müthiş bir kişisel gelişim yolculuğu, harika bir felsefe dünyası
Puan vermedi·520 syf.··
2022 3. kitabı
"Sen kitap­ları okuyarak kendi yolunu kendi başına buldun. Bundan sonra yalnız kalmayasın diye seni bu akşam kitap okuyan diğer adamlarla tanıştıracağım.Hayat, ancak böyle insanlarla bir araya geli­yorsan yaşanmaya değer olur." Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Jack London Martin Eden çeviri Levent Cinemre Dünya klasiklerinden 517 sayfalık roman İnsanın bir amacı olmalı mı? Amacı biten birini nasıl bir son bekler ? Her değişim güzel midir? Denge önemli midir? Mutlu olmak mümkün mü? Bizi ne mutlu eder? Jack London'ın yarı otobiyografik romanı olarak bilinen eseri jack'ın kendi yazar olma mücadelesinden, yaşadığı zorluklardan ve aşk hayatından (Mabel Applegarth) izler taşığı söylenir. Martin Eden, yoksul bir denizcinin, cahil eğitimsiz kültürsüz sokak ağzını kullanan bir gencin güzeller güzeli, duruşu oturuşu ile dikkatleri üzerine çeken, mükemmel biri olmasının yanında çok da kültürlü ve yüksek sosyeteden bir kadın olan (Ruth) ile olan karşılaşması ve sonrasında yaşanılanlar. Martin, eğitimsiz bir işçiyken Ruth'un dünyasına girebilmek için takıntılı bir şekilde okuma-yazma öğrenir ve kendini kültürel olarak geliştirir ünlü bir yazar olma çabasını ve sınıf atlama sırf sevdiği kıza yakın olması için gösterdiği mücadelesini anlatır. İşçi sınıfından gelen Martin, edebiyat dünyasında kendine yer edinirken hedeflerine ulaşıp "başarılı" olduğunda, burjuva sınıfına dahil olmaya başlayınca aslında toplumun yüzeyselliğini, burjuva sınıfının ikiyüzlülüğünü, statü ve paranın önemini acı bir şekilde deneyimler nihayetinde büyük bir hayal kırıklığı ile aslında hayran olduğu dünyanın ne kadar boş olduğunu fark eder bu durum onda derin bir anlamsızlık ve yorgunluk yaratarak trajik bir çöküşe okurken boşlukta hissedeceğimiz sona neden olur. “Belki de aşk, bir insanı değiştirmek için en güçlü
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2026 40. kitabı
İnsan bazen kendine şu soruyu soruyor, İnsan ne için yaşar? Karnını doyurmak için mi, bir yere ait olmak için mi, yoksa yalnızca kalbi attığı için mi? Andrey Platonov ‘un Can romanı da bu sorunun çevresinde dolaşıyor. Baş kahramanı Çagatayev’in hikayesini anlatırken insanın var olma sebebini, yalnızlığını ve umut arayışını sorguluyor. Yoksulluğun, sürgünün ve unutulmuş hayatların içinden geçen bir anlatı kuruyor, kitap boyunca yaşadığı karanlığın ortasında insanın içindeki yaşama isteğini de gösteriyor. Roman ilerledikçe şunu fark ettiriyor. İnsan çoğu zaman büyük idealler için değil, küçük ama sıcak bağlar için yaşamayı sürdürüyor. Bir annenin hatırası, bir çocuğun geleceği, bir yabancının elini tutma ihtiyacı… Bunlar insanı hayatta tutan görünmez bağlar oluyor. Çagatayev’in geçmişine baktıkça bu duygu daha belirginleşiyor, çocukluk yalnızlığı, annesinden kopuşu ve yeniden bir hayat kurma çabası onun varoluşunun merkezine yerleşiyor. Roman hikayesiyle birlikte insanın kalbinde taşıdığı o kırılgan umudu da vurguluyor. Roman boyunca Çagatayev çölde unutulmuş bir halkın izini sürerken kendi geçmişiyle ve insanın yaşam gücüyle de yüzleşiyor. Bu yolculuk yalnızca bir görev değil, aynı zamanda insanın umudu yeniden kurma çabasına dönüşüyor. Platonov kitabıyla şunu düşündürüyor, İnsan bazen hiçbir şeye sahip olmadan da yaşayabiliyor. Hatta romanındaki Can halkının tek sahip olduğu şeyin yürekleri olduğu söyleniyor, başka hiçbir mülkleri yok, yalnızca içlerindeki hayat duygusu var. Bu romanın merkezine yerleşen düşünceyi de açıklıyor, İnsan bazen yalnızca kalbi attığı için, yani içinde bir parça can olduğu için yaşamaya devam ediyor. Sonunda kitap insanın neden yaşadığını kesin bir cevapla açıklamıyor ama insanın yaşarken başkalarının hayatına dokunduğu
