Sadece Allah'ın vahyi olan Kurandan sorumlu tutulacağız
Puan vermedi·
Kıymetli hocalarımız sizin mezhebinizdekilerden daha fazla hakim bu konulara, araştırma yaptıkları her cümleden anlaşılıyor. Sadece Kur'an'a uymanın gerekliliğine, hadis denen zırvaların dinde kaynak olmaması gerektiğine her fırsatta değiniliyor. Daha veda hutbesinde anlaşamayan bu ümmetin burnu yere çok sürter benden demesi. Kitabı okuyun okutturun. Hoş bizi kafirlikle suçlayan, cehennemlik ilan eden sizin o pis zihniyetiniz ama ne demiş Allah azze ve Celle: 'Akıllarını kullanmayan kullarıma pisliği yağdırırım!' Hem maddi hem manevi. Benim daha doğrusu bizim hedefimiz bu kitleye, mezhepçi, hadisci, ilmihalci, tarikatci beyni yıkanmış kitlelere ulasmakti. Ama onlarında bu inatla bu satırları dahi okumayacağı çok açık. Gelin Kur'an'a uyalım ve aklımızı işletelim, ne dersiniz? Allah bu kitabı cikartan, katkı yapan bütün hocalardan razı olsun. Kuran’ın çevrilmesi teşebbüslerine karşı mezhepçi, gelenekçi grupların önemli bir kısmının direnmiş olmasının altındaki temel nedenlerden biri budur. Bunlar, dinin mezheplerin tekelinden çıkmasına ve uydurmaların sorgulanmasına tahammül edememektedirler. Kuran’ın anlattığı İslam’ın, doğru dürüst ortaya çıkmamasının, kökleşip yerleşmemesinin altındaki temel sebeplerin geçmişteki yönetimlerin baskısı ve çeviri yasağı olduğu kanaatindeyiz. Çevrilemeyen, Arapçasının bile matbaada basılmasına izin verilmeyen Kuran’ın ismi vardı ama kendisi ortada yoktu. “Çok şanlı” diye nitelenen atalarımız ne yazık ki Kuran’ı çevirttirmediler, insanlara anladıkları dilde okutturmadılar. Yıllarca “günah” dedikleri matbaanın “günah” olduğu iddiasından vazgeçtiklerinde bile Kuran’ın matbaada basılmasının “günah” olduğu iddiası devam etti. Hattatların el yazısı ile çoğalttığı, sadece bazı evlerde bulunan Kuran ise bulunduğu evlerde de bohçalar içinde
1000Kitap
Uydurulan Din ve Kur'an'daki DinKuran Araştırmaları Grubu · İstanbul Yayınevi · 2016933 okunma
İstememeyi istemek
Puan vermedi·120 syf.··
2026 1. kitabı
- Asıl iş istememeyi istemek, yapmamayı yapmak ve olanla kavga etmeyi bırakmaktır. Yol bunu salık verir. Amaç istenen şeyi elde etmek olduğunda bile kuvvetle istememek, hırsla yapmamak, istek ve beklentileri azaltmak kolaylaştırır istenene ulaşmayı. - Çünkü kuvvetli istemenin dışa vurulması insanları rahatsız eder çoğu kez. - İsteyen ruh yalnız istediğini, istemeyen ruh ise sırrı görür. O sır da şudur: - İstemeyen ruh eski istediklerinin gerçekleşmesini izler hayretle, yolun yolcusuyken. - Servet, mevki ve gurur yıkar kendi kendini. İstememek sükunettir. Daha faydalı olduğu gibi, bütün erdemin kaynağıdır. - Her kazanç kaybetme tehlikesini büyütür. Tek kayıpsız kazanç iyilik etmek, iyi çalışmak ve iddiasız olmaktır: - Altın ve yeşim