En büyük ayıbımız -I-
Hacı Bektaş Veli diyor ki:
İman bir hazinedir. Allah?ın lanetlediği iblis bir hırsızdır. Akıl hazinedardır. O halde, hazinedar giderse, hırsız hazineyi ne eder? (Çalar)
Bir söze göre İman koyundur. Akıl çobandır. İblis kurttur. Çoban giderse, kurt koyunu ne yapar? (parçalayıp yer)
Bir söze göre de İman süt, akıl bekçi, iblis ittir. Üçü de bir evdedir. Bekçi evden gidip de süt bekçisiz kalırsa, it sütü ne yapar? (içer)
Hacı Bektaş Veli?nin verdiği bu üç örnekte görüldüğü gibi imanın korunmasında, aklın birinci derecede önemi vardır.
Şimdi yeni bir soru ile karşı karşıya bulunuyoruz: Aklımızı neyle kuvvetlendiririz? Veya aklımızı nasıl kuvvetli hale getiririz?
Batılı ilim adamları; ?Aklımızı zengin bir kelime hazinesiyle iyi bir şekilde kullanabiliriz!? diyorlar. Bu bakımdan, Batı dünyasında devletler, eğitimciler, yetişen gençlerin, zengin bir kelime dünyasına sahip olması için çok ciddi bir gayret içinde oluyorlar. İşte çok önemli bir örnek: İngiltere?de devlet, sekiz yıllık eğitimden geçen çocukların ders kitaplarını 71 bin kelime ile yazıyor, yazdırıyorlar.
Bu rakam, Japonya?da 40 bin, İtalya?da 32 bin, Türkiye?mizde ise 7 bindir. Ve bizim çocuklarımız da bu 7 bin kelimenin 9 bin 10?uyla düşünüp konuşmaktadırlar. Edebiyatımızın, sanatımızın, ilmi araştırmalarımızın Batının çok gerilerinde kalmasının sebebi budur: Kelime fukaralığı! O bakımdan, 1985 yılı rakamlarına göre, Türkiye?de bir yılda basılan kitap sayısı: 7 bindir.
Hâlbuki ABD?de bin kişiye: 4 bin 700 kitap, Almanya?da bin kişiye: 2 bin 700 kitap, Fransa?da bin kişiye, bin 700 kitap, Japonya?da ise bin kişiye: Bin kitap düşmektedir.
Bizim zenginliğimiz kahvehanelerimizdir. Batıda 4 bin kişiye bir kütüphane düştüğü halde, Türkiye?de 64 bin kişiye bir kütüphanemiz açıktır. Ama