968
hay olmak yapılması gereken işlerin cevap­lan­ması gere­ken yazıların yeti­şil­mesi gere­ken oturumların kaçı­rıl­ma­ması gere­ken fırsatların arasında nefes aldığımıza şükretmenin bir adım ötesine geçebilmek aldığımız nefesi hissedebilmek değilse nedir Cevahir Sevil 15.6.2026 📝📸
Mart ayının 3. çapraz okuması ve yeni okuma arkadaşım Hayalet Prompt! İlyada Bu İlişkiyi Konuşmalıyız Gelibolu Şeytan Tangosu Kadından Kentler
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Altay Cem Meriç Kimdir?
youtube.com/shorts/F9buAqsN... Tarih kaynak ve belgelere göre yazılır. Kaynağın doğruluğunu bir başka kaynakla çürütebilirsiniz. Olay bu kadar basit, arkaya bir müzik koyup zırvalamakla tarihe atmakla olmuyor o işler. Kaldı ki üstünü örterek yakın tarihten, yok sansürlü, gizli kalmış eserlerden dem vurması akla şu isimleri getiriyor -ki kendisi birazdan sayacaklarımin hepsini sever hocası olarak görür: "Türkiye'yi tanımak istiyorsan Kadir Mısıroğlu'nu anlamak zorundasın." der kendisi. Peki madem tanıyalım: Kadir Mısıroğlu: #265430488 Necip Fazıl Kısakürek'e de bayılır, metheder. Buyrun onu da tanıyalım: #264847718 “Ben Milliyetçi bir adamım, bilinir. İslâmla derdi olanın Türklükle derdi vardır.” Hadi lan ordan! Türkler, İslam'ı kabul etmeden önce de Türktü. Büyük bir milletti. İslam'ı Türk yüceltti. Kimse Kur'an'ı Kerim'e bizler kadar değer vermez misal. Bak Araplara inmiş ama okuma kitabı gibi yayıla yayıla okuyorlar. Bir de bize bak. Neyse uzatmayacağım. Milliyetçiymiş. Papucumun milliyetçisi. 3. Görsel Altay Cem Meriç’in, AKP’li Çorum Belediyesi bünyesinde verdiği konferansın 127.968 TL’ye mâl olduğu ortaya çıkmıştı. Toplam alım bedeline dikkat dikiz olunuz. Size normal geliyorsa bana anorMAL geliyorsunuz arkadaşlar. 4. ve 5.. Görsel Altay beyin fetöcü "abisi": x.com/i/status/201081... Ve Altay bey, temiz Türk gençlerini ne ile yaftalıyor tahmin edin -İslam dininde affı olmayan bir günahtır kul hakkı-: x.com/i/status/201081... x.com/i/status/201086... =)) x.com/i/status/186603... x.com/i/status/193397... Uzun bir yazı hazırlayacaktım normalde, geniş çaplıydı ama içinden çıkamadım,
968. "Hiç durmadan ummadığım yönlerden darbe yemek acı veriyor." (28 Mayıs 2025 20.21-Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, Joanne Greenberg)
Adamlar -Kadın (eşliğinde)
Murathan Mungan'ın "Kadından Kentler" kitabı, edebiyat dünyasında nadir rastlanan bir derinliğe sahip. Bu, sadece bir kitap değil; Anadolu'nun ve Türkiye'nin dört bir yanından gelen kadınların ruhundan süzülüp kâğıda dökülmüş bir çığlık, bir ağıt. ​Kitap, her biri başlı başına birer destan olan kadın hikâyeleriyle örülmüş. Her kadının acısı, adeta farklı bir yörenin, farklı bir türküsü gibi yankılanıyor. Mungan, bu toprakların kadınlarını öyle bir gerçeklikle anlatıyor ki, okurken yüreğinizin kanadığını hissediyorsunuz. Onların hikayeleri, kanayan bir yara gibi sızlıyor. ​"Sanki doğan her kadın, anasından