İyi Ama Zaman Duyumuz Nerede?
9/10
·888 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 15:50
Thomas Mann'ın 1924'te yazdığı bu romanı okumak da hakkında düzgün bir inceleme yazmak da cesaret ve birikim istiyor. Yine de böyle bir kitabı bitirdikten sonraki düşüncelerimi kayıt altına alma isteğime engel olamadım. Yıllardır kitaplığımda okunmayı bekleyen Büyülü Dağ'a Giorgi Gospodinov'un Zaman Sığınağı sayesinde başladım. Gospodinov'un kitabın girişine Büyülü Dağ'dan bir alıntı eklemesinin nedeni nedir diye merak ederek. İyi ki merak etmişim ve böyle bir motivasyonla bu kitaba başlamışım. "Mekânı duyularımızla, görmeyle ve dokunmayla algılayabiliyoruz, iyi, ama zaman duyumuz nerede?" (s.87) Kitabın kahramanı Hans Castorp'un İsviçre Alplerinde bir sanatoryumda zaman algısını yitirmesi gibi ben de kitabı okurken benzer hislere kapıldım, kitaba başlamamın üzerinden neredeyse iki ay geçmiş ama 1k olmasa bu kadar zaman geçtiğinin farkına bile varamayacaktım. Kitabın içeriği dolu dolu, çoğu konuşmayı veya paragrafı yeterince yetkin olmadığım için tam olarak anlayamasam da yeni terimler ve bakış açılarıyla karşılaşmak, onları araştırmak ve üzerine düşünmek oldukça tatmin ediciydi. Din, politika, sosyoloji, felsefe, zaman, aşk, saplantı, hastalık ve daha nice konuyla ilgili sohbetler ve saptamalar da harikaydı. Ki her bir cümleyi anlayarak okumak kim bilir ne muhteşem olurdu. Kitapta bir kaç ana karakterin yanı sıra onlarca farklı karakter ve onların hikayesi de mevcut. Baş karakter Hans'ın bu karakterler, sohbetler ve izlenimleri aracılığıyla sanatoryumda geçirdiği yedi yıl boyunca yaşadığı değişim ve "olgunlaşma" süreci, romanın iskeletini oluşturuyor denilebilir. Hans'ın yedi yılını geçirdiği sanatoryum gün içinde ne yapacağının belli olduğu bir yer: yemenin, dinlenmenin, yürüyüş yapmanın, muayene olmanın vs. Herhangi bir sorumluluk da yok, gün içinde ateşini ölçmek
Büyülü DağThomas Mann · Can Yayınları · 20211,529 okunma
O KADAR KİMSEZİDİM Kİ YOKLUKLARINDAN MEDET UMUYORDUM.
Puan vermedi
Şermin Yaşar, Yazarlık kariyerine adım atmadan önce sosyal medyada “Oyuncu Anne” adıyla tanınmış olan Şermin Yaşar, anne-çocuk ilişkilerine dair tecrübeleri ve hassas tutumuyla alanında fark yaratan işlere imza atmış. 2017 yılından önce kitaplarını Çarkacı soyadıyla yayımlayan yazar, çocuk gelişimi alanındaki kitaplarının yanı sıra öykü dalındaki eserleriyle de hayran kitlesini giderek genişletmiştir. Bir Kadın, Bir Anne ve Bir Yazar Göçmen bir ailede dünyaya gelen Şermin Yaşar, Almanya’nın Başkenti Berlin’de 1982 yılında doğdu. Ailesinin Türkiye’ye dönme kararı üzerine çocukluk yıllarını Bilecik’in Kınık köyünde geçiren Yaşar, lisans öğrenimini tamamlamak