Bercesteden
CanAndrey Platonov · Metis Yayınları · 20131,321 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·528 syf.··
2026 11. kitabı
“Bir adamın cüzdanını çalmanın en kolay yolu nedir?” “Boğazına bıçak dayamak?” diye sordu Inej. “Sırtına silah dayamak?” dedi Jesper. “İçkisine zehir katmak?” diye önerdi Nina. “Hepiniz iğrençsiniz,” dedi Matthias. ***** İntikam duygusuyla yanıp tutuşan bir mahkum. Bahis düşkünü bir keskin nişancı, Ayrıcalıklı hayatını geçmişte bırakan bir kaçak, Hayalet ismiyle tanınan bir casus, Hayatta kalmak için sihir kullanan bir cellat ve hepsini bir araya getiren kaçış uzmanı bir hırsız. 6 Tehlikeli serseri 1 İmkansız görev.. Bu ekip büyük bir felaketi önleyebilecek tek seçenek, tabii önce birbirlerini yok etmezlerse. Leighg bardugo'nun kaleminden okuduğum ikinci serisiydi. Gölge ve kemik evreniyle bağlantıları var kitabın. Ancak ikisi ayrı ayrı da okunabilir. Kitap çöküş ve yükseliş'ten sonrasını anlatıyor. Ayrıca şunu da belirtmek isterim ki kargalar meclisi grisha üçlemesinden çok daha güzeldi. Gerek karakterleriyle, gerekse yazım diliyle bana daha çok hitap etti. Gölge ve kemik üçlemesinde Alina karakterini asla sevememiştim, Nikolai ve Karanlıklar efendisi'ne aşıktım orası ayrı :) Kurgusu iyiydi fakat bir eksiklik vardı seride. Belki de yazarın ilk serisi olduğu için yeterince iyi yazamamıştı.. Kargalar meclisi ise tam tersi, harika bir yazım diliyle yazılmış. İki seriyi de aynı kişinin yazdığına inanmak güç. Çünkü kurgusu, olay geçişleri (özellikle karakterler arasındaki geçişler) ve diyaloglar harikaydı. Grishalar için üretilen, güçlerini arttıran ve kullanıldığı taktirde bağımlılık yapan bir ilaç üretilmiş ve bu ilaç kötü amaçlar için kullanılmaya başlanmıştır. İşte bu ilacı elde etmek isteyen Van eck, Fıçı'nın en tehlikeli ve en belalı üyesi Kaz Brekker'e teklif götürür.. İlacı üreten Bo Yul-Bayur'u fjerdalıların elinden
Edebiyat
Kargalar MeclisiLeigh Bardugo · Novella Dinamik Yayınları · 20164,580 okunma
Bazı eksiklikleri olmasına rağmen çok güzeldi
9/10
·728 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Gümüş Alevler Sarayı Fantastik Üçüncü kişi anlatımı Yetişkin Kurgu 9 puan 720 sayfa Mutlu S. Seri sıralaması; 1-Dikenler ve Güller sarayı 2-Sis ve Öfke Sarayı 3-Kanatlar ve Küller Sarayı 3,5-Buz ve Yıldızışığı Sarayı 4-Gümüş Alevler Sarayı İflas etmesiyle birlikte hayata karşı mücadele etmeyi bırakan babasına aynı soğulukta karşılık veren, ormana geyik avlamaya çıkan kız kardeşi Feyre'ye karşı kendini mahçup hissetmesiyle daha da s*ldırgan bir hale gelen Nesta'nın hikayesini okuyoruz. Evet Nesta kötü, buz gibi soğuk ve herkese karşı mesafeli ve bu kitapta kızımızın kendisiyle olan sa.vaşına tanıklık ediyoruz. Nesta kötü bir karakter ve kitaptaki en büyük savaş kendisine karşı, içinde biriktirdiği ne*freti yok etmeye karşı veriyor. Ve bu sa.vaşta onu her zaman destekleyen Cassian'a hayran oluyoruz. Nesta'nın iyi olmak için verdiği mücadele yazar tarafından gayet güzel anlatılmış. Ben kitabı çok sevdim tam gençlere uygun bir hikaye. Bu arada serinin ilk üç kitabı +15 dozunda olmasına rağmen bu kitapta yetişkin unsurlar daha cesurca yazılmıştı bilginiz olsun. Okurken aldığım notlar; 156 Nesta çok tatlısın. 163 'Annemin yaratığıydım' Nesta'yı hala anlamaya çalışıyorum.
