ilk sömürgecilik Araplarca uygulanmış gibidir.
Peygamber'den başlayarak bütünü incelendiğinde, bizzat fiili davranışlarda rahatlıkla görülebileceği gibi, yayılmalarda öncelik, dinin yayılması gibi görünüşte maddiyattan arındırılmış bir amaç değil, talan ve sömürgecilik olmuştur. Yine geleneksel bilgiler ışığında şaşırtıcı gelebilir, ama ilk sömürgecilik Araplarca uygulanmış gibidir. Üstelik Türk işgallerinden çok daha önce, bizzat "Asr-ı saadet" halifesi Ömer zamanından Mısır'ın işgalinden başlayarak. Nitekim ilk kapsamlı örnek olarak misyonerlerle değil, 642'de kılıçlarla ele geçirilen Mısır'ın işgali sonrasında ilk iş Kıptilerin İslamiyete kazanılması değil, talan edilmesi ve ardından en verimli' topraklarına el konarak oralara Arapların yerleştirilmesi olmuştur; İslamın bizzat yöneticileri tarafından yoğun bir Müslüman nüfus göçü organize edilmiş, bu bağlamda Kıpti Mısır Araplaştırılmıştır. Düşünün bir, çağdaş insanlık değerlerini içselleştirmiş birinin ancak utanç duyabileceği bir durum olan başka halklara ait yurtları işgali ve talanını, övünülesi bir olay olarak anlatmak, resmi tarih kitaplarımızın neredeyse temel yaklaşımlarından birini oluşturmaktadır. Peki ama bu kötü alışkanlığı böyle meşru görebilen bir kültürü nerden edindik biz? Bu kabul edilemez kültür, ne yazık ki bize Müslümanlıktan, onun "cihad" emrinden, "kafirlerin" bizimle eşit haklara sahip olmadığı, dolayısıyla onlara ait olan şeyler üzerinde bizim hakkımız olduğu şeklindeki kültüründen gelmiştir.
Şairler Rahip Yazarlar Rahip Tiyatrocular Rahip
Eski Ingilizce döneminde tiyatro diye bir şey yoktu. Ancak Narman Istilası'ndan (1606) sonra, Xl yüzyılda ilkel bir biçimde görülmeye başlayan tiyatro, yalnız Ingiltere'de değil, tüm Avrupa'da Kat o lik Kilisesi'nin törenlerinden doğdu. Garip olduğu kadar ilginç bir çelişki vardır bu durumda. Çünkü Katalik Kilisesi gene dinsel törenlerden, ama puta tapanların dinsel törenlerinden kaynaklanan eski Yunan ve Roma tiyatrosunu ahlaka ve dine aykırı bulmuş, bu oyunları acımasızca kınamıştı. Xl yüzyılda ise, tiyatroyla ayinler arasında öteden beri var olan gizemli bağdan ötürü, kendi kiliselerinin törenlerinden tiyatro oyunlarını andıran gösteriler türemeye başlıyor ve din adamları buna karşı koymuyorlardı. Ne var ki, ileride göreceğimiz gibi, Cromwell yandaşı Püriten'lar l 642'de iktidara geçince . gene din adına tiyatroya karşı çıktılar; hatta oyunların temsil edilmesini yasaklayacak, tüm tiyatro binalarını kapatacak kadar ileri gittiler. Gelgelelim XI. yüzyılda Ingiltere henüz Katalik bir ülkeydı ve kilisderin görkemli dekoru , yüzlerce mumun ışığı, rahiplerin süslü giysileri, müzik, diyalog gibi birçok tiyatro öğesi zaten görülüyordu Katoliklerin dinsel törenlerinde . Zamanla bunlara eklemeler yapıldı, dinsel tören küçük bir oyuna dönüştü. Örneğin dört rahip melek kılığına, üç rahip de kadın kılığına giriyor, aralarında Katalik Kilisesi'nin resmi dili olan Latinceyle konuşmaya başlıyorlardı.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Deneyimler göstermektedir ki, eğer kişi üstlenilmesi gereken tasarıları uzaktan öngörürse onları gerçekleştirme anı gelince hızla hareket eder. Kardinal Richelieu, 1585-1 642
Sayfa 343·Kitabı okudu
Yine geleneksel bilgiler ışığında şaşırtıcı gelebilir, ama ilk sömürgecilik Araplarca uygulanmış gibidir. Üstelik Türk işgallerinden çok daha önce, bizzat "Asr-ı saadet" halifesi Ömer zamanından Mısır'ın işgalinden başlayarak. Nitekim ilk kapsamlı örnek olarak misyonerlerle değil, 642'de kılıçlarla ele geçirilen Mısır'ın işgali sonrasında ilk iş Kıptilerin İslamiyete kazanılması değil, talan edilmesi ve ardından en verimli topraklarına el konarak oralara Arapların yerleştirilmesi olmuştur; İslamın bizzat yöneticileri tarafından yoğun bir Müslüman nüfus göçü organize edilmiş, bu bağlamda Kıpti Mısır Araplaştırılmıştır.