üzere Isparta’ya taşındı. Burada Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra, yüksek lisans öğrenimi için Ankara’ya yerleşti. Ardından kariyerine reklam sektöründe metin yazarı olarak başlangıç yaptı. Yazarlığa olan tutkusunu mesleği sayesinde daha çok keşfetme ve geliştirme fırsatı bulan Yaşar, bu sayede kariyerinde yöneticilik pozisyonlarına kadar yükseldi. Biri annesiz büyümenin, diğeri evlatsız yaşlanmanın derdini anlatır. İki hayat, iki kayboluş, iki yara aynı evde buluşur. Bu roman, yaşlıların yok sayıldığı, insanın yalnız bırakıldığı, herkesin ancak kendine yetebildiği, en yakınlarına bile derman olamadığı bir çağın hikâyesi. Selime Teyze: Romanın merkezindeki karakter olan Selime Teyze, yıllarını annelik, fedakarlık ve sessiz emek üzerine kurmuş bir kadındır. Hayatı boyunca “önce başkaları” diyerek yaşamış, kendi ihtiyaçlarını ertelemiş, görünmez olmayı kabullenmiştir. Ancak yaş ilerledikçe ve kocasını kaybettikten sonra, bu görünmezlik artık gönüllü bir fedakarlık olmaktan çıkar, yok sayılmaya dönüşür, çocukları kendi hayatlarına odaklanır. Selime’nin en belirgin kişisel özelliği, sessiz bir
Edebiyat
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·87 syf.··
2026 24. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 16:38
Merhaba kitap severler Mart ayının son kitabı yorumu ile sizlerleyim Böğürtlen Mehmet Rauf 87 sayfa 10/8 Benim yazardan okuduğum ilk kitap Tam Türk filmi tadında Yakın arkadaşı ile bir partiye giden Pertev Bey, hayatının aşkını bulacağını nereden bilebilirdi. Biraz eğlenceli yaşayan 3 kız kardeş ile tanışıp onların köşküne konken partisine davet edilir. Müjgan i ilk orada görür ve diğerlerinin hızlı yaşamalarının yanında onun sakın, sade ve huzurlu yaşamını görünce,ona doğru Pertev'i çekilir. Peki Müjgan i bir aşk yaşamaya ikna edebilecek midir? Çerezlik, merak uyandırıcı kısa romantik bir Türk Edebiyatı klasiği Alıntılar Öyle bir yaşta,bulunuyorsunuz ki her şeyi sevmeniz gerekir. Dünya şık, güzel ve pek caziptir. Asıl sevgi kayıt ve şart tanımaz beyefendi! Mesela... Mesala... Ben pek severim BÖĞÜRTLEN e benzettim. Hayatta öyle bir nefis ve ilahi tecelliler var ki, hayran ve minnettar kalmamak mümkün değil. Ah! Onu mutlu etmek,güldürmek, ona hayatın en yüce servetlerini, en değerli hazinelerini arz ve takdim ederek onu dunyanin en imrenilen en talihli varlığı yapabilmek mutluluğu... Bunun için neler feda etmezdim. Demek kızda sevme kabiliyeti varmış. Hayatta o kadar kötülük gördüm ki kimden olursa olsun iyilik beklemiyorum Pertev bey! Bir kadın,para için değil hiçbir şey için sevmediği erkeğe tek bir bakışını bile teslim etmemelidir. İnsan oldum, insan olmaya çalıştım da ne fayda gördüm?
