Şayet aşk bizatihi cinsel arzuysa ve şayet bu arzunun tatmini, orgazmın yoğun fakat kısa hazzı anlıksa, öyleyse aşk, yaşamın hazsal hesabında fazla bir ağırlık taşımaz (598). Anlık hazlarına karşı, aşkın birçok zorluğunu ve zararını hesaba katmak zorundayız. Arzularımızı tatmin etmeden önce katlandığımız pek çok stres ve hayal kırıklığı ve onları tatmin ettikten sonra katlandığımız onca hüsran ve hayal kırıklığı vardır. Hayal kırıklığının hüznü, tüm yanılsamalarımızın mutluluğundan daha uzun sürer (592). Doğumun yoğun sancıları, seksin geçici hazlarından çok daha ağır basar (590). Aşk ilişkileri bazen evliliğe yol açsa da, çok az evlilik mutludur, mutlu olanlar ise aşktan değil, eşler arasındaki dostluktan dolayı mesuttur (593). Tüm bunların temelinde akıl, bize aşktan tamamen kaçınmayı öğütler; fakat daha sonra, bastırılmış arzuların işkencesi, kendini alıkoymayı, düşkünlükten daha büyük bir kötülük haline getirir (599).