dolu bir evi koruyamaz kimse. Ağzına kadar dolan kase taşar. Servet, mevki ve gurur kendi kendilerinin yıkımlarıdır. iyilik etmek, iyi çalışmak ve iddiasız olmak kutsanmaya giden yoldur (9. Şiir). - Bilge kişi: kendini göstermedikçe parlayan, kendini savunmadıkça hakkı teslim edilen, kendini övmedikçe başaran, rekabet etmedikçe dünyada rakipsiz olandır. O halde: kırıl ki bütün olasın, boşal ki dolu olasın, tüken ki yenilen, azın olsun ki çok kazan (22. Şiir). - Elini gevşettiğin kadar artar elindeki. Bilge ruhlar istifçi değildir, verdikleri kadar zengin olacaklarını bilirler (81. Şiir). Yapmamanın karıdır bu (43. Şiir). - İnsan bu yolda anlar yaşamdan isteyebileceklerinin ne kadar sınırlı olduğunu ve pek çok istediğinin gerçekleşmesinin onun iznine bağlı olduğunu. - O zaman bıçağı körelt, bağı çöz ve ışığı karart, derin aynılığın farkına var. Böylece yönetemez seni sevilmek-sevilmemek, kar-zarar, övülmek-aşağılanmak (56. Şiir). - Yarışma ve rekabet delirtir insanları, zengin olma gayreti düğüm
Tao Te ChingLao Tzu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20172,524 okunma
Reklam
-SON-
Puan vermedi·424 syf.··
2026 22. kitabı
• Tussy Marx: Babasının Kızı (Eva Weissweiler) Kitap, Karl Marx’ın en küçük kızı Eleanor “Tussy” Marx’ın hayatını anlatıyor. Babasının gölgesinde büyüyen Tussy, onun sekreteri ve mirasçısı olur. Yetişkinliğinde kadın hakları, işçi sendikaları ve sosyalist hareketin önemli isimlerinden biri haline gelir. Ancak babasının ağır mirası, hastalıklar ve özellikle partneri Edward Aveling’in ihanetleriyle boğuşur. 43 yaşında intihar ederek hayata veda eder. Kitap, hem ilham verici hem de trajik bir baba-kız dramını merkeze alıyor. • Benim yorumum: Bu kitap, sadece bir biyografi değil; dahi bir babanın mirasının ağırlığı altında ezilen, ama aynı zamanda o mirası kendi mücadeleleriyle zenginleştiren güçlü bir kadının portresi. Tussy’nin hayatı, idealizmle gerçek hayatın çelişkisini, kadın olmanın zorluklarını ve siyasi bağlılığın bedelini çok çarpıcı gösteriyor. Okurken hem ilham aldım hem de derin bir hüzün duydum. Özellikle bugün hâlâ devam eden kadın-erkek eşitliği ve işçi hakları mücadeleleri açısından çok anlamlı ve öğretici. Özgür Yüce​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​ • Herkese keyifli okumalar diliyorum ..! • ⁠Kitaplarla kalınız..!
Tussy MarxEva Weissweiler · Çitlembik Yayınları · 20061 okunma
9/10
·140 syf.··
2026 35. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 16:33
Tom, dostlarıyla birlikte Hekton'un arkasındaki karanlık planı ortaya çıkarmaya çalışırken hem canavarla hem de onu kontrol eden kötü büyülerle mücadele eder. Yol boyunca cesaret, dostluk ve fedakârlık sınavlarından geçerler. Sonunda Tom, Hekton'u yenerek Avantia'yı bir kez daha kurtarmayı başarır.