1000Kitap
BöğürtlenMehmet Rauf · Kapra Yayıncılık · 20211,716 okunma
7/10
·232 syf.··
2026 30. kitabı
Japon yazar-YouTuber olan Uketsu’yu ilk defa okudum ve Tuhaf Resimler’den sonra diğer kitabı olan “Tuhaf Ev”i yarıladım bile. Uketsu, 1.87 milyon küsür takipçisi olan bir Youtuber fenomeni. Açıkçası ben kitapla karşılaşana kadar, böyle bir yazardan haberdar değildim. Daha tuhaf olan ise yazarın yüzünün bilinmemesi. Youtuber olmasına rağmen, videolarında bir maskeyle karşımıza çıkıyor ve bu yazarı, yazdıklarını daha da merak ettiriyor haliyle. Tuhaf Resimler, dokuz tuhaf resim etrafında gelişen hikâyelerden oluşuyor. Hamile bir kadının eskizlerini (illüstratör) bloga koyan eşinin, bu blogu bir tür günlük gibi kullandığını öğreniyoruz ve başlangıçta masum görünen çizimlerin aslında hiç de öyle olmadığını okuyoruz ve arkasından gelen farklı hikâyeler… Bu hikâyeler birbirinden farklı gibi görünse de, diğer öyküleri de okudukça hepsinin birbirine finalde bağlanışını hayret edip hayran kaldım. Usta işi bir kurgu olduğunu gönül rahatlığıyla itiraf ediyorum. Yazarın bu romanı “resimlerle” desteklemesi, siz çizgi roman okuyormuş gibi hissettirebilir, ama ciddiyetini kaybetmesine de izin vermiyor öte yandan. Bu tuhaf resimler, sizi hikâyenin hakimiyetini arttırdığını söyleyebilirim. Dağılan dikkati toplamak konusunda mükemmel bir yöntem kesinlikle. Bir korku-gerilim-gizemli üçlüsünden oluşan bir kurmacadan beklediğimin çok çok üstünde açıkçası. Beğeneceğinizi düşünüyorum. Hiç değilde farklı bir deneysel okuma sizi bekliyor. Yazarın Tuhaf Ev’i de iyi gidiyor. Onu da yorumlarım. Tavsiyemdir. Kitapla kalın!
Tuhaf ResimlerUketsu · Domingo Yayınları · 20251,896 okunma
8/10
·481 syf.·
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Serenad – DETAYLI KİTAP ÖZETİ 1. Başlangıç: Maya ve Profesör Wagner Roman, 2001 yılında İstanbul’da başlar. Ana karakter Maya Duran, İstanbul Üniversitesi’nde çalışan, boşanmış ve bir çocuk annesi bir kadındır. Bir gün üniversiteye gelen yaşlı bir misafirle ilgilenmekle görevlendirilir: 87 yaşındaki Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner. Başta sıradan bir görev gibi görünen bu karşılaşma, Maya’nın hayatını tamamen değiştirir. Bilgi Kirliliği 2. Şile Yolculuğu ve Gizem Profesör Wagner’in tek isteği vardır: Şile kıyılarına gitmek. Maya onu oraya götürdüğünde Wagner denize karşı bir “serenad” (müzikli ağıt) yapar. Bu sahne romanın kırılma noktasıdır. Burada Maya şunu fark eder: Bu yaşlı adamın geçmişinde çok büyük bir acı ve sır vardır. 3. Büyük Aşk: Wagner ve Nadia (Lina) Geçmiş yavaş yavaş açılır: Wagner, 1930’larda Nazi Almanyası’ndan kaçıp İstanbul’a gelen bir akademisyendir. Üniversitede öğrencisi olan Yahudi kökenli Nadia (Lina) ile tanışır. Aralarında imkânsız ama çok güçlü bir aşk başlar. Bu aşk: Irkçılık Nazi baskısı Toplumsal önyargılar nedeniyle sürekli tehdit altındadır. 4. Struma Faciası (Tarihin Acı Yüzü) Romanın en çarpıcı kısmı burasıdır. Lina ve ailesi, Nazi zulmünden kaçmak için Struma gemisine biner.
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,2bin okunma
Puan vermedi·143 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin dünyasının anlatıldığı 87 Oğuz birçok sınıfta varlığına tanık olduğumuz yaramaz, ama zeki bir çocuk olan Oğuz'un sorumluluk sahibi, arkadaşlarına destek olan ve başarılı bir kişilik haline gelmesinin hikâyesi... Marşlar, müsamereler, yapılan geziler birçok insanı okul günlerine götürecek canlılıkta anlatılmış. Cumhuriyet'in onuncu yılındaki eğitim anlayışını gözler önüne seren roman aslında öğretmenlerin ruh dünyasında çok fazla değişikliklerin olmadığının güzel bir göstergesi...
87 OğuzNimet Çalapala · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 2006442 okunma