Sayfa 13
Ne demek bu şimdi hem uydurma Hem de kurucu MİT
Milattan sonra 642 yılında halife Ömer tarafından İskenderiye kütüphanesinin yakılması uydurma bir bilgi olabilir yine de Pragmatik ama aynı derece sembolik bir eylem olarak kitap yakmanın kurucu miti statüsündedir.
Sayfa 85
Daha yakınlardaki başka bir çalışma ise, İsraillieki beşinci ve onikinci sınıf arasındaki Filistinli öğrencilerle kullanılan ders kitaplarının nasıl sistematik olarak Siyonist projenin meşnılaştınlırken Filistin tarihinin de marjinalleştirildiğini ve bastırıldığını gösterir. "Ders kitapları . . . tarihi üç bölüme ayırir: kadim, orta çağlar ve modern. Bunların bazı müşterekleri vardır: dünya tarihine ve medeniyetine Yahudi katkısının merkeziliği ile Yahudilikle ilgili bölgelere, hadiselere ve tarihsel aktörlere seçmeci bir vurgu -ve Arap tarihinin marjinalleştirilmesi . Genelde kitaplar antik İsraillilerin oturmadığına veya kontrol edilmediğine bakılmaksızın, İsrail anlatısında, Kitab-ı Mukaddes'te Yahudi tarihinin parçası olarak düşünülen coğrafi mekanlara İbranice isimler atfedilir. Yeterince ilginç bir biçimde, ders kitaplarında kadim tarihle ilgili olarak kullanılan bilginin ana kaynağı, çağdaş ve bilimsel kaynaklardan ziyade Yahudi Kitab-ı Mukaddesiliir. Yahudi Kitab-ı Mukaddesi'ni tarihsel bir metin olarak kullanmak, dini siyasallaştırmakla kalmaz, aynca tarihsel hadi seleri, mekanları ve Yahudi tarihsel figürlerini mesihçi bir alana taşır, bilimsel t a h k i k karşısında dokunulmaz kılar ve başka . anlatılarla ve tarihsel bulgularla karşı çıkılamaz hale getirir. Sonuçta İsrail anlatısı, evrensel olarak gerçek bir dizi fikir olarak sunulur. Filistin'de münhasır etnik Yahudi iddialarına ahlaki, dinsel ve siyasal temeller sağlar. [Siyonist] mücadele baskıcı bir yönetimden, yani Osmanlılardan, Britanya'dan ve Araplardan bir kurtuluş faaliyeti olarak resmedilir. Aynı zamanda ders kitapları, Filistinlilerin sömürgeciliğe ve Siyonizme karşı direnişini gayrimeşru bir terör faaliyeti olarak resmeder. Başka bir ifadeyle, özgürlük ve kendi kaderini tayin etme konusunda
1000Kitap