ak süt değil de, katran karası bir kader yazgısı içmiş gibi..." ​İşte bu cümle, kitabın bana yaşattığı duygunun özeti. Tek bir cümle ile ancak bu kadar duru ifade edilebilir. Okurken bu coğrafyanın kadınlarına biçilen o ağır, kaçınılmaz kadere tanıklık ediyorsunuz. Yazar, hikâyeleri ilmek ilmek öyle özenle işlemiş ki, her bir satır sadece zihninize değil, doğrudan ruhunuza işliyor. Bu hikâyelerde çokça biz varız; annelerimiz, komşularımız, belki de bizzat kendimiz. "Kadından Kentler", bize ait olanı, unuttuklarımızı ve görmezden geldiklerimizi yüzümüze çarpıyor. ​ ​Bu kitabı okumak, bir edebiyat şöleni yaşamakla kalmayıp, aynı zamanda derin bir sosyal hafıza tazeleme deneyimi. Eğer bu topraklara, bu topraklardaki kadına ve onun benzersiz, çoğunlukla trajik yazgısına dair samimi ve çarpıcı bir yüzleşme arıyorsanız, "Kadından Kentler" tam da aradığınız o eser. Şiddetle tavsiye ederim. Kadından Kentler İncelemeyi yazarken kulaklarımda çokça çalan müziğin linkini buraya iliştiriyorum:) Kadın, kadın Ne desem yalan, Ne desem yarım.. youtu.be/uBts60V3Txg?si=...
MAKALAT kitabını hem Alevilere, hem de Sünnilere okutabilsek
En büyük ayıbımız -I- Hacı Bektaş Veli diyor ki: İman bir hazinedir. Allah?ın lanetlediği iblis bir hırsızdır. Akıl hazinedardır. O halde, hazinedar giderse, hırsız hazineyi ne eder? (Çalar) Bir söze göre İman koyundur. Akıl çobandır. İblis kurttur. Çoban giderse, kurt koyunu ne yapar? (parçalayıp yer) Bir söze göre de İman süt, akıl bekçi, iblis ittir. Üçü de bir evdedir. Bekçi evden gidip de süt bekçisiz kalırsa, it sütü ne yapar? (içer) Hacı Bektaş Veli?nin verdiği bu üç örnekte görüldüğü gibi imanın korunmasında, aklın birinci derecede önemi vardır. Şimdi yeni bir soru ile karşı karşıya bulunuyoruz: Aklımızı neyle kuvvetlendiririz? Veya aklımızı nasıl kuvvetli hale getiririz? Batılı ilim adamları; ?Aklımızı zengin bir kelime hazinesiyle iyi bir şekilde kullanabiliriz!? diyorlar. Bu bakımdan, Batı dünyasında devletler, eğitimciler, yetişen gençlerin, zengin bir kelime dünyasına sahip olması için çok ciddi bir gayret içinde oluyorlar. İşte çok önemli bir örnek: İngiltere?de devlet, sekiz yıllık eğitimden geçen çocukların ders kitaplarını 71 bin kelime ile yazıyor, yazdırıyorlar. Bu rakam, Japonya?da 40 bin, İtalya?da 32 bin, Türkiye?mizde ise 7 bindir. Ve bizim çocuklarımız da bu 7 bin kelimenin 9 bin 10?uyla düşünüp konuşmaktadırlar. Edebiyatımızın, sanatımızın, ilmi araştırmalarımızın Batının çok gerilerinde kalmasının sebebi budur: Kelime fukaralığı! O bakımdan, 1985 yılı rakamlarına göre, Türkiye?de bir yılda basılan kitap sayısı: 7 bindir. Hâlbuki ABD?de bin kişiye: 4 bin 700 kitap, Almanya?da bin kişiye: 2 bin 700 kitap, Fransa?da bin kişiye, bin 700 kitap, Japonya?da ise bin kişiye: Bin kitap düşmektedir. Bizim zenginliğimiz kahvehanelerimizdir. Batıda 4 bin kişiye bir kütüphane düştüğü halde, Türkiye?de 64 bin kişiye bir kütüphanemiz açıktır. Ama