Kitap sayıları
Halife el Me'mun'un 815'te Bağdad'da Darü'l-Hikme adı ile kurduğu kültür yuvasının kütüphanesinde bir milyon kitap vardı. 891'de bir gezgin, şehirde yüzden fazla genel kütüphanenin yer aldığını açıklamıştı. X. yüzyılda Irak'ta Necef gibi küçük bir şehir 40.000 kitaba malik bulunuyordu. Meraga Gözlemevi'nin direktörü Nasreddin Tusi, 400.000 ciltlik bir koleksiyonu bir araya getirmişti. İslam dünyasının diğer ucunda, Müslüman İspanya'da ise Kurtuba'da Halife el-Hakem, X. yüzyılda 400.000 ciltlik bir kütüphane meydana getirmiş olmakla gurur duyuyordu. Halbuki aynı tarihten dört yüz yıl sonra Fransa Kralı V. Charles (Charles le Sage), yani Bilge Şarl, sadece 900 kitap toplayabilmişti. Ancak tarihte hiç kimse bu konuda Kahire Halifesi el-Aziz ile boy ölçüşemeyecektir; zira bu insan, 6.000'i matematik ve 18.000'i felsefe kitabı olmak üzere 1.600.000 ciltlik bir kütüphane kurmuştu
Alıntı
Osmanlı'nın, iktisadî, siyasî ve askeri kayıpları
Osmanlı İmparatorluğu'nun, seferberlik ilan ettiği anda 22.000.000 insanı, 1.700.000 km toprağı vardı. Milli burjuvazi, tarihinde ilk kez kurulmaya çalışılıyor ve sanayi hamlelerine ça­balanıyordu. 2.850.000 insan cephelere gönderilmişti, savaş ekonomisi başladığında üretimden tüketime dönen bu potansi­yel ekonomik tüm dengeleri sarstı. Ülke zaten zor durumda idi. Almanya bizi savaşa sokarken verdiği 86,8 milyon lira yardımı borç hanesine yazdırmıştı. Osmanlı Avusturya'dan 14,5 ve sür­mekte olan Anadolu-Bağdat Demiryolu Hattı hesabı avansından 1 ,1 milyon lira borç aldı. Toplam alınan borçla birlikte savaş bütçesi için 203,7 milyonluk bir pay ayrıldı. Dengesiz olan piyasa bir anda sarsıldı, enflasyon hızı %300'e ulaştığında daha sava­şın ilk yılı idi. Bu dengesiz yapı karaborsanın önünü açtı, öyle ki piyasa değeri 35 kuruş olan et bu süreçte bir anda 200 kuruş, yumurta tanesi 0,5 kuruştan 8 kuruşa ve şekerin okkası 3 kuruş­tan 300 kuruşa yükseldi. Siviller için bunlar yaşanırken cephelerden alınan sayılar da çok kötü idi. Askere alınan 2.850.000 kişinin 550.000'i şehit düştü. 891 .000 kişi yaralanarak sakat kaldı. 240.000 kişi hastalık sonucu hayatını kaybetti. 103.701 kayıp ve 129.000 esir verildi. Toparlayacak olursak savaştan geri dönen kişi sayısı 936.299 kişi idi. Bundan önceki savaşları da ekieyecek olursak Anadolu, bit­miş bir haldeydi ve yaralarını saramayacak kadar yorgundu.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Annalen der Physik'in kapağı bana bakıyordu, onu paketin içinden çekip çıkardım. Derginin içindekiler kısmını hızla tararken aralarından "On the Electrodynamics of Moving Bodies" başlığını hemen seçtim, yazar olarak yanında Albert Einstein ismi geçiyordu. İsmimin yazmıyor olması moralimi bozmamıştı; muhtemelen içindekiler bölümünde sadece tek yazarın isminin sığabileceği kadar yer vardı ve gönderdiğimiz makalede de öne Albert'ın ismini yazmıştık. Aramızda geçerli diploması olan kişi o olduğu için bu bir tür mecburiyetti. Sayfaları karıştırarak nihayet 891. sayfaya ulaştım. Kılı kırk yararak oluşturduğum başlık işte oradaydı. ... Basılı hali inanılmaz görünüyordu, umduğumdan bile daha iyiydi. Gözlerim sayfanın geri kalanında gezindi. İsmim neredeydi? Makaledeki her kelimenin tek tek üzerinden geçtim ama ismim hiçbir yerde yazmıyordu. Mileva Marić Einstein ismi dipnotlarda dahi yoktu. Başlığın altında sadece bir kişinin ismi vardı: Albert Einstein.
Sayfa 271·Kitabı okudu
Eski Asur ‘un oluşumunda karışıklık içinde olan Mezopotamya krallıkları sınırların belirlenmesi için savaş içindeydiler. Asurun sınır bölgeleri Mezopotamya’da egemen olmuş Krallık ve beyliklerin barındıkları alanlarla kesilmişti. Mezopotamya’da istikrarsızlık içinde bulunan Krallık ve beyliklerin içinden iki kent devleti ortaya çıkmıştır. Bunlar; M.Ö. 2000 yılının ortalarında yukarı Mezopotamya’da Asur, aşağı Mezopotamya’da da Babil kent krallıklarıydı. Bu iki kent devleti ile birlikte ortaya çıkan diğer krallıklar da Larsa, İsin, Eşnunna ve Mari krallıklarıdır. Bunlar 3. Ur hanedanlığının yaklaşık M.Ö. 2020 yılında yıkılmasıyla ortaya çıkan Krallıklıklardı. Asıl anayurtları Arabistan Yarımadası olan Asurlular Sami kökenlidirler. İlk ünlü kralları da Şams-ı Adad’tı. Bu iki Krallık; Asur ile Babil krallıkları dost geçinen iki düşman krallık olarak tarihte yerlerini aldılar. MÖ. 911 -891 tarihleri arasında hüküm süren Adad Nirari zamanında Asur İmparatorluğu’nun temelleri atılır. MÖ. 900 yıllarında ortaya çıkan Urartular, Asurluların en tehlikeli düşmanları oldular. MÖ. 610 yılında Med krallığıyla ortak hareket eden Babil kralı Nabu Kudurru tarafından ortadan kaldırıldılar. Nitekim MÖ. 612 -609 yılları arasında Kaldaniler’le Medlerin yaptıkları akınlarla Asur tamamen yıkılarak tarih sahnesinden silindi.
Sayfa 126·Kitabı okudu
815 yılında yani Avrupa'nın daha okuma yazma nedir bilmediği bir devirde Halife Me'mun Bağdat'ta, içinde 1 milyon kitap bulunan Beyt'ül Hikme/ Bilgelik Evi'ni kurar, 891 yılında bir seyyah Bağdat'ta yüzden fazla halk kütüphanesinin bulunduğunu kaydeder.
Sayfa 108·Kitabı okudu
Alıntı
800 yılında Britanya adalarında nüfusu yüz bini aşan tek şehir Londra'yken 1 891'e gelindiğinde bu nüfustaki şehirlerin sayısı yirmi üçü bulmuştu bile. Önceleri sadece elit bir kesimin ulaşabildiği mallar ve hizmetler kısa bir süre içinde yaygınlaştı, çok daha geniş kitleler tarafından ulaşılabilir oldu. Lüks tüketim, adabı muaşeretin bir parçası haline geldi, adabı muaşeret bir gerekliliğe dönüştü. 1 745 yılında İngiltere'nin güneyinde seyahate çıkan Daniel Defoe göz kamaştıran vitrinleri ve ürünleriyle büyük mağazaların açılışına tanık oldu.