapabilecek kaç aileyiz ki? Elbette ki kitaptaki karakterlerin de birbirleriyle çatıştıkları kısımlar oluyordu, yine de dimdik ayaktaydılar ve devam ediyorlardı. Kitapta onlarla beraber sizde o yolların zorluğunu, birliğini hissediyorsunuz. Karakterlerin her birinin farklı yaş gruplarından oluşu da bambaşka bakış açıları oluşturuyor. Bazen bazı insanların gitmesi gerektiğini ve bazılarının neden kalması gerektiğini anlıyorsunuz. Benim anlatabildiklerim kitaba göre üstünkörü kalacak, her türlü. 428.ci sayfadan bir alıntıyla bir şeyler sezebiliyor insan. "Aç insanların gözlerinde giderek büyüyen bir gazap oluşuyor. Ruhlarında yumru yumru gazap üzümleri oluşuyor, büyüyor, ağırlaşıyor bağbozumuna hazırlanıyor." Kitabın sonundaysa her şeyin bir başlangıç olduğunu anladım, açıkçası benim için şaşırtıcıydı. Keyifli okumalar.
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
Reklam
Reklam