1000Kitap
Gümüş Alevler SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20211,620 okunma
8/10
·517 syf.··
2026 1. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 19:37
Sevgi uğruna onun seviyesine gelmek için kendinizi egitirmiydiniz?? sevgili arkadaşlar bugün #jacklondon #martineden kitabını yorumlayacagim sizlere..kitap 517 sayfa ama su misali akıp gitti kitap.Bu kitapta türlü durumlardan geçebilirsiniz.Mardinedenin başına gelenlere üzülüp aşkını hissetmesine gıpta edebilirsiniz salakliklarina gülüp sevdiği için onun ailesi gidip olma çabasından sonra sonunun kötü olmasına kahredebilitsiniz. Mardin Eden yarı otobiyografik bir eser.boyle eserlerde yazarın hayatından esinler var mı diye merak etmedim degil gerçekten. Jack London 1909 yılında yayınlanmış Bu eseri dünya edebiyatının en güçlü başarı ve hayal kırıklığı öykülerinden biridir. Kitapta sınıfsal farklılıklar azim ve bireyin toplumu olan çatışmasının sarsıcı bir şekilde anlatır. Kaba Saba eğitimsiz ama zeki bir denizci olan Martin Eden, üst sınıftan bir genç olan Arthur morseuyu bir kavgada kurtarması ile başlar roman.Arthur ona teşekkür etmek için evine yemeğe davet eder Martin morse ailesinin lüks yaşamından kütüphanelerinden ve Arthurun kız kardeşi Ruthdan etkilenir.Martin,Rutha aşık olur ve onun dünyasına girebilmek için onun gibi olması gerektiğini anlar kendini eğitmek için devasa bir çabaya girişir. Martin gece gündüz demeden okumaya başlar dil bilgisinden felsefeye biyolojiden edebiyata kadar her şeyi öğrenir kısa sürede entelektüel seviyesi hayranlık duyduğu Morse ailesinin ve çevresindeki burjuva takımının üzerine çıkar Martin geliştikçe aslında hayran olduğu burjuva sınıfının ne kadar sig ön yargılı ve iki yüzlü olduğunu anlamaya başlar diğer taraftan eski arkadaşları olan işçi sınıfından uzaklaşmıştır ve Martin İki dünya arasında sıkışmış bir yalnızlığa mahkum olmuştur.. Peki Ruth ile martini nasıl son bekler. Martin istediği gibi bir kişiliğe sahip olacak
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma
Puan vermedi·232 syf.·
2025 910. kitabı
“ yaşamak zorunda bırakıldığım bu son derece garip, gerçek dışı dünya sanki hasta bir beynin ürünü, kötü bir fantezi.” tarkowski ‘ zaman zaman içinde ‘ Edebiyatın asıl amacı nedir? Edebiyat, bir yaşam dersi öğretmek veya bir ideal ortaya koymak için kullanılabilir. Ancak tüm bunlar ortak bir noktada birleşir; bunlar yazar ve okuyucu, yaratıcı ve insan arasındaki kutsal bağlantıdır. Edebiyat, insan hayal gücünün en saf ifadelerinden biridir. Andrey Platonov ’un yetkin kalemi yalnızca kurmaca eserlerde değil, denemeleri ve eleştiri yazılarında da hayat buluyor . "İnsanın içine yerleşen ve orada ölen hisler vardır. İnsanın zayıflığının bir emaresidir bu. Sebebi itibarıyla küçük ama insanda yanıp, tükenip, dağılıp, kendine bir yer edinemeyip de hayatın ateşiyle savrulup giden, görünmez olduklarından insanın içinde nasıl barındıkları kestirilemeyen hisler vardır. Şöyle olur: İnsan çalışır, başka da bir şey yapmaz. Yüzlerce insan geçip gitti, onlarla birlikte çalışan insan görüntüsünün yarattığı izlenim de içlerinde parlayıp söndü. . Sonra bir kişi daha gelip geçerken bu olağan durumda başka bir şey gördü. Gördükleri içinde sönmeyen, o küçücük şey koskocaman oldu, ona ıstırap verip dışarıya çıkmak için kıvrandırıp durdu. İşte o kişi hislerini kâğıda döktü, böylelikle rahatladi, "Platonov’un farklı dönemlerde yazdığı metinlerden derlenen Edebiyat Fabrikası ve Seçme Yazılar', yazarın hem kendi edebiyat ve sanat yaklaşımını hem de döneminde bu konuda gördüğü sorunları yansıttığı eleştirileri ve çözümlerini bulabileceğimiz bir metin. Bu metinlerin önemi bana kalırsa yazıda da örneklediğim gibi güncellenebilir, şimdide tekrar düşünülebilir olmaları." Deneme severler buyurun Edebiyat Fabrikası
Deneme, İnceleme, Edebiyat
Edebiyat FabrikasıAndrey Platonov · Kolektif Kitap · 202414 okunma