Sen armağan ettin Küçük Prensi
Ne diye sanki
Biraz zorlasan yüreğini
Kırılacak kurşun askerin ince bileği
Se getirdin uçan balonlarımı
Ne diye sahi
Tekkneye yeğlesen denizi
Bir ceviz kabuğuyla geçeceğiz çevreni
Sen değil miydin arka sırada, ayrıksı
Sınıfları daha okulda çeviren
Ne oluyormuş hem bıyık hem de posu
Çevirince görünür derinin de arkası
Sen gel hadi, çevirelim hadi
Duvar ne ki, ardı bakla tarlası
Bak üstümüzdeymiş okul önlükleri
Sınıfa onlar girsin, biz sıvışalım, hadi
Sen gel hadi, çevirelim hadi
Ben görmüştüm, sevi yüzü tarlanın ardı
Sınırsızmış yurttaşlığı, belleksizmiş dili
Seni de görmüştüm... ne önceydi
7 Mayıs 81
Her biri kendisine ait özel konaklarda ikamet eden cennet ehli haftada bir gün Rableriyle görüşme şerefine ererler. Allah onlar için arşını açar ve cennet bahçelerinden bir bahçede kendilerine görünür. Burada cennetlikler için nurdan, inciden, yakuttan, zebercedden, altından ve gümüşten koltuklar kurulmuştur. Cennet halkının makam bakımından en aşağı olanı da misk ve kafur tepecikleri üzerine yerleştirilir. Allah Teâlâ, her biriyle ayrı ayrı ilgilendikten sonra onları, canlarının istediği her şeyi almaları için cennet çarşılarına yönlendirir. Herkesin göz kamaştıran giysilerle dolaştığı bu çarşılarda almak ya da satmak diye bir şey yoktur, isteyenin her istediği yanı başına getiriliverir. Müminler, bu buluşmadan güzelliklerine güzellik katan tatlı bir meltem ve üzerlerine serpilen güzel kokularla ayrılırlar..
Râsûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur;
"Cennete kalpleri kuş kalbi gibi (saf ve hassas) olan insanlar girecektir."
(Müslim, Cennet 27)