Kur’ân-ı Kerîm’de kezib ve türevleri 280 yerde geçmektedir ve bunların çoğu “bir şeyi yalana nisbet etmek” anlamında tekzîb masdarından türeyen fiil ve isimlerdir. Esasen kişiyle ilgili olan tekzîb “kişinin yalancı olduğunu ileri sürme, onu yalancılıkla suçlama”, olay ve haberle ilgili olan ise “onu yalan sayma” mânasına gelir ve bu yönüyle inkârla örtüşür. Kur’an’da, genellikle eski peygamberlerin inkârcı kavimlerinin ve putperest Araplar’ın Allah’ın dini, peygamberi ve kitapları, kıyamet, âhiret,uhrevî yargılama ve adalet, cehennem ve azap, Allah’ın nimetleri, hakikat ve doğruluk gibi genelde imana ilişkin konulardaki yalanlayıcı, reddedici tutumlarıyla bunun kendileri için doğuracağı zararlar anlatılır.
Din
Cenâb-ı Hak, kalbini batınî putlardan temizlemeyen kullarını tehdit ederek şöyle buyurur: "(Rasûlüm!) Hevâ (ve heveslerini) kendisine ilâh edinen kimseyi gördün mü? Ona Sen mi vekil olacaksın?" (el-Furkân, 43)
Sayfa 56 - Erkam Yayınları, İstanbul 1434 / 2012·Kitabı okuyor
Reklam
Kişiyi eğitmeden, ahlakî bir forma kavuşturmadan, getirdiğimiz sistemin adı ne olursa olsun sorunlar çözülmez."s.43
Sayfa 43 - Marmara Akademi·Kitabı okuyor
India’s cities are likewise growing at an astounding rate. The nation’s capital, Delhi, grew from 2.85 million in 1965 to 30 million in 2020. The city grows by roughly 700,000 inhabitants per year and is estimated to grow to 43 million by 2035. India’s minister for housing and urban affairs claims that in order to keep up with the growth, “between now and 2030, we need to build something like 700 to 900 million square meters of urban space every year, which means one Chicago every year.”
Hakk Teâlâ Hazretleri şöyle buyurmaktadır: يا عباد لا خوف عليكم اليوم ولا أَنتُمْ تَحْزَنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بَايَاتِنَا وَكَانُوا مُسْلِمِينَ أَدْخُلُوا الْجَنَّةَ انْتُمْ وَارْ وَاجْكُمْ تحبرون "Ey ayetlerimize inanan ve Müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur. Sizler üzülmeyeceksiniz de. Siz ve eşleriniz ağırlanmış olarak Cennete giriniz." (Zuhruf 43/68-70) Yine o günde kâfirlerin dilleri konuşmaktan menedilecektir. Sanki onlar dilsizler gibi olacaklardır. Yüce Allah (C.C.) şöyle buyurmaktadır: هذا يوم لا يَنْطِقُونَ وَلا يُوْدَنَ لَهُمْ فَيَعْتَدْرُونَ "O (kâfirlerin) konuşamayacağı bir gündür. Onlara izin bile verilmez ki (sözde) mazeretlerini beyan etsinler." (Mürselât 77/35-36)
Din
s.29 Kişinin en mahrem tanığı, onu "Kale alınan","doğal","değerli","güvenilir","sevilmeye layık"Ve " saygıdeğer" biri olarak görüp ona mutluluk diyarlarının kapılarını açabildiği gibi, onu "hesaba alınmayan", "tuhaf", "değersiz" "güvenilmez" "sevilmeye layık olmayan" ve "saygıdeğer olmayan" biri olarak görüp cehennemin kapılarını da açabilir. s.33 " iyi insan olmak" ile, "evlilik yapma uygunluğuna sahip olmak" aynı şeyler değildir. s. 41 ..." kadın güldükçe içimde baharlar açıyordu," olmuştu. s. 43 Bu insanlar bir kadını ne hale getirdiklerinin farkında değiller.
Reklam
Reklam