Edebiyat
Canavar Peşinde 43: Su Yılanı BaliskAdam Blade · Beyaz Balina Yayınları · 201738 okunma
4/10
·264 syf.··
2026 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 21:37
Pankreas kanserine yakalanan, ölmekten çok korkan bir adamın tedavisi için alternatif tıp yöntemi olan henüz ölmeden uzun yıllar dondurulma işlemini(kriyonik) seçmesi ve başına gelen şaşırtıcı olayları anlatılıyor. Ölüm-yaşam ikigenini bilim tadında okucuya aktarmış. Şimdi gelelim sadede; Oysa ben aşık olmuştum. Üstelik aramızdaki korkunç yaş farkına rağmen. Eskiden bırakın bunu söylemeyi, düşünürken bile utanıyordum ama artık umrumda değil. (sf. 43) Evet, kitabın bu alıntısından anlaşılacağı üzere yazarımız çok güzel bir romanın nasıl berbat edilebildiğini göstermek istemiş. Ve bunu tramvaları üzerinden aktarmış. Hepimizin tramvaları var tabiki ama anormal duygularımıza zemin hazırlamasına izin vermemeye çalışıyoruz. Konuya dahil edilmeyebilirdi. Yazarın kalemini çok beğeniyorum ama bu kitabı beklentimi karşılamadı. Distopik romanlara göre Bilimkurgu romanları daha çok ilgimi çekiyor ve maalesef ki Türk yazarları azımsanacak kadar az, hele de kalifiyeli olanları. Yazarın eline sağlık, çok güzel bir konuyu yine romana yedirmiş, emek ister çünkü verdiği bilgileri çiğ veyahut askıda bırakmıyordu. Ama sadece bu kadar çünkü 57 yaşındaki bir karakteri neden 24 yaşlarında birine bir şeyler hissetmesini aktarabilirsin ki, normalleştirmek bu düpedüz. Bu yüzden bazen baş karakterin hislerinin tasvir edildiği yerlerde çok sıkıldım. Mater serisi konu bakımından çok daha iyiydi. Bu önemli detayı geçersem eğer içeriği gerçekten özgün ve güzeldi. Bir de karakterleri için hep Latince isimler kullanıyor bayağı değil ama Türk isimler tercih edilebilirdi zannımca. Türk Bilimkurgu roman türünde farklı bir şeyler okumak isteyenlere özgün bir içerik sunuyor, bu açıdan okunabilir. Okuyacak olanlara da şimdiden iyi okumalar...
BiomortemSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20252,800 okunma
Seni İçime Gömdüm
Puan vermedi
Sevgili Tomris Uyar’ın Adnan Semih’in etkisinde kalarak Andrew Jolly’den çevirdiği bu küçük ama içerik olarak dev yapıt Kafka, Camus ve Dostoyevski karışımı bir estetik tatla kimlikleşiyor, belleklerimizde bir hüznün romanı olarak irileşiyor. Yapıtın yazarı hakkında yeterli bir bilgiye ise ulaşılamamış. Ancak bu bilge başka bir roman daha yazmış bu bilgiye ben ulaşmadım çünkü araştırmadım. Araştıranlara selam olsun. Diğer kitabının adı; A Time of Soldiers. Başka kitapları var mı? Bilmiyorum. Seni İçime Gömdüm, yaşamın odağında parçalanan aşk, sevgi değil ama bunların üstünde ya da bunların da anlamlandıramadığı psikososyal bir sürece denk geliyor. Yüreğe gömülen bir sevda neye denk gelir? Bence en acı ayrılıklara… Yapıt, ötekilerin romanı. Kavminden sürülmüşlerin… Bir çığlığın romanı: Seni İçime Gömdüm (Lie Down In Me). Yalın! Romanın erkek kahramanlarından Kabrero, kimdir ne iş yapar varlığını nasıl tanımlar ona da bakalım inceleme boyunca. Ama bir sevdanın ardı sıra sürüklenen bir insana bakar gibi. Roman: “Tan ağarırken ölmüştü kız.” cümlesiyle başlar. Kızılderili olan bu kız, hastadır. Bakıma muhtaçtır. Yaralıdır. Hasta bir kıza tutkuyla eğilişin alanı bir evliliğe kayar. “Karı” olarak kendi topraklarının kızlarından birisini seçmez kahraman. Eski kamyonlar yağlı çadırlar misalidir hayat… O yüreğindeki yangına tutkundur. Ağabeyine, sevdiği kızın ya da takıntılı bir şekilde içerikleştirdiği kadının hastalığından söz bile etmez: “Ağabeyine yaradan söz açmayı düşünmedi bile. Duygularını tıpatıp açığa vuracak sözcükleri bulabilse de -diyelim ki vardı böyle sözcükler- yine bir işe yaramazdı; onun sözcükleriyle ağabeyinin aklından geçenler, birbirini tutmuyordu ki” (s.14). Ağabeyi Kızılderili sosyal kişilik/toplum yaşantısını kendince gördüğü için kardeşinin vazgeçmesi
1000Kitap
Seni İçime GömdümAndrew Jolly · Ayrıntı Yayınları · 20221,078 okunma
Reklam
Reklam