Levon Panos Dabağyan’ın Pearl Harbor’dan Hiroşima’ya 1941–1945 adlı eseri, II. Dünya Savaşı’nın Pasifik cephesini bir vaka çalışması gibi ele alıyor, ancak bu süreklilikteki insani ve epistemolojik kırılmaları derinlemesine sorguluyor. Pearl Harbor saldırısından başlayarak, Midway, Guadalcanal, Okinawa, sonrasında da Hiroşima ve Nagazaki’ye uzanan süreç, yalnızca stratejik bir hat olarak değil, insanlığın barajını zorlayan bir vicdan haritası olarak kurgulanmış.
Kitap boyunca, "savaş artık taktik değil ahlak sorunudur" tezi seçilmiş güncel meseleyle çarpıcı biçimde örtüşüyor. Yazar, belgelerle ilerlerken, resmi tarih anlatılarını olduğu gibi aktarmıyor; sağır eden sessizlikleri, bireylerin yaşadığı dehşet anlarını ve bombalama sonrasındaki “yeni dünyaya” dair öznellikleri kavramsal düzeyde duyumsatıyor. Hiroşima bölümünde sesi duyulan tanık anlatıları, bilimsel verileri bir ete kemiğe büründürürken, düşünme eşiğini zorlayan bir vicdan referansıyla yükleniyor.
Yine de söylemeliyim. O Japonlar da az değil. Nanking Katliamı, Kamp 737 diye aratın görürsünüz.